(3194 S. K. m. 11) (2981 S. K. m. 10) (29.5.1996, 1996/17-294 E., 1996/426 K. HGK)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 9/5/2000 gün ve 2000/35-135 sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 1/11/2000 gün, 2000/8-1338 Esas, 2000/1601 Karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurul ilamında gösterilen gerektirici nedenlere ve özellikle Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmaz ve yörenin öncesinin kamu malı niteliğindeki yayla yeri sayılıp sayılamayacağı ve taşınmazın nitelik kaybına uğraması halinde ve şartlar oluştuğunda zilyetlikle kazanılıp kazanılmayacağı noktalarında toplanmaktadır. Yerel Mahkemenin gerek ilk kararında ve gerekse direnme kararında ve davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin "Tekir yaylası" olarak anıldığı, halkın serinlemek için kullanılan arazilerden olduğu, ancak taşınmazın kullanım şekli itibariyle "Tekir yaylasının" genel tanımı yapılan yayla tipine uymadığı burasının "Çukurova'ya" nazaran daha serin olmasından dolayı halk arasında "yayla" olarak anıldığı, ayrıca Belediye hudutları içerisinde kaldığı, yaygın yapılaşma ve yerleşmenin mevcut olduğu ileri sürülmüştür. Taşınmazın bulunduğu mevki herkesçe bilinen maruf ve meşhur "Tekir yaylasıdır". Taşınmazın bulunduğu yörede yaygın yapılaşma ve yerleşme olgusundan söz edilerek bu yerin yayla olmadığı ileri sürülmektedir. Öncesi yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında kullanılarak yazlık evler yapılmak suretiyle yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet vermeleri taşınmazın öncesinin kadim yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 29/12/1995 gün ve 1995/7745-7843 sayılı ve 7.Hukuk Dairesinin 29/1/1996 gün ve 1995/7700 esas, 1996/690 sayılı kararlarında, Karaisalı ilçesinde bulunan Kızıldağ yaylasındaki arsa ve evlerle ilgili tespite itiraz davalarının temyiz incelemesi sonucu Dairelerin vermiş oldukları bozma kararlarında "nizalı yerle çevresinin Kızıldağ yaylası olduğu, şahısların bu yerde yayla evi yapmak ve arsa olarak kullanmak suretiyle yararlandıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda TAŞINMAZIN EVVELİYATININ YAYLA YERİ OLDUĞUNUN KABULÜ GEREKİR. Denilmiş ve bu düşünce ile yerel mahkeme kararları bozulmuş, HGK.nun 29/5/1996 gün 1996/17-294-426 ve aynı tarih 1996/7-295-425 sayılı kararlarıyla Daire kararları benimsenmiştir. Böylece Özel Daireler ve Genel Kurul taşınmaz ve çevresinin bulunduğu yerin herkesçe bilinen bir yayla içerisinde bulunması halinde taşınmazın evveliyatının yayla yeri olduğunun kabulü gerekeceği görüşünü benimsemiştir. Tartışmaya konu taşınmazın bulunduğu Tekir yaylası sadece bölge halkı tarafından bilinen bir yer olmayıp herkesin bildiği tanıdığı yurt genelinde maruf bir yerdir.
Uyuşmazlığın diğer bir yönü de taşınmazın nitelik kaybına uğraması halinde ve şartları oluştuğunda zilyetlikle kazanılıp kazanılmayacağı noktasıdır. 9/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 11. maddesinin son fıkrasında aynen; "hazırlanan imar planı içerisindeki kadastrol yollar, meydanlar, meralar imar planı onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanan imar planı kararıyla kullanma amacına konu ve tabi olurlar" denilmiştir. Görüldüğü üzere yasa madde kapsamına kadastrol yolları, meydanları ve meraları almıştır. Bu yerlerin imar planının onayı ile niteliklerini kaybedeceklerini kabul etmiştir. Taşınmazın bulunduğu yerde onaylanmış imar planının varlığını kabul etsek dahi yaylalar madde kapsamına alınmamıştır. 2981 sayılı Kanunun 10. maddesinin de uyuşmazlıkla ve kamu malının nitelik yitirmesiyle ilgisi yoktur. Ancak maddenin imar mevzuatına aykırı yapılmış arsa ve arazilerle ilgili C bendinin 4.fıkrasında; üzerinde yapılanma bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin Valiliğin talebi üzerine Belediye ve Özel İdare adına tapuya tescil edileceği kabul edilmiştir.
Öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılanma ve yerleşme alanı haline getirilerek burası Çukurova'ya nazaran daha serin olduğu için halk arasında yayla olarak anılmaktadır şeklindeki gerekçe ve düşünce ile taşınmazın özel mülkiyete konu hale getirilmesi ve bu tür taşınmazların fazlalığı ve bulundukları yörede yaygın yapılaşma ve yerleşmenin varlığı öncesinin yayla olmadığını kabule yeterli değildir. Bilinen bu gerçekler karşısında dinlenen yerel bilirkişi, tanık beyanlarına ve teknik bilirkişi raporlarına değer verilerek davanın kabulü yönüne gidilmiş olması da isabetsiz ve yasaya aykırıdır. O halde;
Sonuç: Dava konusu yer, Tekir yaylası ismi ile maruf ve meşhur yerlerden olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamunun yararlandığı yayla niteliğindeki kamu mallarından bulunmakla özel mülkiyete konu edilemez. Davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme hükmünün bozulmasına dair özel daire kararı ile bu kararı yerinde gören Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve HUMK.nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiç birisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, 3506 sayılı Yasanın 4. maddesinin b-1 fıkrası hükmüne göre takdiren ( 36.000.000 ) lira para cezasının ve ( 6.610.000 ) lira harcın düzeltme isteyenden alınmasına, 31.1.2001 gününde 2.görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy