(1163 S. K. m. 14, 62)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.2.2000 gün ve 1999/268 E- 2000/128 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 30.11.2001 gün ve 2000/10075-9471 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, davalı eski yöneticilerin, ölen ortağın ortaklık haklarını, rayiç bedelin altında bir bedelle dava dışı kişiye devretmek suretiyle kooperatifi zarara uğrattıklarını ileri sürerek tazminat talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, ana sözleşme hükmü uyarınca yeni ortaktan diğer ortakların ödediği miktara denk bir bedel alınarak üyeliğe kabul edildiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, Anasözleşme'nin 11 nci maddesi hükmü uyarına, genel kurul kararı alınmadan, ortaklığa sonradan kabul edilenlerden, diğer ortakların ödemesinden fazla bir bedel talep edilemeyeceği, bu konuda genel kurul kararı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacının temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme istemiştir.
Dava, kooperatif eski yöneticisi davalıların bir ortağın ölümü ile boşalan ortaklık haklarının düşük bedelle devredilmesinden kaynaklanan sorumluluğa dayalı tazminata ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14.maddesi uyarınca, anasözleşmede gösterilen şartlarla, ölen ortağın mirasçılarının kooperatife ortak olarak kalmaları sağlanabilir. Kooperatif anasözleşmesinin 16.maddesi ile bu husus düzenlenmiş, ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülüklerinin kanuni mirasçılar lehine devam edeceği öngörülmüştür.
Kooperatif Yönetim Kurulu'nun 27.02.1998 tarih 166 sayılı kararı ile "ölen ortak B.S. Y.'ın, mirasçılarının Anasözleşmenin 16 ncı maddesi uyarınca kooperatif ortaklığına devam etmek için temsilci tayin etmemeleri nedeniyle ortaklık hakları düştüğünden bahisle ölen ortak B.Sıtkı Yılmaz'ın yerine yeni ortak alınmasına karar verilmiştir." Dairemizin yerleşik uygulaması ve Anasözleşme'nin 16 ncı maddesi amacına göre, "ölen ortağın mirasçılarının ortaklığa devam edip etmeyecekleri konusunda uyarılmadan veya mirasçıların kendiliklerinden harekete geçmedikleri için ortaklık sıfatının düştüğü kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 18.04.1996 tarih 1447/2919 ve 27.02.1997 tarih 291/1152 sayılı kararları bu yöndedir.) Yönetim kurulu kararı ve dosya içerisinde bu husus davalı eski yöneticiler tarafından belgelenmemiştir. Mükerrer üyeliğe neden olabilecek bu uygulama kooperatif mirasçılar veya yeni ortak tarafından davalara maruz bırakabileceği gibi, kooperatifi zarara uğratan eylemlerdir. Anasözleşme'nin 11 nci maddesi uyarınca, aksine genel kurul kararı bulunmadıkça, sonradan ortaklığa kabul edilenlerden, ödemelerini tam yapmış bir ortağın ödemesi kadar bir bedel talep edebileceği öngörülüp, dava bu nedenle reddedilmiş ise de, Kooperatifler Kanunu'nun 62 nci maddesi uyarınca, yönetim kurulu kooperatifin yönetimi için gerekli titizliği göstermekle yükümlüdür. Bitmiş veya bitme aşamasına gelen bir konutun tahsisi suretiyle üyeliğe kabulde de yönetim kurulu kooperatifin hak ve çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Üyeliğe kabul edilen dava dışı Ahmet Soykök, o tarihe kadar üyelerin ödediği nominal bedeli ödemesi koşuluyla üyeliğe alınıp, 13.04.1998 tarihinde 4.350.000.000.- lira ödediği üyelik haklarını 15.04.1998 tarihinde, dava dışı kişiye İzmir 21.Noterliği'nin 14895 sayılı devir sözleşmesi ile 150.000.000.- lira kaparoya ilaveten 15.000 DM peşin, 15.000 DM'nin 10.05.1998 tarihinde ödenmesi koşuluyla, konutun değerinin çok üzerinde bu bedelle satmıştır. Açık bir nispetsizlik gösteren bu durum karşısında ve devir işleminde davalıların yönetim kurulu görevlerinde kooperatifin hak ve menfaatlerine uygun hareket ettiklerinden bahsedilemez.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durularak, davalıların sorumluluğu konusunda hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeye dayalı şekilde kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken her nasılsa kararın onandığı anlaşıldığından Dairemizin onama kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)