(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.4.2000 gün ve 1999/1044 E.- 2000/210 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.7.2000 gün ve 2000/6887 E.- 10430 K. sayılı ilamı ile;
(Davacı, daha önce davalı apartmanın inşaatı işini üstlenen inşaat şirketinin bekçisi olduğunu, 1.1.1998 tarihinden itibaren apartmanda kapıcı olarak çalıştığını ileri sürmüş, işverence haksız olarak çıkarıldığından bahisle ihbar, kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik alacakları talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının davalı apartmanda kapıcı olarak çalışmadığı gerekçesiyle isteklerin reddine dair karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, apartman inşaatının 26.12.1997 tarihinde bittiği, bu tarihten sonra bir kısım dairelerde oturulmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Davacının apartmanın kapıcı dairesinde oturduğu hususu ise taraflar arasında tartışmasızdır, Davacının şikayeti üzerine SSK müfettişleri ile Bölge Çalışma Müdürlüğü iş müfettişleri, işyerinde incelemeler yapmışlar ve ayrı ayrı düzenlenen raporlar da davacının 1.1.1998-15.3.1999 tarihleri arasında kapıcı olarak hizmet akdiyle çalıştığı sonucuna varılmıştır. Özellikle sigorta müfettişi tarafından tanzim edilen tutanakta eski ve yeni yönetici ile bir kısım apartman sakinleri imzalı beyanları ile davacının kapıcı olarak çalıştığını açıklamışlardır. Mahkemece tanık olarak dinlenen aynı şahıslar, davacının işitme engelli çocuğunu bahane ederek kendisine acındırdığını ve bu sebeple sigorta müfettişine bu şekilde beyanda bulunduklarını beyan etmişlerse de; belirtildiği üzere hataya sevk edildiklerini ispat edemedikleri gibi, yapılacak olan tespit sonucu primlerin tahsil edileceği ve idari para cezası verileceğini bilmelerine rağmen, belirtilen gerekçeyle gerçeğe aykırı bildirimde bulunmaları da hayatın olağan akışına uygun düşmez. Mahkemece bu konuda dinlenen davacı tanıkları da davacının iddiasını doğrulayan samimi anlatımlarda bulunmuşlardır.
Bu olgulara göre, davacının davalı apartmanda kapıcı olarak çalıştığının kabulü gerekirken,
Mahkemece taraflar arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılması hatalıdır. İşin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava alacak istemine ilişkindir.
Mahkemenin davacının işyerinde kapıcı olarak çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Ancak bu kez verilen red kararına, bozma kararından sonra dosyaya ibraz edilen ve kişinin işçi olmaması nedeniyle işveren aleyhine tahakkuk ettirilen idari para cezasını kaldıran Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.3.2000 gün 2000/5 müterafik kararı gerekçe yapılmıştır.
Bu durumda ortada varlığından söz edebilecek bir direnme kararı mevcut olmayıp yeni bir hükmün bulunduğunun kabulü gerekir.
O itibarla, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dava dosyayı Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 06.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy