(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karadeniz Ereğli Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.12.1998 gün ve 1996/80-1998/814 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.11.1999 gün ve 1999/4871-9227 sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili, müvekkilinin devir yolu ile edindiği davalı kooperatif ortaklığına 20.1.1996 tarihli genel kurulda Yasa'ya ve Anasözleşme'ye aykırı olarak son verildiğini ileri sürerek, kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının ortaklığı devraldığı bildirilen kişinin ortaklıktan ayrılma isteği ile 22.3.1988 tarihli verdiği dilekçe üzerine 25.4.1988 tarihinde tüm ödemelerinin iade edildiğini ve hissenin kooperatife geçtiğini, aynı kişinin kooperatife iade ettiği bu hissesini o tarihte kooperatif başkanı olan davacının eşine devrettiğini ve 1.11.1988 tarihinde ortaklığa kabul kararı verildiğini ve en son 3.10.1994 tarihinde davacıya devredildiğini, ortada meşru ve geçerli bir ortaklık bulunmadığından genel kurul kararı ile bu durumun tesbit edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece sunulan kanıtlara, kooperatif kayıtlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, daha önce inşa edilecek bağımsız bölüm sayısının ortak sayısından fazla olması nedeniyle bir kısım ortakların ayrılmaya teşvik edildiği, bunun üzerine Ayşe Erdoğan adlı ortağın kooperatif ortaklığından ayrıldığı, daha sonra bu kişiye ait hissenin davacının eşi Hatice tarafından devralındığı, Hatice'nin de davacının kardeşi olan Kezban'a devrettiği, Kezban zamanında konutlar bitirilerek kura çekildiği ve bu kişiye daire tahsis edildiği, Kezban'ın daha sonra ortaklığını davacıya devrettiğini, tüm bu işlemlere herhangi bir itirazda bulunulmadığı, kur'a sırasında bağımsız bölüm sayısının mevcut ortak sayısına yetkiyi devralan ortaklarca 1991 yılından bu yana tüm, yükümlülüklerini yerine getirdikleri, genel kurulun ihraç kararına karşı herhangi bir işlem yapılmadığı ve bu karar anasözleşmenin 11. maddesine aykırı olduğu, yöneticilik dönemi ile ilgili davacı hakkında açılan ceza davasının da henüz sonuçlanmadığı, bu nedene dayanılarak ihraç kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Davacının yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönemde davalı kooperatif ortağı olan Ayşe Erdoğan 22.3.1988 tarihli dilekçesiyle kooperatiften ayrılmak istediğini bildirmiş, adı geçenin bu isteği kabul edilerek tüm ödemeleri %50 faizi ile birlikte 11.4.1988 ve 25.4.1988 tarihlerinde iade edilmiş ve karşılığında makbuz alınmıştır. Ortaklıktan çıkan bu kişinin ortaklık sıfatı ve bundan doğan bir hakkı bulunmadığı halde, 20.7.1988 tarihinde noter senediyle ortaklık payının davacının eşine devredildiğine ilişkin sözleşmeye itibar edilerek davacı eşinin devir nedeniyle ortaklığa kabulüne karar verilmiş, daha sonra davacının eşi bu ortaklığı davacının kız kardeşine devretmiş ve en sonunda 8.10.1994 tarihinde davacı lehine devir işlemi yapılmıştır.
Aynı mahkemenin başka bir kişinin açtığı özdeş nitelikteki dava nedeniyle vermiş olduğu davanın kabulü kararı dairemizin 27.12.1997 tarih ve 1996/8247 Esas, 1997/1131 karar sayılı ilamı ile (davanın reddi gerektiği) görüşüyle bozulmuş, karar düzeltme evresinden de geçerek kesinleşen bu bozmaya uyularak eldeki bu davanın karara bağlandığı tarihe yakın bir günde dava reddedilmiştir. Böyle olduğu halde, aynı mahiyetteki bu davanın da ortadan kalkan bir ortaklık hakkının devrine geçerlilik izafe edilerek ve üstelik o tarihlerde kooperatif başkanı olan davacının dolaylı veya dolaysız tarafı bulunduğu işlemlerde iyiniyetli dahi olamayacağı düşünülmeden, ayrıca emsal bozma ilamı dikkate alınmayarak davanın kabulü doğru olmadığı gibi, davacının ortaklığının düşürülmesinde yöneticilik görevi sırasındaki usulsüzlük iddiaları ile ilgili açılan ceza davalarının varlığı gerekçesine dayanıldığı halde, bu davalar sonuçlanmadan ortaklığa son verildiğinden bahisle ortalığa düşünüldüğü genel kurul kararında yer alamayan bir hususun gerekçeye ithali de dosyadaki olgularla bağdaşmaz bulunmuş, davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın bozulması gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı;
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 19.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy