(2004 S. K. m. 62, 63)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 2. İcra Tetkik Merciince davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/5/2000 gün ve 265-570 sayılı kararın incelenmesi davacı alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2000 gün ve 18834-20466 sayılı ilamı ile;
(...Borçlu hakkında genel haciz yolu ile yapılan takipte istenilen alacak miktarına karşı çıkmadığından takip konusu alacak bu hali ile kesinleşmiştir. Mercice, itirazın kaldırılması duruşması aşamasında borçlunun İİK.'nun 63. maddesine aykırı biçimde karşı çıktığı kira miktarı esas alınarak hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı alacaklı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, itiarazın kaldırılması isteğine ilişkindir.
Davacı-alacaklı kiralayan, davalı ise borçlu-kiracı olup, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi mevcuttur. Bu sözleşmenin varlığı ve başlangıcının 01.05.1999 tarihli olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; takip dayanağı kira sözleşmesinin özel şartlarında yer alan ve ancak tespiti yargılamayı gerektiren olguların varlığını ve miktara ilişkin itirazını borca itirazında belirtmeyen borçlunun alacaklının açtığı itirazın kaldırılması davasında dar yetkili merci önünde bunları dile getirerek yaptığı savunmanın dinlenme olanağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Somut olayda; Taraflar arasındaki kira sözleşmesine göre aylık kira bedeli 3500 USD + KDV olarak belirlenmiş, bu bedelinin 01.01.2000-31.12.2000 arası için ise 20.000 USD + KDV olması kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin özel şartlar 2/B maddesinde yer alan savaş, tabii afet vs. zorlayıcı sebepler olması ve buna ilişkin resmi belgenin kiralayana verilmesi halinde kira bedelinin aylık 10.000 USD + KDv olacağı kabul edilmiştir.
Davaya ve bunun dayanağı olan genel haciz yoluyla takibe konu alacak 2000 yılı Ocak ayı kira bedeli 20.000 USD (harca esas değeri 10.754.760.000 TL) olup, Örnek 49 ödeme emri davalı borçlu tarafa usulünce tebliğ edilmiştir. Borçlu vekili süresinde verdiği dilekçeyle aynen "...müvekkilim ...A.Ş. Şirketinin böyle bir borcu olmadığından borca itiraz ediyoruz. Bu nedenlerle takibin iptalini talep etmekteyiz." ifadesini kullanarak borca itiraz etmiştir.
Davacı alacaklı vekili, açtığı bu dava ile haksız itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlu aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı borçlu vekili cevap dilekçesinde; kiralanan taşınmazın deprem nedeniyle çoğu bölümünün kullanılmaz hale geldiğini, bu durumu Düzce Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/85 sayılı dosyasınmda tespit ettirdiklerini, sözleşmenin 2/B maddesi gereğince kira bedelinin tamamının değil belirlenen aylık 10.000 USD + KDV olması gerektiğini, ancak dolar üzerinden belirlenen kiralarda artış uygulanamayacağından 3.500 USD + KDV üzerinden ödeme yapacaklarını, bunu kiralayana bildirdiklerini, bunlara karşın aylık kira parası olarak 20.000 USD istenmesinin haksız olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davanın reddi ile davacı tarafa %40'tan aşağı olmamak üzere icra tazminatı yükletilmesini savunmuştur.
Mercii; davalı borçlunun savunmalarını araştırma yoluna gitmiş, "davanın kısmen kabulü ile, davalı aleyhine Ocak 2000 ayı için 20.000 USD artı KDV olarak başlattığı takibin 10.000 USD artı KDV'lik bölümü için takibin devamına ve bu bölüm için yapılan itirazın kaldırılmasına, Bu bedel üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, kabul edilen 10.000 USD artı KDV'den arta kalan 10.000 USD KDV için yapılan itirazın yerinde olduğu görüldüğünden kaldırılması talebinin reddine ve bu bölüm için durdurulan takibin devamına, reddedilen kısım üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalı alacaklıdan alınıp davalıya verilmesine" karar vermiştir.
Davacı alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire; "Borçlu hakkında genel haciz yolu ile yapılan takipte istenilen alacak miktarına karşı çıkmadığından takip konusu olacak bu hali ile kesinleşmiştir. Mercice, itirazın kaldırılması duruşması aşamasında borçlunun İİK.'nun 63. maddesine aykırı biçimde karşı çıktığı kira miktarı esas alınarak hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle mercii karının bozulmasona karar vermiş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, İcra İflas Kanununun 62 ve bu maddeye atıfla 63. maddelerinde itiraz süresi, şekli ve sebepleri düzenlenmiş ve 62. maddenin 4. fıkrasında "Borçlunun itirazında sebep bildirilmemesi durumunda itirazın kaldırılması duruşmasında ancak alacaklının istisnat ettiği senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerini ileri sürebileceği" hükme bağlanmış, 63. maddede de 62. maddenin 4. fıkrasında açıklanan hal dışında itiraz sebeplerinin değiştirilemeyeceği ve genişletilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Borçlu takibe itiraz ederken sebep bildirmeden böyle bir borcu olmadığını ileri sürmüştür. İtirazın kaldırılması davasındaki ksavunmasında az yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin yoruma ve araştırmaya açık 2/B maddesini ve sözleşmede yer almayan diğer itiraz sebeplerini ortaya koymuştur. Bu savunmaların dar yetkili mercide incelenme olanağının bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki bir an için borçlunun itirazında kirda sözleşmesinin Özel Şartlar 2/B maddesine dayandığı ve bunun mercide incelenebilirliği kabul edilse dahi bu maddede yer alan "...savaş, tabii afet vs. gibi zorlayıcı sebeplerin" mevcut olup olmadığı, var ise hangi derecede oluşmasının kira parasının eksik yatırılması imkanını sağlayacağı hususlarının yargılamayı gerektirdiği ve bunların dar yetkili mercide tartışılamayacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Alacaklının davasının kabulü ile itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken kısmen kabule ilişkin önceki karada direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine 19.9.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy