(743 S. K. m. 169) (6762 S. K. m. 690, 612, 614) (818 S. K. m. 483, 484)
Dava: Taraflar arasındaki "takibin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak İcra Tetkik Mercii'nce davanın kabulüne dair verilen 21/4/2000 gün ve 2000/36 Esas, 248 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili atarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 3/7/2000 gün ve 2000/10352-11230 sayılı ilamı ile; (...MK.'nun 169'uncu maddesinde, kararın şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı-koca arasındaki hukuki tasarruflar ile koca menfaatine olarak karı tarafından 3. şahsa karşı iltizam olunan borçlar Sulh Hakiminin onayına tabi tutulmuştur.
Takip dayanağı bonoyu muteriz ve eşi keşideci sıfatı ile imzalamışlardır. T.T.K.'nun 690. maddesinin yollaması ile bonolar hakkında da uygulanması gereken 636. maddesi gereğince bonoyu keşideci sıfatı ile imza edenler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatı ile mesuldurlar.
B.K.'nun 483 maddesine göre kefalet bir akittir ki onunla bir kimse borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeyi alacaklıya karşı taahhüt eder. Geçerli olması yazılı olmasına bağlıdır (BK. 484). Senedin kefil sıfatıyla imzalandığına dair bonoda bir açıklık bulunmamaktadır. Kefil olarak imzalanıp lehtara verildiği ve lehtarın bu durumu bildiği yazalı delille de kanıtlanmamaktadır. Borçlular arasındaki iç ilişkinin dar yetkili merci'de karinelerle belirlenmesi mümkün değildir. Öte yandan aval hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir durum da bulunmamaktadır (TTK. 612, 614). Bu durumda borçlunun kefil ya da aval olarak imza ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Mercice bu yönler gözetilerek itirazın reddi gerekirken kabulü isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 19.9.2001 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy