(3402 S. K. m. 4) (3621 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyşehir Kadastro Mahkemesi'ne davanın reddine dair verilen 3.6.1998 gün ve E.97/14- K.98/116 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 22.12.1998 gün ve E. 98/5553 - K. 98/5703 sayılı ilamıyla; (...Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz vergi kaydına, satın almaya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kıyı kenar çizgisi ve milli park kapsamında kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu bu nedenle özel mülkiyete konu olamayacağını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı ve taşınmaz üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de taşınmazın 3621 sayılı kanuna göre belirlenen kıyı kenar çizgisinin içinde bulunduğu ve buna ilişkin haritaya taraflardan hiçbirinin itiraz etmediği ve böylece bu davada uygulanması gereken belge niteliğini kazandığı dosya içeriğiyle anlaşılmıştır. Taraflardan hiçbirinin itirazına uğramayan bu işlemin yok farz edilerek ve 28.11.1997 gün ve 1996/5-1997/3 sayılı içtihadı birleştirme kararına yanlış anlam verilerek yeniden bilirkişi aracılığıyla kıyı kenar çizgisinin tespit edilmiş olması isabetsizdir. Tarafların kıyı kenar çizgisini içeren ve 3621 sayılı kanuna göre belirlenen haritaya itiraz ederek bu haritanın yanlış olduğunu ve kıyı kenar çizgisinin geçmesi gereken yerden geçirilmediğini ileri sürmemiş bulunmaları karşısında itiraza uğramış ve yok sayılarak yeniden bilirkişi aracılığıyla belirlenen kıyı çizgisi esas alınarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisinde bulunduğu ve bu niteliğiyle zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gözönünde tutulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı Hazine vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararı Özel Dairece yukarıdaki gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece, dava tarihinde kıyı kenar çizgisi ile ilgili işlemin kesinleşmediği; mahallinde, 28.11.1997 gün ve 96/5-3 sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı; dava konusu 129 ada 325 parselin bilirkişi raporu ile tespit edilen kıyı kenar çizgisinin ve milli park alanının dışında kaldığı bildirilerek önceki kararında direnmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 26.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy