(1479 S. K. Ek Geç. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.9.2000 gün ve 2000/411-560 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.11.2000 gün ve 2000/7584-7586 sayılı ilamı ile ( ...1479 sayılı Kanunun Ek Geçici 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, Bağ-Kurlulara borçlanma hakkı tanınmış ise de bu borçlanma hakkının 2 yıllık süre içerisinde kullanılması gerekir. Davada, davacının dava konusu süre ile ilgili olarak Kanunun yürürlük tarihinden 2 yıllık süre içerisinde Kuruma başvurmadığı, primlerini ödemediği anlaşıldığı halde, davanın reddi gerekirken, yazılı düşüncelerle kabulü yolunda hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, davacının 20.4.1983 tarihinde davalı Kuruma yaptığı başvurusunun sadece Samsun Gaziler Vergi Dairesi'ndeki vergi mükellefiyetine ilişkin olmasına; başvuru dilekçesinde açıkça, anılan Vergi Dairesince aynı gün düzenlenen ve mükellefiyet süresini toplam 3 yıl 10 ay 16 gün olarak gösteren belgeye atıf yapmak suretiyle, bu süre için işlem tesisini istemiş bulunmasına; davalı Kurumun davacıya gönderdiği 17.8.1983 tarihli yazıda da aynı süreden söz edilip, buna göre hesaplanan prim miktarının belirtilmesine; davacının bu şekilde, borçlanma işlemine esas alınacak süreyi açıkça öğrenmesine rağmen, bunun eksik olduğu yolunda bir itirazda ve yeni bir başvuruda bulunmamasına; Samsun Zafer Vergi Dairesinde kayıtlı vergi mükellefiyeti yönünden ise herhangi bir borçlanma isteminin mevcut olmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 5.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy