(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 19.12.2000 gün ve 2000/285-1052 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuku Dairesi'nin 16.4.2001 gün ve 4595-6014 sayılı ilamiyla; (...Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının hastalığında davacıyı terkettiği, "o ölmez beni bile öldürür" dediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmaktan haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Dava, evlilik birliğinin temilinden sarısılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm özel dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki, davacı tanık anlatımları, davalı eşin kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı olgusunu kabule yeterli ve elverişli bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece, davacı tanık anlatımlarına tercih edilen davalı tanıkları ise, anlatımlarında, davalının evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri eksiksiz yerine getirdiğini, davacıya özenle baktığını, davalının müşterek ikametgahı terk nedeninin davacının kırıcı ve aşağılayıcı sözler söyleyerek kendisini evden kovması olduğunu açıkça beyan etmişlerdir.
Davalının daha önce 5-6 kez evi terk etmek zorunda kaldığı, yanların barıştıkları ve davalının eve döndüğü, bu durumda önceki olayların davacı koca tarafından hoşgörü ile karşılandığı ve davalının affedilmiş olduğu da tartışmasızdır. O halde mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, kanıtların değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy