(2004 S. K. m. 67, 68) (818 S. K. m. 42, 44, 58)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali, icra inkar tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.12.1999 gün ve 1999/666 Esas - 885 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 28.11.2000 gün ve 2000/5388 -8175 sayılı ilamıyla;
(...Davacı vekili, davalının iş yerinde kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini ve bu nedenle tahakkuk ettirilen elektrik bedelinin tahsili için girişilen takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazının iptaliyle takibin devamı ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davalının işyerinde kaçak cereyan kullandığı ve dolayısıyla idarenin 299.966.000.-TL zarara uğradığı gerekçesiyle davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takip tarihinden itibaren %80 oranında reeskont faizi uygulanarak takibin devamına, olay haksız fiilden kaynaklandığından tazminat isteminin reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kaçak enerji bedeli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tarifeler Talimatnamesi'ne göre hesap edilebilir nitelikte bulunduğundan dava konusu alacağın likit olduğunun kabulü ile İİK.nun 67/2. maddesi gereğince alacaklı davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu konudaki isteğin reddinde isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, icra inkar tazminatı isteminin reddine ilişkin yerel mahkemece kurulan hüküm Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki; kaçak elektrik tüketimi, Türk Ceza Kanunu'nun suç kabul ettiği bir haksız eylemdir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal kararlarda, kusur sorumluluğu, akit dışı, hukuka aykırı, kusurlu bir davranışla verilen zararın giderilmesini (tazminini) düzenler. Burada kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olup öğreti ve uygulamada "Haksız Eylem Sorumluluğu" olarak tanımlanmaktadır (Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt II sh.152).
Kaçak elektrik tüketiminin TCK.nun 491/ilk maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve davranış, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılık öğelerini içermesi nedeniyle haksız eylem kavramı ile tam olarak örtüştüğünde duraksama yoktur. Bu bağlamda, zarar ve karşılığı olan tazminat miktarının belirlenmesi yargılamayı zorunlu kılar. Bu zorunluluğun normal elektrik kullanımına oranla daha fazla ücret ödemeyi zorunlu kılan suç niteliğinden kaynaklandığı, bilirkişi incelemesini gerektirdiği ve tüm bu nedenlerle, tazminat (zarar) miktarını likit olmaktan çıkardığında kuşku yoktur.
Diğer taraftan; icra inkar tazminatı, hukuki nitelik olarak cebri icrayı, borçlulara karşı etkili kılmayı ve kötü niyetli borçluların takibi sürüncemede bırakmak, alacağın tahsilini geciktirmek amacı ile yaptıkları haksız itirazları önlemek amacına yönelik bir yaptırımdır (Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku 6.Baskı Sh. 2442 vd.).
Kararlılık gösterin yargısal ve bilimsel görüşlere göre İİK.nun 67. maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun ilamsız icra takibine karşı itiraz etmesi ve alacaklının bu itirazın kaldırılması için İcra Tetkik Merciine başvurmaksızın mahkemede itirazın iptalini dava ederek bu davada hakkı çıkması yasal şartlardan olup, alacağın aynı yasanın 68. maddesinde yazılı belgelere dayanması şart değildir. Yukarıda açıklandığı gibi icra inkar tazminatının yasaya konulmasından amaç, borç miktarını bilen veya bu miktarı belirleyebilecek durumda olan borçlunun ödeme emrine icrada inkar etmesini önlemektir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın mutlaka bir senede veya yazılı bir belgeye dayanmasına gerek ve zorunluluk bulunmamaktadır. İİK.nun 42. maddesi ilamsız takip için yazılı bir belge şartı aramamış, 58. maddede de (senet, senet yoksa borcun sebebi), (alacak belgeye dayanmakta ise...) denilmek suretiyle belgeye dayanmayan bir alacağın dahi ilamsız takibe konu olabileceği belirtilmiştir. 67. maddede (takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istenmeyen alacaklı, mahkemeye başvurarak itirazın iptalini isteyebilir) denilmiş, 68 inci maddede ise (takibi belgeye dayanmış olan alacaklının Tetkik Mercii'nden itirazın kaldırılmasını isteyebileceği) öngörülmüştür. O halde, takibi belgeye dayanmayan alacaklının mahkemeye başvurarak alacağını mahkemeden talep ederek itirazın iptalini talep etmesi ve borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise ayrıca kötü niyeti aranacaktır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit olması veya belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmekte olup böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilebilmesi mümkün nitelikte olması lazımdır.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu yukarıda yazılan koşullar altında tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir.
İtirazın iptali davası, talep şekline göre eda davalarından olan tazminat ve alacak isteklerini içerir. Somut olayda, davacı Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. kendi elemanlarınca düzenlenen "Kaçak Elektrik Kullanım Tutanaklarına" dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibinde bulunmuştur. Bu isteğin bir tazminat davasına konu olduğu açıktır. Tazminat davalarında hükmedilecek tazminat miktarı hakimin takdir hakkını ilgilendirdiğinden bu alacak likit alacak olarak vasıflandırılamaz. İsteğin, itirazın iptali olarak talep edilmesi, bu alacağın tazminat olma vasfını ortadan kaldırmaz. BK. 42. madde uyarınca, hakim zararın tutar ve kapsamını doğrudan doğruya (re'sen) araştırmak ve tespit etmek zorundadır. Bu zararı tespit ederken de halin mutat cereyanı yanında, zarar görenin zararın azaltılması ve çoğalmasının önlenmesi için aldığı veya alması gereken tedbirleri de göz önünde bulundurarak gerektiğinde BK. 44. maddesini uygulayarak zararı tayin ve takdir edecektir. Nitekim sigortacı tarafından TTK. 1301. maddesine dayalı olarak açılan rücu davalarında, haklı olarak sigorta ettiren kişinin haksız fiilin failinden veya işletenden talep edebileceği miktar bir tazminat davası konusudur. Tazminat davalarında hükmedilecek tazminat miktarı hakimin takdir hakkını ilgilendirdiğinden bu alacaklarda icra inkar tazminatı istenemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca Yargıtay'ın devamlılık arz eden uygulamasına göre haksız fiilden doğan tazminat isteklerinde itiraz eden borçluya icra inkar tazminatı yükletilemeyeceği benimsenmektedir (Prof. Dr. İlhan Postacıoğlu, İcra Hukuku Esasları 1967 sh. 169-173, Prof. Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku Cilt: 1, 3.baskı 1988 İst. sh.301 vd. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.12.1967 gün E. 1966/4-1344 K.1967/615, 12.04.1995 gün E.1995/9-83, K. 1995/365, 17.10.2001 gün E.2001/10-915 K. 2001/739, Y.11.H.D.nin 24.06.1996 gün E. 4207 K.4639, 13.H.D. 05.05.1997 gün E.3728 K. 3924, Y.4.H.D. 14.10.1999 gün E. 1999/4-6472 K.1999/8493, Y.19.H.D. 15.06.2001 E.2001/511 K.2001/4641).
Somut olayda, davacının kendi elemanlarınca düzenlenen kaçak elektrik kullanım tutanaklarına dayalı olarak yaptığı icra takibine davalı borçlunun bu tutanaklara yönelik itirazının haklı veya haksız olup olmadığının ve buna bağlı olarak tazminat miktarının belirlenmesi yargılama ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği, borçlu tarafından tahkik, tayin ve belirlenmesinin mümkün bulunmadığı, alacağın likit ve muayyen bulunmadığı, isteğin haksız fiile dayalı tazminat istemi olup, tayin ve takdiri hakime ait bulunduğundan, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında ve yukarıda açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz ilam harcının peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy