(818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 1.07.1999 gün ve 1995/34-1999/777 sayılı kararın incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 7.07.2000 gün ve 2000/5104-6522 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, davalılar N.C. ve A.A.'nın müvekkili davacı A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı bulunduğu ... Deri Konf. San.ve Tic. A.Ş.'de kaza sorumlusu ve muhasebe çalışanları olduklarını, sahte talimat mektupları ile şirkete ve davacıya ait Türk parası ve döviz hesaplarından para çekerek zimmetlerine geçirdiklerini, bu nedenle haklarında İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığını, davalıların ... Bankası Osmanbey Şubesindeki davacıya ait döviz tevdiat hesabından davacının imzasını taklit ederek düzenledikleri sahte talimat mektubu ile 98.848,61 DM Çektiklerini, davalı bankanın da olay nedeniyle sorumlu olduğunu belirterek 98.848,61 DM.nın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, birleşen dava ile de, davacı ... A.Ş. adına davalı ... Bankası'na gelen 10.391,39 DM.lık havalenin davalılarca sahte talimat mektubu ile çekildiğinden davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalılar N. ve A.'nın davacıyı dolandırdıklarının ceza yargılaması sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile subut bulması ve davalı bankanın da özen sorumluluğunu yerine getirmediği gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmişlerdir. Dairemiz hükmü onamıştır.
Davalı, ... Bankası vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı ... Bankası vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davacının ve davalının ortağı bulunduğu ... Deri Konfeksiyon Sanayi ve Tic. A.Ş.nin davalılardan ... Bankası Osmanbey Şubesinde vadeli-vadesiz "Türk Lirası" ve "Döviz Tevdiat Hesabı" şeklinde açılmış müteaddit hesaplarının bulunduğu, bu hesaplara başka bankalarda bulunan hesaplardan talimatla aktarmalar yapıldığı, davalı Bankada mevcut hesaplardan da üçüncü kişilere yapılan nakit ödemelerin, hesaplar arası aktarmaların ... A.Ş.ne ait antetli kağıtlara yazılan talimat mektupları ile ve davacı ad ve imzası ile yapıldığı, bu tür işlemlerin bu işlerle görevli ... A.Ş. elemanları olan diğer davalılara yaptırıldığı, böylece oluşan teamül sonucu davalılar N. ve A.'nın düzenledikleri öncekilere benzer sahte talimat mektupları ile davaya konu miktarda parayı bankadan çekerek zimmetlerine geçirdikleri bilirkişi raporu ve diğer delillerden anlaşılmıştır.
Her ne kadar yerel mahkemece, bankaların güven kurumları olmaları ve adam çalıştıran sıfatı ile de hafif kusurdan dahi sorumlu olacakları gerekçesi ile davalı Banka olayda tam kusurlu sayılarak Banka yönünden de müşterek- müteselsil sorumluluğa gidilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı taraf da diğer davalılara yukarıda izah olunan işlemlerin yaptırılmasını teamül haline getirmekle ve davaya konu paranın bankadan 20.10.1993 tarihinde çekilmesinin üzerinden uzunca bir süre sonra 3.2.1995 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş olmakla adam çalıştıran olarak çalıştırdığı kişilerin işlemlerini kontrolsüz bıraktığı, istihdam ettiği kişilerin seçiminde ve çalıştırılmasında yeterli dikkat ve ihtimamı göstermediği bu nedenle davacının da olayda en az davalı kadar müterafik kusurlu olduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece, bu cihet gözönünde tutulup tarafların kusur derecelerinin değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu cihetin gözden kaçırılması doğru görülmemiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Banka vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Özel Dairenin bozma kararında aynen "bu nedenle davacının da olayda en az davalı kadar müterafik kusurlu olduğu kabul edilmelidir" kabul ve tanımına dayanılarak değil, toplanan delillerin ve davanın seyrinin ortaya koyduğu verilerin ışığında B.K.nun 43. maddesi anlamında hükmedilecek miktardan hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde bir indirim yapılmasının gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.4.2001 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy