(3402 S.K. m. 4) (1086 S.K. m. 363)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karaman Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.6.1999 gün ve E. 96/11- K. 99/52 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.10.1999 gün ve E. 99/4593- K. 99/4846 sayılı ilamı ile; (...Hükmüne uyulan Yargıtay daire bozma kararında özetle; taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte mera tahsis haritası varsa uygulanması, tahsis yoksa taşınmazın geleneksel biçimde kullanıla gelen mera olup olmadığının araştırılması komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının kesin süreye rağmen keşif giderini yatırmaması nedeniyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın kesin süreye rağmen keşif giderini yatırmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir. Keşfe gidilebilmesi ve keşif giderinin yatırılması için dosyanın keşfe hazır duruma getirilmiş olması gerekir. Oysa mahkemece yerel bilirkişi belirlenmesi için idareye iki kez yazı yazıldığı halde olumsuz yanıt alınmış böylece yerel bilirkişi belirlenememiştir. Bu nedenle dosyanın keşfe hazır olduğundan söz edilemez. O halde, mahkemece mutlak surette keşifte dinlenecek yerel bilirkişilerin sağlanması olmadığı takdirde taraflara bilirkişi veya tanık gösterme olanağı tanınmalı, bundan sonra keşif giderinin yatırılması için kesin süre verilmeli, yatırılmadığı takdirde gereği yapılmalıdır. Açıklandığı şekilde işlem yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı Ayşe Adıgüzel vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Kadastro tespiti sırasında 1889 parsel sayılı 23200 m2 yüzölçümlü taşınmaz, tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş; davacı Ayşe Adıgüzel, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespitin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemenin davanın reddi ile taşınmazın mer'a olarak sınırlandırılmasına ilişkin ilk kararı Özel Dairece, taşınmazın mer'a olup olmadığı yönünden yapılan araştırma ve soruşturmanın yetersiz olduğu bildirilerek, taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte mer'a tahsis haritasının uygulanması; yoksa, taşınmazın geleneksel biçimde kullanıla gelen mer'a olup olmadığı araştırılmak üzere eksik inceleme nedeniyle bozulmuş; mahkemece, Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının kesin süreye rağmen keşif giderini yatırmaması nedeniyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tarla vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Bu kere özel Dairece, keşfe gidilebilmesi ve keşif giderinin yatırılması için dosyanın keşfe hazır duruma getirilmiş olması zorunludur. Dosya keşfe hazır bulunmadığına göre bu yönde verilen kesin mehil usule uygun değildir gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece; 17.9.1998 tarihli oturumda davacı vekiline, keşif giderinin keşif gününde 3 gün önce yatırılması konusunda kesin mehil verildiğini, kesin mehilin sonuçlarının ihtar edildiği, dosyanın keşfe hazır olduğu, yerel bilirkişi için yazılan yazıya verilen cevabın ve yerel bilirkişi listesinin E. 1996/12 sayılı dosyada bulunduğu; keza taşınmaza sınırdaş olan parsellerin keşif hazırlığı tamamlanıp, komşu parsel tutanak ve dava dosyaların tomar halinde E. 1996/12 sayılı dosya içinde bulunduğu açıklanarak önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkemece 17.9.1998 günlü oturumda, davacı vekilin keşif giderinin keşif tarihinden 3 gün önce yatırması konusunda kesin mehil verilmiş, keşif gideri yatırılmamış ve keşfe de gidilememiştir. Davacı vekili takip eden oturumda, keşif tarihinde hava muhalefeti olduğundan masraf yatırmadığını bildirmiş, yeniden keşif günü verilmesini istemiştir. Mahkemece takip eden 3.11.1998, 15.12.1998 ve 25.2.1999 tarihli 3 oturumda "...mevsim itibariyle keşif yapma olanağı bulunmadığından keşif gününün gelecek oturum tensip edilmesine..." karar verilmiştir. Böylece, kesin mehilin usulüne uygun olmadığı mahkemece de zımnen benimsenmiş ve yeni keşif günü verilmesi düşünülmüştür.
O halde, mahkemece dosyanın keşfe hazır edildikten sonra ve mevsim itibariyle de gidilebilecek bir tarihte keşfe gidilmek üzere keşif giderini yatırması için davacı tarafa kesin süre vermesi; kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkça yazılıp, ihtar edilmesi zorunludur. Açıklandığı şekilde işlem yapılmadan ve kesin mehil verildikten sonra dört oturum geçirilerek kesin mehile uyulmama nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 26.04.2006gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy