(818 S. K. m. 53) (506 S. K. m. 39)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Körfez İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/12/2000 gün ve 2000-2183-4342 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/10/2001 gün ve 2001/2226-2654 sayılı ilamı ile; (...Trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan tedavi gideri ve ödemelerinin 506 sayılı Yasanın 39. maddesi uyarınca Kurumca, davalılardan müştereken ve mütesesilen tahsili istenmiştir.
1997/230 esas sayılı Körfez Asliye Ceza davasında alınmış 2.3.1998 tarihli trafik polis memuru tarafından düzenlenen kusur raporu hükme dayanak kılınmıştır. Anılan raporda sigortalıya 6/8, sürücü N. 2/8 oranında kusur verilmiştir. Öncelikle Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi kesinleşen ceza davasında saptanan maddi olgularla bağlı olup kusur oranıyla bağlı değildir. Davacının yeniden kusur incelemesi yapılmasını istediği, mahkemece bu talebi reddedilerek ceza dosyasındaki rapora dayanılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesince trafik polis memurunun düzenlemiş olduğu rapor bu dava açısından dayanak yapılabilecek düzeyde ayrıntılı ve gerekçeli değildir.
Davalı Nazif'in, zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranının ne olduğu yönünden konuya ilişkin mevcut çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilere inceleme yaptırılarak elde edilecek raporun değerlendirilmesiyle bir sonuca varılması gereği üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ili yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davada, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya kurumca yapılan tedavi gideri ve ödemelerin kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin hak saklı tutularak şimdilik 4/8'i, 506 sayılı Yasanın 39. maddesi uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.
Mahkemenin, davacının rapora itirazını gözardı ederek, Asliye Ceza Mahkemesinde hükme esas yapılmış, trafik polis memurunun düzenlediği ve davalıya 2/8 kusur izafe eden raporun ayrıntılı ve gerekçeli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Bilindiği gibi, Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi, kesinleşen ceza davasında saptanan maddi olgularla bağlı olup kusur oranıyla bağlı değildir. Davacı kurum, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranını kubul etmediğini ve yeniden kusur incelemesi yapılmasını istediğine göre, mahkemece, bu istek gözetilerek davalının zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranının ne olduğu hususunda trafik konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile inceleme yapılmalı, raporlar arasında çelişki doğduğu taktirde nedenleri açıklattırılarak bu çelişki giderilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Her ne kadar mahkemece, olay trafik kazası olduğundan "işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilere inceleme yaptırılmasına" değinen bozma ilamının doğru olmadığı belirtilmiş ise de, olayın trafik kazasından kaynaklandığı ve 506 sayılı Yasanın 39. maddesine göre kurum zararının talep edildiği zaten Özel Dairenin de kabulündedir. Bu nedenle kararda, "trafik konusunda uzman kişilere inceleme yaptırılması" denilecek yerde "işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilere" denilmiş olması sadece maddi hatadan kaynaklanmakta olup bozma gerekçesine bir etkisi bulunmamaktadır.
O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy