(3402 S. K. m. 14, 17) (766 S. K. m. 33)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Kadastro Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine adir verilen 20.10.1999 gün ve 1995/824 E.- 1998/111 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan Hazine vekili ile müdahil vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 6.7.1999 gün ve 1999/2765-3497 sayılı ilamı ile; (...Kadastro sırasında 2894 ve 2905 parsel sayılı sırasıyla, 4809 m2 ve 658.05 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 1965 yılında yapılan tapulama sırasında cebel vasfı ile tahdit ve tespit harici bırakılan yerlerden olduğundan, önceden ve sonradan orman tahdidi içine alınmadığından, S. D. tarafından imar ve ihya dilerek tarla haline getirildiğinden söz edilerek hazine adına tespit edilmiştir. Davacılardan S. D. kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yusuf Özkaya anyı nedenle davaya katılmıştır. Diğer davacılar C. Ö. ve ardakaşları S. D. ve R. D.'ı davalı göstermek suretiyle aynı taşınmazlara yönelik olarak 1995/862 esas sayılı dava dosyası ile kazandırıcı zamanışımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece her iki dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacılardan S. D.'ın davasının kabulü il dava konusu her iki taşınmazında davacı S. D. adına tapuya tesciline diğer davacılar C. Ö. ve katılan Y. Ö.'nın davalarının reddine karar verilmiş hüküm davalı hazine ile katılan Y. Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu taşınmazlar üzerinde davaya katılan Y. Ö.'nın iktisap sağlayan zilyetliğinin bulunmadığı, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenle adı geçenin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2- Davalı hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı S. D. yararına imar ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarnını gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurlmuş ise de, delillerin değerlendirilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Toplanan delillere göre dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1965 yılılnda yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların taşlık, çalılılk niteliği ile kadastro dışı bırakıtlıdğı, bu tarihte sonra davacıların taşınmazları imar ihya ederek tarım arazisi haline getirdikleri ve 1994 yılında adlarına tescil için tescil davası açtıkları tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süre tasarruf ettikleri dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. 766 sayılı Tapulama Kanununun 1617 sayılı Kanunla değişik 33. maddesi hükmünce imar ve ihya yoluyla taşınmaz edinme olanağı: bulunmamaktadır. İmar ihya yoluyla taşınmaz edinme olanağını 9.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu sağlamıştır. Anılan Kanunun 17/1 maddesi hükmünce imar ihla yoluyla 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen koşulların da bulunması halinde özel ve tüzel kişilerine taşınmaz edinmeleri mümkündür. Ne var ki anılan yasanın 17/2.maddesi hükmü ile il, ilçe ve kasabaların imar planını içinde kalan taşınmazlar hakknıda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17/1 maddesi hükmü uygulanamaz. Dava konusu taşınmazların 1989 yılında imar planının yapıldığı e mücavir alan çinde kaldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Buca Belediye Başkanlığı yazıları içeriği ile anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazların imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün değlidir. Açıklanan nedenlerle davacıların davasının reddine, taşınmazların hazine adın tesciline karar verilmesi gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalılardan Hazine vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edilği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava hukuksal nitelikçe imar ve ihya nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı az yukarıda açıklanan nedenlerle Özel Daire'ce bozulmuştur. Mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire çoğunluk görüşü arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların imar planı dışında ancak mücavir alan içinde kalması nediniyle imar ve ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin hukuki sorunun aydınlanmasında toplanmaktadır. Dosya konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırlaması dışında kaldığı, tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kanunun 14.maddesnde yazılı koşulların adlarına tescil kararı verilen zilyetleri adına gerçekleştiği toplanan delillerle saptanmıştır. Yine 17.maddesinin 1.fıkarsındaki koşullar da zilyetleri yararına sübut bulmuştur. Öte yandan taşınmazlar, Kaynaklar Köyü sınırları içerisindedir. 3402 sayılı Yasanın 17/2. maddesi il, ilçe ve kasabaları imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlara münhasırdır. Buca Belediyesi İmar Müdürlüğünün 2.5.1996 tarihli karşılık yazısında dava konusu taşınmazların imar planı dışında, olduğu salt müvavir alan içinde kaldığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum karşısında taşınmazların mücavir alan içinde kalması 3402 sayılı Kanunun 17.maddesinin öngördüğü doğrultuda zilyet aleyhine yorumlanması hukuken mümkün değildir. Hal böyle olunca dosyadaki bilgi ve belgeler az yukarıda açıklanan ve oluşan yasal koşullar ışığında dava konusu taşınmazların zilyetlikte kazanılmasına engel bir durumun bulunmadığı açıktır. O nedenle yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir ve onanmalıdır.
Sonuç: Davalılardan hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnm kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13.maddesinin "j" bendi gereğince harç alınmamasına, 26.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy