(1086 S. K. m. 179)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 8.3.2000 gün ve 1996/413-2000/133 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 5.6.2000 gün ve 2000/6345-7291 sayılı ilamı ile;
(...Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı Hazine vekilinin öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ne var ki, dava açmayan Y.'nin payını da kapsar biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Hazine'nin bu yöne değinen tüm temyiz itirazları yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevirmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık davacı vekiline sonradan vekaletname veren, ayrıca vekili tarafından dosyaya harçsız katılım (müdahale) dilekçesi de ibraz eden mirasçılardan Y.'nin davacı sıfatını kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; dava, ketmi verese nedeniyle taşınmaz kayıtlarının veraset ilamındaki paylar oranında iptal ve tescil isteği ile açıldığına göre; mirasçı Y.'nin de kendi miras payına hasren bağımsız hak talep eden kişi konumundadır.
Bilindiği üzere dava, usulünce düzenlenmiş bir dilekçe ile açılır (HUMK. Md. 179). Bunun yanısıra mahkeme, peşin harçları ödenmemiş olan davayı inceleyip karara bağlayamaz.
Öte yandan, usul kanununda açık hüküm bulunmamakla beraber, öğretinin ve yargısal uygulamanın (ilmi ve kazai içtihatların) sözbirliği içinde kabul ettiği ve "kişi ya da kişilerin açılmış bir davada kendi yararlarına hakkın tespitini istemeleri" olarak tanımanan asli müdahale yoluyla bağımsız hak talep edilmesi halinde de usulüne uygun dilekçenin düzenlenmesi ve harcından yatırılması zorunludur.
Dosyaya ibraz edilen katılım (müdahale) dilekçesi, HUMK'nun 179. maddesinde öngörülen anlamda düzenlenmiş bir dava dilekçesinin unsurlarını taşımadığı gibi; harç ödemesi de yapılmış değildir. Öyle ise Y.'nin davacı sıfatı verilerek yararına hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy