(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karaman Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.6.1999 gün ve 1996/364 E- 1999/50 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 19.10.1999 gün ve 1999/4592-4836 sayılı ilamı ile;
(...Kadastro sırasında 185 ada 26 parsel sayılı 9750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve miras hakkına dayanılarak Havva Villi, Emin Kızı Ayşe Taş ve İbrahim kızı Ayşe Taş adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacılar Gani Çelik, Ali Çelik ve Ahmet Çelik satın almaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tespit maliki davalıların miras bırakanlarına ait iken ölümü ile kendilerine kaldığı tespit tarihinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalılar yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tanıkları taşınmazın 1958 yılında satın alındığını o tarihten tespit tarihine kadar davacıların zilyet olduğunu bildirmiş, davalı tanıkları ise taşınmazın davalıların miras bırakanı 1959 yılında ölen Emin Güngör'e ait iken davalılara kaldığını, davalıların zilyet olduğunu belirtmiştir. Şu hale göre taraf tanıklarının beyanı birbiri ile Gelişmiştir. Mahkemece çelişki üzerinde durulmamış, beyanları arasındaki çelişki giderilmemiş, davacıların dayandıkları senedin aslı getirtilmemiş, sağ ise onaylayan muhtar dinlenilmemiştir. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde, tespit bilirkişileri, yerel bilirkişi, tarafların tanıkları ve davacıların dayandıkları senedin aslı getirtilerek sağ ise senedi onaylayan muhtarda hazır bulundurulmak suretiyle dinlenilmeli, beyanlar arasında çelişki doğduğu taktirde giderilmeli, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, satılıp satılmadığı, kim tarafından kullanıldığı sorulup saptanmalı toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER : Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine, itiraza ilişkindir.
Kadastro tespiti sırasında 185 ada, 26 parsel sayılı 9750 m2 yüzölçümlü taşınmaz satın almaya, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine dayanılarak eşit hisselerle Mehmet evlatları Gani, Ahmet ve Ali Çelik adlarına tespit edilmiş, tespite Emin Güngör mirasçılarının komisyona itirazları üzerine, itiraz kabul edilerek, vergi kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve miras hakkına dayanılarak Emin kızları Havva Villi ve Ayşe Taş ile İbrahim kızı Ayşe Ateş adlarına tespit edilmiştir.
Davacılar Gani, Ahmet ve Ali Çelik satın almaya ve zilyetliğe dayanarak tespitin iptali ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemiş; yerel mahkeme, dava konusu taşınmazın tespit maliki davalıların miras bırakanı Emin Güngör'e ait iken ölümü ile davalılara kaldığı, tespit tarihinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalılar yararına gerçekleştiği kabul edilerek davanın reddi ile taşınmazın komisyon kararında olduğu gibi davalılar adına paylan oranında tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.
Yerel mahkemenin kararı, Özel Dairece yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığından söz edilerek eksik inceleme nedeniyle bozulmuş; mahkeme, davacıların zilyetliklerinin çekişmeli olduğu; mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda karar verildiği, davacıların senet aslını ibraz etmediği gibi senette adı geçen kişiler; tanık olarak göstermediklerini; tespit bilirkişilerin yeniden dinlenilmesinin davaya yenilik katmayacağını; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olduğuna dayanılarak önceki kararda direnilmiştir.
Davacılar, dosyada fotokopisi bulunan 1.4.1958 tarihli senede, davalı taraf ise 1937 tarih 735 tahrir nolu vergi kaydına dayanmışlardır. Davacı tanıkları taşınmazın 1958 yılında davacıların babaları Mehmet tarafından satın alındığını, o tarihten tespit tarihine kadar davacıların zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Davalı tanıkları ise taşınmazın 1937 yılından 1959 yılına kadar davalıların miras bırakanı Emin Güngör'e ait olduğunu, 1959 yılında Emin'in ölümü ile davalılara kaldığını, davalıların zilyed olduğunu ifade etmişlerdir. Şu durum karşısında tanık beyanları arasında anlatılan çelişki giderilmediği gibi keşifte yapılan uygulama da yetersizdir.
Öte yandan dosya kapsamından, taraflar arasında davalı oldukları ve bir bütünden ayrılmış bulunan 182 ada 20, 22 parseller ile 185 ada 21, 23, 24, 25 ve 26 parsellere ait dava dosyaları olduğu anlaşılmaktadır. Bu davaların aynı sebepten doğması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması nedeniyle HUMK. 45. maddesi hükmü gereğince bu dava dosyaları getirtilerek birleştirilmeli, bundan sonra davacı tarafın dayandığı 1.4.1958 tarihli senet aslı, davacı vekilinin kadastro elamanlarına verildiğine ilişkin beyanı doğrultusunda araştırılmalıdır. Yine mahallinde yeniden yapılacak keşifte senet tanıkları ile senedi onaylayın muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri sağsa, tespit bilirkişileri ve komisyon incelemesi sırasında dinlenilen tanıklarla birlikte dinlenilerek, gerek davacı tarafın dayandığı 1.4.1958 tarihli senedin, gerekse davalı tarafın dayandığı 1937 tarih 735 tahrir nolu vergi kaydının hudutlarının 182 ada 20, 22 parsellerle, 185 ada 21, 23, 24, 25 ve 26 parselleri bir bütün olarak kapsayıp kapsamadığı tespit edilmelidir. Ayrıca keşif mahallinde taraf tanıkları yeniden dinlenilerek yüzleştirme yapılmalı, beyanları arasında çelişki giderilmeye çalışılmalıdır. Gerek mahalli ve tespit bilirkişilerinden gerekse tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, satılıp satılmadığı, kimden kime kaldığı, kimin ne şekilde zilyet olduğu, zilyetlik süreleri ve taşınmazın bütün halinde iken hangi parselleri kapsadığı ve hudutları ile komşuları sorulup, saptanmalıdır. Tüm bu işlemler ve araştırmalar tamamlandıktan sonra hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek, eksik inceleme araştırma ve uygulama sonucu direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 26.04.2006gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy