(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki "kıdem tazminatı-alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesi'nce davanın reddine karşı davanın kabulüne dair verilen kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.10.1999 gün ve 1999/12733-16168 sayılı ilamıyla; ( ...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ve karşı davacının tüm temyiz itirazlarıyla davacı ve karşı davaların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı karşı davalı banka şube müdürü olarak görev yaptığı sırada usulsüz kredi vermek, müşteri hesaplarında onların haberi olmaksızın banka personeli tarafından çekilip dava dışı üçüncü kişilere kullandırılmasına neden olmak ve böylece bankayı zarara uğratmak eylemlerinde bulunduğu ileri sürülerek zararın tazmini isteğiyle davalı banka tarafından açılan dava sonunda mahkemece davacının sorumluluğu kabul edilmiştir.
Tüm dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı ile birlikte bir kısım banka personeli hakkında hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal suçundan kamu davası açılmış Asliye Ceza Mahkemesince bankacılardan oluşan üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının sorumluluğunu gerektiren imzasını havi herhangi bir yazılı belge bulunmaması ve banka şubesinde cereyan eden olaylardan haberdar olduğunu gösteren bir delile rastlanılmaması karşısında davacı banka müdürünün kusursuz olduğu görüşüne yer verilmiştir. Ceza davası 5 yıllık zamanaşımı nedeniyle sonuçlandırılamamış ve davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İş mahkemesince de bir avukat bir Sayıştay deneticisi ve bir de bankacının içinde bulunduğu bilirkişi kurulu marifetiyle konu incelettirilmiş, düzenlenen raporda ceza davasındaki bilirkişi raporuna da değinilerek belgelerde davacının imzasına rastlanılamamak ve olaydan davacının haberdar olduğunu gösteren bir belgeden ya da bilgiden söz edilememekle birlikte, şube müdürlüğü gibi önemli bir görevi ifa eden bir kişinin bu tür olaylarda bilgi sahibi olmadığının kabulüne olanak bulunmadığı vurgulanarak kusurlu olduğu görüşü benimsenmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava dosyasındaki bilirkişiler ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuşlar ve son bilirkişi kurulu ceza davasındaki raporu da incelemeye tabi tutarak bir sonuca varmış ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki raporlar arasında açık bir çelişki mevcuttur. Bundan başka konunun bankacılıkla ilgili bir uzmanlık işi olduğu da yadsınamaz. Bu itibarla içinde bir hukukçu diğer ikisi bankacı olmak üzere yeniden oluşturulacak bir bilirkişi kurulu aracılığıyla incelemeye tabi tutularak her iki raporunda dikkate alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerçek durumun ortaya çıkması bakımından önem arzetmektedir.
Gerçekten banka müdürü de olsa bir işçinin iddia edildiği gibi bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için somut açık ve kesin olgulara dayanılması gerekir. Varsayımlarla hareket edilemez.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava kıdem tazminatı, karşılık dava, uğranılan banka zararından doğan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının davasının reddine, davalı-karşı davacı Bankanın davasının kabulüne dair verilen hüküm, Özel Dairenin yukarıda yazılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkeme, karşılık dava yönünden, ceza dosyasında alınan raporların cezai sorumlulukla eldeki davada alınan raporun ise iş hukuku ile ilgili olduğunu, bu nedenle raporlar arasında çelişki bulunmadığını gerekçe göstererek önceki kararda direnmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara; mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı karşı davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.04.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy