(818 S. K. m. 61, 63) (3201 S. K. m. 1, 5)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.7.2000 gün ve 2000/215-364 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.11.2001 gün ve 2000/6661-7697 sayılı ilamı ile; (...Davada uyuşmazlık konusu olan husus; davacı -sigortalı tarafından 3201 sayılı kanuna göre borçlanılan yurt dışı hizmet süresi için döviz karşılığı olarak ödenen prim borcunun, sonradan borçlanma işleminin geçersizliği ve iptali nedeniyle iadesi halinde; davacı sigortalının buna bağlı olarak faiz hakkının doğup doğmadığı; faiz hakkı doğmuşsa, işlemiş faizi hesaplama yöntemi konusundadır.
Davacı sigortalının 3201 sayılı kanuna göre yurt dışı hizmet süresini kısmen borçlanarak, döviz karşılığı prim borcu olan 520.632.000 Türk Lira'yı 10/12/1996 tarihinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna ödediği; davacının iş bu borçlanması ile buna bağlı olarak davacıya 01/01/1997 tarihinden bağlanan yaşlılık aylığının sonradan geçersiz sayılarak iptal edildiği, davalı kurumca davacıya 01/01/1997 tarihinden itibaren ödenen yaşlılık aylıklarının fuzuli ödeme teşkil ettiğinden bahisle iş bu borçlanma tutarından mahsup edilerek bakiye 116.588.663 liranın 11/02/2000 tarihinde davacıya iade edildiği dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Dava, hukuki nitelikçe; Sosyal Sigortalar Kurumu ile sigortalı arasındaki 3201 Sayılı Kanuna dayalı yurt dışı hizmet borçlanmasına dair hukuki sebebin sonradan yurda kesin dönüşe ilişkin yasal koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle başlangıç tarihi itibariyle ortadan kalkması sonucu; sigortalı tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenen borçlanma dolayısıyla Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığında meydana gelmiş zenginleşmenin sebepsiz hale dönüşmesi nedenine dayalı Kurumun iade yükümüne ilişkin bulunmaktadır.
Öncelikle 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanma tutarının "Türk Lirası olarak" ödenmesi sonucu Kurumun mal varlığında meydana gelen kazanmanın, Borçlar Kanununun sebepsiz zenginleşmeye dair 61 ve devamındaki madde hükümleri çevresinde iadesi gerekeceği tartışmasızdır. Davada asıl uyuşmazlık konusu olan husus; Kurumun sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade yükümü kapsamının belirlenmesindedir. Somut olayda, Sosyal Sigortalar Kurumu iyi niyetle sebepsiz zenginleşen olup, iade yükümü kapsamı; Borçlar Kanununun 63/1 maddesi hükmüne göre iyi niyetle sebepsiz zenginleşenin iade borcu çevresinde saptanmalıdır. Bu yönde Sosyal Sigortalar Kurumunun; iktisabı, ilk zenginleşme ile iade zamanındaki zenginleşme arasında hangi durumda bulunuyorsa işte bu son haliyle; yani iktisabın iade anında elinde kalanıyla sınırlı biçimde sebepsiz zenginleşme alacaklısı olan sigortalıya iade sorumluluğu mevcuttur. İlk zenginleşme "Borçlanma Tutan", medeni ve hukuki semerelerin bu meyanda yasal faizin eklenmesiyle artmışsa bu artışlarla birlikte ve yine zenginleşmeyle nedensellik bağı dahilinde çeşitli sebeplerle iade anına değin azalmalar olmuşsa kalan değerle sınırlı biçimde; başka ifade ile Sosyal Sigortalar Kurumunun mal varlığında bu nedenle oluşan çoğalmayla azalma karşılaştırılarak sonucuna göre iade kapsamı saptanmalıdır.
Ne var ki hakkaniyet ilkesi çevresinde Sosyal Sigortalar Kurumunun, sigortalıya nazaran ekonomik yönden güçlü olması itibariyle; Kurumun iade anında elinde kalanla sınırlı iade borcu kapsamının saptanmasında; "Yararlanmak", "Zorunlu ya da lüzumlu işte sarf etmek" gibi sınırlayıcı nedenlerin varlığından söz edilemeyeceği de açıktır.
Dava konusu olayda da; iyi niyetle sebepsiz zenginleşen durumundaki davalı Kurumun iadeyle yükümlü bulunduğu değer: İktisap anında mal varlığına dahil olan borçlanma tutarına tekabül eden miktar ile iktisap anından yani borçlanma tutarının ödendiği tarihten iade anına kadar ki süreyle sınırlı biçimde bu miktara yürütülecek yasal faizden; iş bu borçlanma işleminin doğal sonucu olarak bu sürede sigortalıya ödenen yaşlılık aylıktan ile bunların ödenme tarihleri ile iade tarihi arasındaki işlemiş yasal faizlerinin indirilmesiyle kalan olumlu farka göre ve yine 10.12.1996 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumunca sigortalıya iade edilen miktarda gözetilerek belirlenmelidir.
Mahkemenin bu yönde; borçlanılan döviz karşılığı prim tutarının sigortalı tarafından Kuruma ödendiği tarih ile Kurumca sigortalıya iade edildiği tarih arasındaki süre için değişen yasal faiz oranlarını gözeterek faiz miktarını hesaplaması yerinde ise de; iş bu yasal faiz ve borçlanma tutarı toplamından, 01.01.1997 ile 11.02.2000 tarihleri arasında olmak üzere sonradan geçersiz hale gelen borçlanma işlemi ile nedensellik bağı içerisinde bulunan ve sigortalıya hak etmediği halde ödenen yaşlılık aylığı tutarları yanında bunlara ait ayrı ayrı ödeme tarihlerinden iade tarihine kadar ki işlemiş yasal faizleri de indirilerek kalan olumlu farka göre Kurumun iade borcu kapsamı saptanmalıdır. Ne var ki, davalı Kurumun, 01.01.1997 ile 11.02.2000 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıkları yanında bunlara uygulanan yasal faizi de iş bu borçlanma tutarından indirip indirmediği araştırılarak, indirdiğinin saptanması durumunda şimdiki gibi karar verilmelidir.
Belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan ve eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, davalı kurumca iade edilen prim faiz alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar yukarıda bozma ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkeme, bozmadan sonra dosyaya sunulan S.S.K.Tahsisler Dairesi Başkanlığının 12 Aralık 1997 günlü yazısına dayanarak, 1.1.1997- 20.12.1997 süresinde ödenen 363.655.193 TL.yaşlılık aylığı ile 40.390.144 TL. yasal faiz toplamı 404.043.331 TL.nın borçlanma miktarından düşüldüğünü ve faizle ilgili miktarın da mahsup edildiğinin açıkça anlaşıldığını gerekçe göstererek bozma ilamından esinlenerek yeni delili direnme kararına gerekçe olarak almıştır.
Bu durumda ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme karan bulunmayıp, bozmadan Önce dayanılmayan, bozmadan sonra toplanan yeni delillerin esas alındığı yeni bir hüküm mevcut olduğunun kabulü gerekir. O halde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı dosyanın 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy