(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 18/11/1999 gün ve 1999/270-626 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk dairesinin 22/6/2000 gün ve 2000/5739-6153 sayılı ilamıyla;
(...Davacı, davalılardan M. Özkeleş'ten kahvehane devraldığını, vermiş olduğu senetlerden 2 tanesinin diğer davalı tarafından takibe konduğunu, devir sözleşmesindeki demirbaşlardan 5 adet malzemenin davalıya ait olmadığının anlaşıldığını, bunların bedelinin 905.000.000 TL. tuttuğunu, bu miktar üzerinden alacaklı olduğunu ileri sürerek senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile senetler ve takibin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına, malzeme bedeli 905.000.000 TL.dan ödenmeyen senetler bedeli 246.250.000 TL. düşüldükten sonra kalan 658.750.000 TL. nın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, devir listesindeki fiyatların sonradan eklendiğini, iddia edilen malzemelerin başkasına ait olduğunun belli olduğunu, kullanım hakkının devredildiğini savunarak reddini dilemiştir.
Mahkemece, malzemelerin satıldığı, sonradan eklemenin kanıtlanmadığı gerekçesi ile senetler dolayısı ile borçlu bulunmadığının tespitine, Asiye'ye ödenen 303.750.000 TL. nın davacıya verilmesine %40 kötü niyet tazminatına, fazla ödenen 355.000.000 TL. nın davalı M.'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında noterde düzenlenen devir sözleşmesinde davalı, adreste bulunan işyerinde sahibi bulunduğu demirbaş ve menkul malların tamamını ve işyerinin işletme hakkını davacıya satıp devrettiğini açıkça kabul etmiştir. Her ne kadar bu devir sözleşmesinde, satılıp devredilen demirbaşlar ve menkul mallar sayılmamış ise de sonradan aralarında haricen düzenlenen sözleşmede 29 parça menkul eşyanın davalı tarafından devir ve teslim edildiği yazılıdır. Bu sözleşmede davalı savunmasında olduğu gibi bir kısım demirbaş ve menkul malların başkalarına ait olduğu, davacıya satılanların belirli kalemler olduğu konusunda bir ayrım yapılmamıştır. Noter sözleşmesindeki beyan ile devir teslime ilişkin belge karşılaştırıldığında davalının, davacıya belgede 29 kalem olarak gösterilen demirbaş ve menkul malları satıp teslim ettiğinin ve böylece bu malların mülkiyetinin taraflar arasındaki ilişki yönünden davaya intikal ettirildiğinin kabulü gerekir.
O nedenle mahkemenin savunmanın aksine olarak, tüm devredilen malların satılmış olduğunu kabul etmesinde usule aykırılık yoktur. Ne var ki davacının, devir bedeline karşılık olarak vermiş olduğu 2 senet tutarı 550.000.000 TL. lık borcunu ödemediği, bundan dolayı da bu senetlerle ilgili olarak aleyhine icra takibi yapıldığı açıktır. Davacı, bu icra takibine karşı bir itirazda bulunmadığı gibi, kendi alacağı yönünden süresinde takas ve mahsup definde de bulunmamıştır. Bu aşamadan sonra, takas ve mahsup definde bulunarak borçsuzluğun tespitini isteyemez. İcra takibi nedeniyle icra dosyasına yaptığı ödemeler ise, icra takibinden kaynaklanan borcuna mahsup edilecektir. O nedenle, davacının takip nedeniyle borçsuzluğunun tespitine ilişkin davası reddedilmelidir.
Davacı bu davada, menfi tespit yanında bir kısım menkul ve demirbaşların davalı tarafından kendisine ait olduğu gerekçesi ile satılmasına rağmen, bunların başkalarına ait olduğunun anlaşıldığını öne sürerek, bunların bedeli tutarı 905.000.000 TL. nın ödetilmesini de istemiştir. Az yukarıda açıklandığı gibi davalı, sahibi olduğunu öne sürerek davacıya satıp teslim ettiği bu menkul ve demirbaşların gerçekte kendisine ait olmadığını, satmaya yetkili bulunmadığını açıkça kabul ve ikrar etmiştir. Artık bu aşamada, Borçlar Kanununun satımda tekeffüle ilişkin, davalı satıcı sorumluluğunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, davalının bu mallara ilişkin bedelden sorumluluğunun kabul edilmesi sonuç itibariyle doğrudur. Bu durum karşısında yapılacak iş davacının icra takibi nedeniyle borçsuzluğunun tespitine ilişkin davası reddedilip, çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca, talep edilen toplam 905.000.000 TL. nın davalılardan M. Özkeleş'ten tahsiline karar vermekten ibarettir. Mahkemenin aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar vermesi usule ve yasaya aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, işletme hakkını devirden kaynaklanan takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, senetler ile takibin iptali, %40 kötü niyet tazminatı ve alacağın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşme metnindeki malzemelerin satıldığı, sonradan eklemenin kanıtlanamadığı devir sözleşmesinin davalı Mustafa ile yapıldığı diğer davalı Asiye'nin taraf olmadığı gerekçesiyle senetler dolayısı ile borçlu bulunmadığının tespitine, Asiye'ye ödenen 303.750.000 TL. nin davalı Mustafa'dan ödetilmesine ilişkin kararı az yukarıda açıklanan nedenlerle Özel Dairece bozulmuştur.
Yerel Mahkeme, aynı gerekçelerle önceki kararda direnmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 58.670.000 lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy