(6100 S. K. m. 188)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6/4/2000 gün ve 2000/1052-297 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26/10/2000 gün ve 2000/7706-9075 sayılı ilamı ile;
( ...1-Davacı, dava dilekçesinde 5000 doları borç olarak, davalı D. C.'a verilmek üzere onun talimatı ile davalı H. D.'ye gönderdiğini iddia etmektedir. Davalı D. C. da parayı, davalı H. D.'den aldığını kabul etmektedir. Bu durumda davacı ile davalı H. D. arasında bir borç ilişkisinin olmadığı anlaşılmaktadır. H. D.'ye husumet düşmeyeceği hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Davacı 5000 Doları, davalı D. C.'a borç olarak gönderdiğini iddia etmiş, davalı D. C. da davacının kendisine olan borcunu ödemek için bu parayı gönderdiğini savunmuştur. Davacı ödünç ilişkisini yani parayı ödünç olarak gönderdiğini ispat etmesi gerekir. İspat yükü davacıya aittir. Havale borç ödeme vasıtası olup, davacının dayandığı havale makbuzlarında paranın borç olarak gönderildiğine dair bir kayıt da yoktur. İddiasını yasal delillerle kanıtlamak durumunda olan davacı, 4/1/2000 tarihli delil listesi ile davalı D. C.'a yemin teklif ettiği halde mahkemece davalı D. C.'dan teklif edilen yemin hakkında beyanı alınıp, kabul ettiği takdirde yemin icra ettirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalılardan D. C.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
KARAR: Dava, 5000 Amerikan Doları alacağın tahsili isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık, ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Taraflardan birinin istem veya savunmasına dayanak olan olayların, karşı tarafça tamamıyla değil; ancak, bazı olaylar bakımından uyuşma olacak biçimde kabul edilerek, geri kalan olayların değişik biçimde kabul edilmesi tarzında yapılan ikrar çeşidine vasıflı (mevsuf, nitelikli) ikrar denir.
Somut olayda davacı, ödünç olarak banka havalesiyle gönderdiği 5000 Amerikan dolarının davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davacı tarafından kendisine bu miktar paranın banka havalesiyle gönderildiğini ikrar edip, bunun daha önce davacıya vermiş olduğu ödüncün geri ödenmesi olduğunu beyan etmiştir. Tarafların bu kabulleri vasıflı ikrardır. Burada, davacının ileri sürdüğü vakıa (paranın gönderilmesi) davalı tarafından ikrar edilmekte; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın ödünç olarak gönderildiği inkar edilmektedir. Vasıflı ikrara uygulamada (gerekçeli inkar) adı da verilmektedir. Vasıflı ikrarda ispat yükü vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden (gerekçeli olarak inkar eden) tarafta değildir. Bu durumda gönderilen paranın davalının alacağına karşılık değil, ödünç olarak gönderildiğini ispat yükü davacıya düşer.
O halde, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılardan D. C.'un temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26/9/2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)