(818 S. K. m. 104) (6762 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki "şikâyet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adıyaman İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nce davanın kabulüne dair verilen 26.7.2000 gün ve 2000/77 E- 118 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2000 gün ve 2000/17340-17892 sayılı ilamı ile; (...Faize faiz yürütülmesi B.K. 104 son maddesi hükmü gereği yasaktır. Ancak TTK'nin 8/son maddesi uyarınca; ödünç para verme işleri, Bankalar, Tasarruf Sandıkları ve Tarım Kredi Kooperatifleri hakkındaki hükümler saklıdır. Somut olayda da Tarım Kredi Kooperatifi tarafından borçlular hakkında borç senedine dayalı takip yapılmıştır. Anılan senette borcun yazıldığı tarihten itibaren yıl sonunda ve ayrıca yılbaşında vade tarihine kadar geçen günler için %45 oranında hesap ve kapitalize edilecek faizi ile birlikte, vade tarihinden borcun ödenmemesi halinde, tahsil tarihine kadar %13 oranında faiz hesap ve kapitalize edilmesi, faiz oranlarının artırılması halinde ise yeni oranlar üzerinden faiz tahakkuk ettirileceği kararlaştırılmış olmakla alacağın saptanmasında sözleşme koşullarına uygun şekilde değerlendirilme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yukarıda açıklanan ilkeleri esas almayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde faizin hesaplanması doğru olmadığından merci kararının bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklı vekillerinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalı kooperatif ortağı bulunan davacıdan kredi borcu nedeniyle mürekkep faiz istenemeyeceği gerekçesiyle icra takibindeki faiz hesabının iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalı Tarım Kredi Kooperatifinden aldığı genel ihtiyaç kredisi borcundan dolayı faize faiz uygulanarak icra takibi yapıldığını, mürekkep faiz hesabının 3095 sayılı kanuna ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği'nin değişik tarihlerde yayınladığı genelgelere aykırı olduğunu ileri sürerek faiz hesabının ve faiz oranının iptalini talep etmiştir.
Davalı Kooperatif, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredi mevzuatı genelgeleri gereği faiz tahakkuk ettiğini, taraflarca imzalanan borç senedine göre takip yapıldığını, anılan senette borcun yazıldığı tarihten itibaren yıl sonunda ve ayrıca yıl başında vade tarihine kadar geçen günler için %45 oranında hesap ve kapitalize edilecek faizi ile birlikte, vade tarihinde borcun ödenmemesi halinde tahsil tarihine kadar %13 oranında faiz ve hesap kapitalize edilmesi, faiz oranlarının arttırılması halinde ise yeni oranlar üzerinden faiz tahakkuk ettirileceği kararlaştırıldığından sözleşme koşullarına uygun şekilde alacağın saptanıp icra takibi yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne dair verdiği karar yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkeme aynı gerekçelerle önceki kararında direnmiştir.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, kredi borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacağın saptanmasında, taraflar arasında imzalanmış sözleşme koşullarının mı, yoksa sözleşme tarihinde geçerli ve alacak tahsil olununcaya kadar Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği'nce belirlenmiş faiz uygulamaları ile ilgili, alacaklıyı bağlayıcı genelge hükümlerinin mi, uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
Faize faiz yürütülmesi B.K. 104 son maddesi hükmü gereği yasaktır. "Ancak, 3095 sayılı kanunun 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu" belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen "Ticari İşlerde Faiz" başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında ise "ödünç para verme işleri, Bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkındaki hususi hükümlerin saklı tutulduğu" gösterilmiştir. Dolayısıyla bu kuruluşlara ilişkin özel kanunlarda yer alan faiz serbestisini sınırlandıran mürekkep faiz konusunda TTK'nin 8/2'den farklı bir uygulama yapılmasını öngören düzenlemelerin önceliği vardır (Bkz. Ticari İşletme Hukuku Prof. Dr. Sabih arkan 4. Bası Ankara 1998).
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan borç senedinde mürekkep faiz yürütüleceği kabul edilmiş ise de alacaklı kooperatifin bağlı bulunduğu Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, kanundan doğan bu yetkisini kullanmak suretiyle kooperatif ortakları lehine değişik tarihlerde genelgeler yayımlayarak sözleşme dışında bir hesaplama yöntemi benimsemiş ve bu genelgeler ortaklar tarafından da kabul edilmiş ve uygulama bu doğrultada sürüp gitmiştir. Yetkili merciin yetkisi dahilinde yürürlüğe koyduğu bu genelgelerin öncelikle uygulanmasında zaruret bulunduğu açıktır.
Her ne kadar, mahkemece geçerli genelgelere göre alacağı hesaplayan bilirkişi raporu esas alınarak kabul kararı verilmiş ise de bu rapora karşı davalı vekilinin 26.7.2000 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği gözetilerek bilirkişiden bu itirazları değerlendiren ek bir rapor alınması gerekirken bu hususun yerine getirilmemesi ve itirazların mahkeme kararında doyurucu şekilde tartışılmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 6.6.2001 gününde bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İcra takibi, şikâyetçinin müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığı, 23.11.1994 tarihli 1836 no'lu ve 5.12.1994 tarihli 1841 no'lu sözleşmelere dayalı olarak yapılmıştır. Bu husus takip talepleri ile icra emrinde belirtilip, sözleşmelerin örnekleri icra dosyasına ibraz edilmiştir.
Şikâyet dilekçesinde özetle "alacaklı kooperatifin talep ettiği işlemiş faiz miktarı ile takipten sonraya ilişkin faiz oranının BK madde 104, 3095 sayılı kanun, sözleşmeler ve davacı kooperatifin bağlı bulunduğu Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği'nin genelgeleri hükümlerine aykırı olduğu" ileri sürülerek; icra memurunca nazara alınmayan faiz hesaplamasına ilişkin bölümün iptali istenmiştir.
Dava, İİK madde 16 hükmüne dayalı şikâyet olarak açılmış olup; tetkik mercii incelemesini "kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olması veya hadiseye uygun bulunmaması" nedenlerine dayalı olarak yapabilir.
Bu durumda Tetkik Merciin şik3ayet prosedürü içinde sadece; şikâyetçinin yukarıda açıklanan talepleri arasındaki "icra emrindeki faiz miktar ve oranının, sözleşmeye ve emredici hükümlere uygun bulunmadığına" ilişkin olanların incelenmesi mümkün olup; "alacaklının talep ettiği faizin hesaplanmasında Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği'nin genelgelerinin gözetilmiş olmadığına; bu suretledir ki, sözleşmeye göre hesaplanıp talep edilen faizin fahiş bulunduğuna ve sözleşme hükümlerinin kendisini bağlamayacağına" ilişkin ve menfi tespit ya da sözleşmenin kısmen iptali davalarının hukuki temelini teşkil eder nitelikte bulunanlarını inceleme görevi genel mahkemelere aittir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Tetkik Mercii'nin direnmeye ilişkin kararının, 12. H.D.'nin bozma kararı doğrultusunda bozulması icap ettiği kanaati ile sayın çoğunluğnu bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy