(818 S. K. m. 53, 41) (H.G.K. 25.11.1983 T. 1981/4-261 E. 1983/1220 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.17.2000 gün ve 1999/198 E- 2000/681 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.02.2001 gün ve 2000/10740-2001/1623 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkili şirkete "işyeri poliçesiyle" sigortalı bulunan yerde 10.08.1998 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle müvekkili tarafından sigortalısına, 485.100.000.- TL.'nın ödendiğini, davalı şirketin gece bekçisi olarak çalışan Z. ile O. gece saat üçten sonra mutfak nöbetçisini tehdit ederek kapının kilidini kırarak mutfakta et kızartmaları sırasında havalandırma kanalında yangın çıktığını ileri sürerek müvekkilince sigortalısına ödenen 485.100.000 TL.'nın 31.08.1998 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, iş bu davanın tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi davalı şirket elemanlarınca çıkarıldığı iddiasına dayanılarak açıldığı, davalı şirket elemanlarının kusurlarının bulunması halinde davalı şirketin istihdam eden sıfatı ile davacı şirkete karşı sorumlu olacağı, ancak kesinleşen ceza mahkemesi kararında da açıklandığı üzere, davalı şirket elemanlarının bir kusuru bulunmadığından beraatlerine karar verildiği, davacı isteminin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı elamanlarının neden olduğu yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin rücuan tazmini istemine ilişkindir. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle yangın çıkarmak suçundan dolayı sanıklar Z. ve O. hakkında açılan ceza davasında, sanıkların delil yetersizliğinden beraatlerine karar verilmiştir. Mahkemece, ceza dosyasında verilen beraat kararına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Ceza dosyasında yangının çıkış nedeni ve sanıkların kusur yönünüden bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Borçlar Kanunu'nun 53'ncü maddesi uyarınca, hukuk hakimi, ceza mahkemesinden verilen "delil yetersizliği" nedeniyle beraat kararıyla bağlı değildir.
Hal böyle olunca mahkemece, kusur ve hasar konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalı elemanlarının neden olduğu yangın nedeniyle oluşan hasar bedilinin rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasında oluşan uyuşmazlık; ceza davasında verilen beraat kararına dayanarak davanın reddine karar verilmesi karşısında, mahkemenin, B.K.'nun 53. maddesi gözetilerek ceza davasında "delil yetersizliği nedeniyle" verilen beraat kararıyla bağlı sayılıp sayılmayacağı, buna bağlı olarak kusur takdiri ve zarar tutarının tayini konusunda inceleme yapılıp yapılmayacağı, ayrıca ceza mahkemesinde araştırması yapılmayan illiyet bağının hukuk hakimi tarafından gözetilip gözetilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli değildir. Şöyle ki;
Delil olarak ileri sürülen ve dosya içerisine alınan Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1998/1456 Esas, 1999/503 karar sayılı ceza dosyasında davacı şirkete "işyeri poliçesiyle" sigortalı İstanbul Ticaret Odası Eğitim Sosyal Hizmet Vakfına ait bulunan sosyal tesislerde çalışan sanıkların olay günü tesis lokantasından çaldıkları etle yemek pişirirken tedbirsiz davranarak yangına sebebiyet verdikleri nedeniyle dava açıldığı, yapılan yargılama sırasında tanık anlatımları ve toplanan deliller gözetilerek taksirle yangına sebebiyet verme suçunun sanıkların eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin iddia dışında kanıt elde edilemediğinden atılı suçtan beraatlerine karar verildiği, ancak yargılama sırasında yangının çıkış nedeni, sanıkların kusuru ve zarar tutarının tayini yönlerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.
Buradan hareketle; mahkemenin ceza davasında verilen "delil yetersizliği nedeniyle" beraat kararına dayanarak davanın red edilmesi karşısında B.K.'nun 53. maddesinin anlamı üzerinde durulmalıdır. Sözü edilen B.K.'nun 53. maddesiyle Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasındaki ilişkiye yer verilmiştir. Madde irdelenirken Ceza Mahkemesinin "delil yetersizliğine dayanan beraat kararının" hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamıyacağı hüküm altına alınmıştır (T. U. - Borçlar Kanunu 1 cilt Sh. 844). Kural olarak hukuk hakimi ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmamıştır. Böylece md. 53 ile bağımsızlık ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır (M. R. K. Tazminat Hukuku 1996 basımı Sh. 437 ve dvm.) Bu durumda, ceza mahkemesi kararı kusurun varlığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda hukuk hakimini bağlamayacağı kuşkusuzdur. (H.G.K. 10.12.1975 T. E. 11, -406 K, 25.11.1983 T. E. 4-261, K. 1220).
Öte yandan olay nedensellik (illiyet) bağı yönünden tartışılmalıdır. Öğretide; haksız fiillerin borç kaynaklarının en önemlilerinden birisi olup, haksız fiilin unsurlarını; eylem (fiil), hukuka aykırılık, zarar, kusur, uygun illiyet bağı oluşturur. Haksız eylem bir şeyi yapma şeklinde olabileceği gibi yapmama şeklinde bir davranışda olabilir. Haksız fiilin (eylemin) unsurlarından nedensellik (illiyet) bağı ise; "fiil, mahiyeti itibariyle olayların akışına ve genel yaşam deneylerine göre meydana gelmiş olan zarar nevinden bir zarar oluşturmaya elverişli ise o fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğundan söz edilir. Diğer bir anlatımla zararlı sonuç, tipik maliyet bağı var demiktir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu anlamda, zararla eylem arasında bu bağın var olması için zarar eylemin bir sonucu görülmelidir (B.K.41. m.) Bu konuda ileri sürülen uygun illiyet teorisi uyarınca eylem, niteliği itibariyle olayların doğal ve alışılmışın aksine, hayat deneylerine ve objektif olasılığa göre oluşan türden bir zararı doğurmaya elverişli ise o eylemle zarar arasında uygun illiyet bağı var demelidir (T. U. - Borçlar Kanunu 1.cilt Sh. 302, M. R. K. Tazminat Hukuku, 1996 Basımı - Sh. 441 vd. H.G.K. 24.6.1964 gün, 508/D-4 E, 481 K.).
Somut olayda ise, Ceza Mahkemesinde sanıkların et pişirmek için ızgarada yaktıkları ateşle yangın arasında illiyet bağı yönünden araştırma yapılmadan delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesine karşın yerel mahkeme, ceza davasında olayla yangın arasında illiyet bağı yoksunluğundan dolayı beraat kararı verildiğinden söz ederek davayı reddetmiştir.
Açıklanan durum karşısında, olayla yangın arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yönünden hukuk hakimi tarafından araştırma yapılmalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılıp toplanan deliller çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy