(1475 S. K. m. 17)
Taraflar arasındaki bakiye kıdem tazminatı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 7.6.1999 gün ve 98/1341 E.-99/407 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 6.10.1999 gün ve 99/1254 E.- 99/15511 K. sayılı ilamiyle;
(... Davacı davalı işyerine ilk defa 20.9.1982 tarihinde şoför olarak girmiş olup, alkollü araç kullanmaktan dolayı 24.1.1989 tarihinden geçerli olmak üzere işine son verilmiştir. Ancak davacı 3.9.1990 tarihinde yine işçi statüsünde tekrar işe alınmış ve emekli olduğu 4.1.1998 tarihine kadar işyerinde çalışmıştır. Son dönemle ilgili kıdem tazminatı ödendiği için davacı işçi açmış olduğu bu dava ile tüm sürenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda istek gibi karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve şahsi sicil dosyasına göre davacının gerçekten alkollü araç kullandığı için bildirimsiz olarak sözleşmesi feshedilmiştir. O tarihte yürürlükte olan 1.3.1987-28.2.1989 dönemini kapsayan TİS'nde fesih işleminin disiplin kurulunda görüşüleceğine dair bir hükme yer verilmiş değildir. Böyle olunca mahkemece mütalaasına başvurulan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğu kabul edilmelidir. Her ne kadar dosya içinde işyeri yüksek disiplin kurulunun bir kararı mevcut ise de, bu kararda disiplin kurulundan fesih işleminin geçirilmesi gerektiğine ilişkin sözcükler maddi hataya dayanmaktadır. Bu bakımdan anılan karara dayanılarak da sonuca gidilemez. Bu delil durumu karşısında önceki dönemin davacının kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde sona erdiğinin kabulü ve dolayısıyla da davanın reddine karar vermek gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, bakiye kıdem tazminatı alacağına ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı Özel Daire'ce yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Olayda çözümlenmesi gereken husus davacının kıdem tazminatına esas tutulacak çalışma süresinin tesbitinde 20.9.1982-2.1.1989 tarihleri arasındaki çalışmasının nazara alınıp alınamayacağı, işverenin 2.1.1989 tarihindeki feshinin haklı bir fesih sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2.1.1989 tarihinde işyerinde yürürlükte bulunan İşletme Toplu İş Sözleşmesinin 53. maddesinde 1475 sayılı İş Yasasının 17 inci maddesinin 2 nci bendinde yazılı hallerin tahakkuku veya Toplu İş Sözleşmesinde yazılı tardı mucip suçların işlenmesi halinde, ferdi iş akitleri ihbarsız ve tazminatsız olarak Yüksek Kurul kararı ile feshedilir hükmü getirilmiştir.
Somut olayda bu prosedüre uyulmadan, diğer bir anlatımla, üst disiplin kurulu niteliğindeki yüksek kuruldan karar alınmadan akit 2.1.1989 tarihinde sona erdirilmiştir. İşte sırf bu noksanlık dahi feshin hukuken haksızlığını ortaya koyar. Nitekim bu sonuç Hukuk Genel Kurulunca da istikrarlı şekilde kabul edilmektedir. O nedenle davacının sonraki bir tarihte tekrar işe başlatılırken Yüksek Kurulca alınan 25.7.1990 günlü karar bu sonucu değiştirecek nitelikte görülmemiştir.
Şu durum karşısında 2.1.1989 tarihindeki işverenin feshi hukuken haklı bir fesih sayılamayacağından, 20.9.1982-2.1.1989 tarihleri arasındaki çalışmayı kıdem tazminatı hesabında nazara alan mahalli mahkemenin direnme kararı yerindedir, onanmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy