(1086 S. K. m. 296, 295, 290, 236)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erzurum Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.11.2000 gün ve 2000/233-666 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. hukuk Dairesinin 15.2.2001 gün ve 2001/844-1589 sayılı ilamı ile, (...Davacı, 20/6/1999 tarihli harici satış sözleşmesi ile 2.175.000.000 TL. karşılığında davalıdan Broadway marka otomobil satın aldığını ve bedeli davalıya tamamen ödediğini aracın trafikteki kaydının 3. bir şahsa ait olduğunu ve bu şahsın bir borcu nedeniyle elinde iken haczedildiğini, bu nedenle davalıya ödediği 2.175.000.000 TL.'nin sözleşme tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aracı davacıya kendisinin satmadığını, sözleşmenin yapıldığı sırada hazır bulunduğunu ancak sözleşmeyi satıcı sıfatıyla sevhen imzaladığını, aracı davacıya satan şahsın sözleşmeyi tanık sıfatıyla imzalayan S. olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının aracın haczi sırasında aracı S.'dan aldığını beyan ederek haciz tutanağını yediemin sıfatıyla imzalaması gerekçe gösterilerek davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve imzası davalı tarafından inkar edilmeyen satış sözleşmesinde davalı satıcı durumundadır. Bu satış sözleşmesinde imzası bulunan şahit M., yeminli ifadesinde aracın pazarlığında kendisinin de hazır bulunduğunu ve paranın davalıya verildiğini açıklamıştır.
Bu açıklamalar karşısında davalıya husumetin yöneleceğinin düşünülmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle işin esasının incelenip toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, trafikte kayıtlı olup, harici (geçersiz) sözleşmeyle satın alınan otomobilin, alıcı davacının elindeyken haczedilmesi nedeniyle, ödenen satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın husumet yönünden reddine dair kararı, özel dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Trafikte dava dışı O. adına kayıtlı bulunan 34 plakalı otomobilin davacıya satılmasına ilişkin 20.6.1999 günlü harici sözleşmede, davalı satıcı durumunda bulunmaktadır. Davalı, sözleşmede isminin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir; ancak, sözleşmede gerçekte tanık sıfatıyla yer aldığını, yanlışlıkla satıcı olarak imzasının alındığını savunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, davalının cevap dilekçesindeki bu beyanı, senetteki (harici sözleşmedeki) imzanın kendisine ait bulunduğu konusunda, mahkeme huzurunda gerçekleşmiş bir ikrar niteliğindedir.
HUMK.'nun 296/II. maddesine göre, imzası mahkeme huzurunda ikrar olunan adi senetler, ispat gücü bakımından, 295. madde anlamında resmi senet hükmündedir. Anılan 295. madde ise, resmi senetlerin, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil oluşturacakları hükmünü taşımaktadır.
O halde, 20.6.1999 günlü harici satış sözleşmesi, taraflar yönünden bir kesin delil niteliğindedir. Eş söyleyişle, aracı davacıya satanın davalı olduğu konusunda kesin delil bulunmaktadır.
Senede karşı ileri sürülen bir iddia, ancak senetle ispat olunabilir. (HUMK. 290) Keza, böyle bir iddianın senetten başka bir kesin delille ispatı mümkündür. İkrar veya yemin de kesin delil niteliğindedir.
Somut olayın özelliği itibariyle bu noktada, ikrar kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Mahkeme dışında yapılan ikrar, bir belgeyle ispat edilirse, kesin delil hükmündedir. Somut olayda davacının icra takip dosyasında aracın haczine ilişkin tutanakta, aracı dava dışı S.'dan satın aldığını beyan edip, tutanağı imzaladığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu beyan, satıcının davalıdan başkası (S.) olduğu konusunda davacının mahkeme dışı ikrarı niteliğinde olup, kendisi aleyhine senet hükmündedir. Ne var ki, görülmekte olan davada, davacı 27.6.2000 günlü duruşmada, mahkemenin anılan haciz tutanağındaki beyanıyla ilgili sorusu üzerine, "Ben bu aracı U. ve S.'dan birlikte satın aldığımı biliyordum. Daha sonra senette şahit olarak yazıldığını öğrendim. Bu hususu bilmediğim için haciz sırasında S.'tan aldığımı belirttim. Doğrusu olarak, pazarlığı U. ve S.'la yaptım. 2.175.000.000.- TL'yi S.'un eline sayarak verdim. O da U.'a verdi. Bu hususta S. şahittir" şeklinde beyanda bulunmuş; böylece, haciz tutanağındaki ikrarından dönmüştür.
HUMK. 236/II uyarınca, ikrar eden, ikrarın maddi bir hatadan doğduğunu ispat ederek ikrarından dönebilir.
Davalının cevap dilekçesindeki zımni kabulü ile dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından, aracın satın alınması sırasında pazarlığın davalı ve dava dışı S. ile yapıldığı, bu ikisinin aynı dükkanı işlettikleri ve beraber işlettikleri o dükkanda yürütülen pazarlıkta da, satıcı taraf olarak birlikte yer aldıkları; satış bedelinin her ikisinin huzurunda ödendiği, paranın S. tarafından alınıp, davalıya verildiği, onun tarafından kasaya konulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, icra tutanağındaki ikrarın maddi hataya dayalı bulunduğu açıktır. Yukarıda belirtildiği üzere, ikrar eden, maddi hatadan doğmuş olan ikrarından dönebilir. Davacının görülmekte olan davada davalıyı hasım göstermesi ve 27.6.2000 günlü duruşmadaki beyanı, açıkça ikrardan dönme niteliğinde olup, belirtilen yasal durum ve kurallar karşısında, bu dönme hukuken geçerlidir.
Hal böyle olunca, somut olayda, sözleşmeyi satıcı sıfatıyla imzalamış bulunan davalıya husumet düşeceğinin kabulü zorunludur. Mahkemece, bu yön gözetilerek işin esası incelenip, toplanan deliller çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy