(818 S. K. m. 406)
Dava: Taraflar arasındaki "hisse senedi iadesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 6/7/1999 gün ve 1996/94-1999/747 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6/3/2000 gün ve 2000/702-1790 sayılı Hamiyle; ( ...Davacı vekili, müvekkil ile davalı arasında 6686 hesap nosu ile İMKB işlem sözleşmesi imzalandığını, bu işlemler sonunda davalı şirkette İMKB de işlem gören bir kısım hisse senetleri bulunduğunu, ancak, davalı tarafından müvekkilin işlemleri nedeniyle borçlu çıkarılarak borcu, ödenmesi, aksi takdirde hisse senetlerinin satılacağının bildirildiğini, bilahare müvekkil aleyhine Ticaret Mahkemesinde açılan davada 61.662.404 lira alacak isteminde bulunduğunu, mahkemece, davacının davasının kabul edildiğini, kararda bu davaya konu hisse senetlerinin müvekkile ait olduğunun da belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla dilekçede belirtilen hisse senetlerinin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşme gereği davacı tarafından yapılan alım satım işlemleri nedeniyle hesabının borç bakiyesi varlığını, borcun ödenmesi için İMKB 57. maddesi gereğince keşide edilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, bu nedenle davacının hesabında bulunan hisse senetlerinin borcuna mahsuben şirket portföyüne alındığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki ilişkinin BK.nun 406. maddesinde tanımlanan komisyon sözleşmesi olduğu, davacı adına İMKB de hisse senedi alım-satımı yapan davalı şirketin, İMKB. Yönetmeliği SF/4. maddesi gereğince satın alma bedeli ödenmediğinden müşteri adına alınan hisse senetleri üzerinde tasarruf hakkı bulunduğu, davalı her ne kadar borca yönetmeliğin 57. maddesi gereğince yaptığı işlem 2 iş gününde, daha uzun bir süre sonra ihbar edip, borcun ödenmemiş olması nedeniyle davacıya ait hisse senetlerini borcu mahsuben portföyüne dahil ettiği ve bakiye borç için kesinleşen borcun konusu davayı açtığı, davalı şirketin geç ihbarı ve geç tasfiye nedeniyle davacının herhangi bir zararı bulunmadığı bu nedenle BK.416/2. maddesi yollamasıyla 390 ve 321. maddeleri hükümlerinde öngörülen sorumluluk koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan İMKB. İşlem sözleşmesine dayanılarak açılmış hisse senetlerinin iadesi davasıdır. Davacı, istemini, daha önce görülen İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesinin 1994/958 Esas 1995/1322 Karar sayılı dairemizin onamasından ve karar düzeltme isteminin reddedilmesi aşamalarından geçmek suretiyle kesinleşmiş ilama dayandırılmıştır. Anılan ilamda davacının talebi kabul edilmiş ancak kararın gerekçesinde, sözkonusu davanın davalısı olan Gül Mavişin davacı Başkent Menkul Değerleri AŞ.de bir kısım hisse senetlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Bu gerekçe aracı kurumca temyiz edilmiş ise de temyiz istemi ve karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilerek, hisse senetlerinin Başkent AŞ.nin elinde bulunduğu konusunda kesin delil oluşmuştur.
Davacı vekilince, anılan kesin delile dayanılarak fazlaya ilişkin hak saklı tutulmak suretiyle kesinleşen ilamın gerekçesinde belirtilen miktarda değişik şirketlere ait hisse senetlerinin sermaye artırımları oluşan son pay durumları nazara alınarak iade isteminde bulunulmuştur. Yargılama aşamasında alınan ilk bilirkişi raporunda davacının hisse senetlerinin dava tarihine kadar bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarından doğan yeni hisse senedi ilaveleri de dikkate alınarak davacıya aynen iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş aralarında SPK, İMKB ve Üniversiteden Ticaret Hukuku dalında uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, davacının davalı taraftan istediği hisse senetlerinin dava tarihine kadar ulaştığı miktarlar tespit ettirilerek belirlenmesi, davalıdan kesinleşen ilam gereğince yaptığı tahsilat da dikkate alınarak rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar vermek gerekir iken olayda uygulama yeri bulunmayan Borçlar Kanunu hükümlerine göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28/11/2001 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy