(743 S. K. m. 149, 274)
Taraflar arasındaki "velayetin nez'i ve nafakanın arttırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29/05/2000 gün ve 2000/248 E- 367 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/09/2000 gün ve 2000/9849-10295 sayılı ilamı ile; (...1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacının yoksulluk nafakasına yönelik temyizi yersizdir.
2-Velayete ait temyize gelince;
Maddi olayların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirilmesi ise hakime aittir. Velayet nüfuzunun kötüye kullanılması veya açık şekilde ihmal edilmesi halinde velayet nez edilebilir. (MK. m. 274) velayet kendisine verilen tarafın davranışları bu boyuta ulaşmasa bile hakim küçüğün bedeni ve fikri gelişimi dikkate alarak velayet görevinin değiştirilmesine de karar verebilir. (MK. m. 149) Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre yapılacak iş;çocukların velayetini anneye bırakmak, baba ile uygun bir kişisel ilişki kurmaktan ibarettir. Bu husus dikkate alınmadan bozma ilamına yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili, velayetleri davalı babada olan küçüklerin velayetlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, mahkemenin velayetin babadan nez'i ile anneye verilmesine dair verdiği karar Özel Daire'ce "olayda Medeni Kanunun 274. maddesinin şartlarının gerçekleşmediği, toplanan delillerin ancak Medeni Kanunun 149. maddesinde yer alan velayetin değiştirilmesine yol açtığı" gerekçesiyle bozulmuş, mahkeme bozmaya uyarak velayetin nez'i sebepleri bulunmadığından davacının bu kesim hakkındaki davasının reddine karar vermiştir.
Mahkemenin red kararı bu kez yukarıda açıklanan nedenle Özel Daire'ce bozulmuş, mahkeme önceki bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, kazanılmış hakkın yeni bir hükümle ortadan kaldırılamayacağı gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.
Medeni Kanunun 274. maddesinde "Hakimin velayet nüfuzunu ağır surette kötüye kullanan veya açık şekilde ihmal eden ana babadan velayet hakkını nez edebileceği", Medeni Kanunun 149. maddesinde ise "velayet kendisine verilen tarafın başkası ile evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölümü gibi durumlarda hakimin gereken tedbirleri alacağı" belirtilmiştir.
Somut olayda Medeni Kanunun 274. madde şartları gerçekleşmemiş ise de, babanın başkası ile evlendiği bu evlilikten iki çocuğunun olduğu, iş yerini İstanbul'a taşıdığı toplanan delillerle anlaşıldığından çoğun içinde azın da var olacağı ilkesi ve özellikle Medeni Kanunun 149. maddesi hükümlerine göre hakimin re'sen çocukların bedeni, fikri ve ahlaki gelişimini dikkate almak suretiyle onların menfaatine uygun tedbirleri alması gerekir.
Bozma kararına uyma usulü kazınılmış hak doğurur. Ancak, kamu düzeni ile ilgili olma ve maddi hatanın varlığı durumları usulü kazanılmış hak ilkesinin istisnalarını teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 4 sh. 3440 Usulü Kazanılmış Hakkın İstisnaları).
Belirtilen bu nedenle, mahkemece, velayetin düzenlenmesinin kamu düzenine ilişkini olduğu, bozma ilamına uyulmuş olmasının usulü kazanılmış hak ilkesini zedelemeyip, bu ilkenin istisnasını oluşturduğu gözönünde tutularak velayet hususunda bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 23/05/2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy