(818 S. K. m. 96, 103)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.4.2000 gün ve 1999/1050-2000/297 sayılı kararın İncelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 3.12.2001 gün ve 2000/8241-9659 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketle sözleşme imzalayan dava dışı müteahhit firmanın teminat sağlamak amacıyla 8.12.1998 tarih, 3146 nolu 500.000.000 TL. bedeli kesin teminat mektubunu müvekkiline verdiğini, anılan mektubun nakde çevrilmesi amacıyla davalıya ibraz edilmesine rağmen davalı banka tarafından ihtiyati tedbir kararına istinaden mektubun nakde çevrilmediğini, oysa biraz tarihinde alınmış bir tedbir karan bulunmadığını, tedbir kararının alınmasına davalı banka yetkililerinin bizzat neden olduklarını, davalı bakanın taraflar arasında akdedilen garanti sözleşmesi hükümlerine muhalefet etmesi nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, teminat mektubu bedeli 500.000.000 TL. ile tüm zarar ve ziyanlarının 26.8.1999 ibraz tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili davaya cevabında, teminat mektubunun 26.8.1999 tarihinde saat 16'da ibraz edildiğini, 27.8.1999 tarihinde getirilen tedbir kararı nedeniyle ödemenin yapılamadığını, bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı bankanın teminat mektubunu vermekle davacı ile lehine teminat mektubu verilen şahıs arasındaki iç ilişkiden bağımsız olarak teminat mektubunun kendisi tarafından verilen mektup olması halinde başkaca hiçbir hususu araştırmaksızın teminat mektubunu nakde tahvil etme borcu altına girdiği, teminat mektubunun ödeme için ibraz edildiği tarihte mahkemeden sadır olmuş bir tedbir karan bulunmadığı, davalı bankanın sorumlu tutulması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile teminat mektubu bedeli 500.000.000 TL.'nin ibraz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delilerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davaya konu teminat mektubu davalı bankaya 26.8.1999 tarihinde ibraz edilmiş, ancak bedeli 27.8.1999 tarihli ihtiyati tedbir karan nedeniyle davacıya ödenmemiştir. Bankanın, tazmin talebini yerine getirmede gecikmesi ve bu arada ihtiyati tedbir karan alınarak ödemenin durdurulması halinde bankanın ihtiyati tedbir kararına kadar geçecek süre için gecikme faizi ödeyeceği kuşkusuzdur. Ancak, tedbirin tebliği ile birlikte artık bankanın temerrüdünden söz etme imkanı bulunmamaktadır.Öte yandan, muhatabın, bankanın bu gecikmesi nedeniyle tazminat talep edebilmesinin ortada derhal ödemeyi sakıncalı bulan bir mahkeme kararı bulunması nedeniyle hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır. Esasen muhatabın bir tazmin hakkına sahip olup olmayacağı da ancak ihtiyati tedbir karan veren ve uyuşmazlığı çözen mahkeme kararı ile ortaya çıkacaktır. Buraya kadar anlatılanlar davalı bankanın ancak iyiniyetle hareket etmesi halinde söz konusu olup,eğer davalı banka dolaylı bir biçimde de olsa söz konusu ihtiyati tedbir kararının alınmasına neden olmuşsa artık hukuken himaye göremez ve hem teminat mektubu bedelinden, hem de bunun tedbir süresince işleyen temerrüt faizinden sorumlu olur. Bu durumda mahkemece,davalı banka kayıtlan üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davalı bankanın olayda kötü niyetli olup olmadığının saptanması ve ancak kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde davanın kabulü gerekirken,bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Taraf vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Bozma kararından sonra dosyaya sunulan, yerel mahkemece verilen kabul kararlarının onanmasına ilişkin ilamlara dayanılarak direnme karan verilmesinin H.U.M.K.nun 429/3 uyarınca karar gerekçesinin genişletilmesi olduğu görüldüğünden yeni delil ibrazına ilişkin ön sorun kabul edilmeyerek işin esasına geçilmiştir.
2- Dava, davalı banka tarafından verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararı, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davacı vekili dava dışı bir şirket lehine teminat sağlamak amacıyla 8.12.1998 gün, 3146 nolu 500.000.000 TL. bedelli kesin teminat mektubunun davalı banka tarafından müvekkiline verildiğini, anılan teminat mektubunun ihtiyati tedbir karan bulunduğundan söz edilerek nakde çevrilmediğini oysa kesin teminat mektubunun nakde verilmesi için 26.8.1999 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, davalı bankanın garanti sözleşmesi hükümlerine göre ibrazı anında nakde çevirmeyerek bir gün sonra ihtiyati tedbir karan alınmasına sebebiyet verdiğini, mektubun İbrazı anında ihtiyati tedbir kararı bulunmadığını, davalı bankanın garanti sözleşmesi hükümlerine muhalefet etmesi nedeniyle sorumlu olduğunu iddia ederek teminat mektubu bedeli 500.000.000 TL. ile tüm zarar ve ziyanlarının davalılar ödetilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka teminat mektubunun 26.8.1999 tarihinde geç saatlerde bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından ödemenin 27.8.1999 gününde yapılması gerektiğini, ancak anılan günde ödeme yapılmadan lehtar (taşeron) firma tarafından Dörtyol İş Mahkemesi'nin 1999/156 Es. sayılı dosyada verilen tedbir kararının getirildiğini, tedbir kararı nedeniyle ödemenin yapılamadığını, bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı bankanın teminat mektubu vermekle davacı ile lehine kesin teminat mektubu verilen kişi arasındaki iş ilişkiden bağımsız olarak; mektubun kendisinin verdiği mektup olduğunun belirlenmesi üzerine başkaca hiçbir hususu araştırmaksızın teminat mektubunun ibrası halinde nakde çevirmek borcu altına girdiği, davacının 26.8.1999 tarihinde bankaya başvurduğu, anılan günde teminat mektubunu paraya çevirmeyen davalı bankanın bir gün sonra verilen Dörtyol İş Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına dayanarak ödeme yapmamasının haklı bir neden olamayacağı, teminat mektubunun ibrasında ihtiyati tedbir karan bulunmadığından ödemeden kaçınan bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik verdiği karar Özel Daire'ce, teminat mektubunun 26.8.1999 tarihinde ibraz edildiği, ancak bedelini 27.8.1999 tarihinde ihtiyati, tedbir kararı nedeniyle davacıya ödenmediği, tedbirin tebliği İle birlikte artık bankanın temerrüdünden söz etme imkanı bulunmadığı, ancak davalı bankanın kötü niyetli olup olmadığının araştırılması gereğine değinilerek hüküm bozulmuş, yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Öncelikle banka teminat mektuplarının hukuki tavsifleri ve özelliklerinin ne olduğu üzerinde durmak gerekir.
Türk mevzuatında, Garanti Akdine ilişkin bir düzenleme mevcut olmamakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu'nun 1.12.1967 gün 1966/16 esas, 1967/7 karar sayılı ve 11.6.1969 gün 1969/4-6 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide baskın şekilde kabul edildiği gibi Banka Teminat Mektupları Garanti Akdi niteliğinde bulunduğu kabul edilmektedir. Bunun doğal sonucu olarak banka, teminat mektubu vermekle bir asli borç yüklenmiş olmaktadır. Teminat mektubunu öderken kendi borcunu ödemiş olmaktadır. Banka mücbir sebepleri, beklenmeyen halleri imkansızlığı, muhatap ile lehtar arasındaki akdin geçersizliğini, lehtarın olumunu, iflasını ileri sürerek tazmin talebini reddedemez. Banka teminat mektubunun geçersiz olduğunu, zamanaşımına uğradığını mahkemece ödememe konusunda tedbir bulunduğu gibi sırf kendisine ait defilen ileri sürmek suretiyle mektup bedelini ödemekten kaçınabilir (Y.H.G.K. E: 1979/11-1941 K: 1981/560, aynı kurulun 19.4.1995 gün E:1995/11-124 K:1995/408, Y.11.H.D. 22.3.1985 gün E:1001/1619 aynı dairenin 2.11.1993 gün E:1992/5977 K:7001).
Somut olayda, kesin teminat mektubu mahkemenin tedbir kararının bulunmadığı 26.8.1999 tarihinde bankaya usulüne uygun olarak ibraz edilmiş, banka başvurunun yapıldığı tarihte derhal ödeme yapması gerekirken hiçbir neden ileri sürmeden ödemeden kaçınmış, daha sonra da bir gün sonra verilen mahkeme tedbir kararının bu ödememeye gerekçe göstermiştir. Oysa sonradan ibraz edilen tedbir kararının bankanın tazmin zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıktır.
Bu durumda yerel mahkemenin direnme karan yerindedir. Ne var ki, esasa ilişkin temyiz itirazları dairesince incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11.HUKUK DAİRESİ' ne gönderilmesine 14.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy