(1475 S. K m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat-alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 19.6.2000 gün ve 2000/309-358 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 14.9.2000 gün ve 2000/11510-11708 sayılı ilamı ile; (...Mahkemece davacı lehine hükmedilen ihbar tazminatı, Toplu İş Sözleşmesinde işçi lehine getirilen süre yerine 1475 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesindeki ihbar önel süresi ve aynıyasanın 14. maddesinde kıdem tazminatına uygulanan tavan sınırı uygulanarak belirlenmiştir.
Kanundaki ihbar önelleri asgari olup iş akdi veya toplu iş sözleşme hükümleri ile işçi lehine uzatılabilir. Ayrıca 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde getirilen tavan sınırlaması kıdem tazminatına uygulanan bir sınırlama olup, ihbar tazminatının hesaplanmasında uygulanacak bir tavan sınırlaması yoktur. Taraflar arasında yürürlük Toplu İş Sözleşmesi ile ihbar tazminatının hesabında İş Kanunu'nun 14. maddesindeki esaslar uygulanır" ibaresi ile tazminata esas günlük ücretin ne şekilde belirleneceği amaçlanmıştır. Mahkemece yapılacak iş, toplu iş sözleşmesi ile işçi lehine getirilen ihbar öneli ve giydirilmiş günlük ücret üzerinden belirlenen ihbar tazminatına karar verilmekten ibarettir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Taraf vekilleri
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerik direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davalı vekili önceki hükmü temyiz etmediğinden hakkındaki karar kesinleşmiş olup temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Davalı vekili önceki hükmü temyiz etmediğinden hakkındaki karar kesinleşmiş olduğundan temyiz itirazının REDDİNE,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine 6.12.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy