(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.7.1999 gün ve 72/491 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 26/6/2000 gün ve 2000/4366-4544 sayılı ilamı ile ( ...Davacı Hazine vekili 42 parsel sayılı taşınmazın evveliyatında mera olduğunu, 1964 yılında yapılan Toprak Tevzi komisyonu çalışmaları sırasında, bu yerin tarla olarak Hazine adına tescil edildiğini ve 1451 parsel numarası aldığını, ancak kadastro tespitinde davalılar adına tapulandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, yargılamaya katılmamışlardır.
Mahkemece, taşınmazın 1964 yılından önce de davalılar ve miras bırakanları zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu yerin evveliyatında mera olduğu, 1964 yılında Köy Toprak Tevzi Komisyonunca çalışmalar yapılarak, dava konusu yerin hazine adına tarla olarak tescil edildiği gerek 26.6.1964 tarihli tutanak, gerekse dağıtım cetvelleri belirtmelik tutanaklan ve tapu kaydı ile sabittir. 26.6.1964 tarihli tutanaktan, 42 parsel sayılı taşınmazın köy orta malı ve merayı işgal nedeniyle şahıslar tarafından kullanıldığı, bu nedenle dağıtıma tabi tutulmadığı anlaşılmaktadır. Mera norm kararı ile köyün ihtiyacı olan mera miktarı belirlenmiş ve mera olarak sınırlandırılmıştır. Dava konusu yer de ihtiyaç fazlası olduğu için köyün intifa hakkı kaldırılarak maliki olan Hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemenin, Hazine adına yolsuz tescil yapıldığı gerekçesi yerinde değildir. Taşınmaz mera iken bu niteliği ihtiyaç fazlası nedeniyle değiştirilmiştir. Evveliyatı mera olan bir yerin mülkiyetinin zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir. Bu hususlar gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy