(743 S. K. m. 8, 27, 439, 441, 457, 519, 520, 522, 523) (2644 S. K. m. 35) (2709 S. K. m. 13) (2675 S. K. m. 2, 22)
Dava: Taraflar arasındaki "veraset" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 30.11.1998 gün ve 1997/1886 - 1998/1800 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.10.2000 gün ve 2000/12368-13217 sayılı ilamı ile;
(...1320 doğumlu (1904) Nazif, Türk tabiiyetinde iken 1980 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölmüştür. Murisin Yunanistan tabiiyetinde olan ana ve babası ile yine Yunanistan tabiiyetinde olan Büyükanne ve büyük babasının ve Türk tabiiyetinde olan dayısı Ş. kendisinden önce öldüğü anlaşılmaktadır. Davacı ile diğerleri Ş. füruları olup Türk tabiyetindedirler. Mahkeme zümrebaşı (parantelbaşı) büyükanne ve büyükbabanın Yunanistan tabiiyetinde bulunmaları ve mirasın açıldığı tarihte Tapu Kanununun 35. maddesinde aranan karşılıklılık oluşmadığından davacı ve kardeşlerinin muris N.'in mirasçısı olamayacağını kabul edip veraset belgesi verilmesi yönündeki isteği ret etmiştir.
Medeni Kanunumuzun, mirasçı olmak için aradığı şartlardan biri de mirasa ehil olmaktır (MK. md. 519, 522, 523). Kanunun aradığı ehliyetin Medeni Kanunun 8. maddesinde gösterilen hak ehliyeti olduğunda duraksama yoktur. Gerçek kişiler sağ doğmak ve sağ olmak kaydıyla (MK. md. 27) bu ehliyete sahiptirler. Medeni Kanunun 8. maddesi kanun dairesinde hak ehliyetine imkan vermektedir. Şu halde kanunlarda gösterilen sınırlama dikkate alınmadan mirasçılık ehliyetini belirlemek mümkün değildir. Anayasamızın 13. maddesi de böyle bir sınırlamaya imkan tanımaktadır. Medeni Kanunun 520. maddesinde düzenlenen mirastan mahrumiyet, 457. maddesinde düzenilen mirastan ıskat gibi sınırlamalar olmak üzere kanunlarımızda mirasçılık ehliyetini sınırlayan hükümler vardır. Bunlardan birisi de vatandaş olmayan kişilerin mirasçılığına etkili olan Tapu Kanununun 35. maddesinde yer alan "karşılıklılık" ilkesidir. Yunanistanda bu ülkenin hukuki rejimi içinde Türk Vatandaşı olan (Rum Soylu Türk Vatandaşları için 31.7.1990 tarihinden sonraki düzenleme hariç) kişiler yönünden taşınmaz mallara serbestçe tasarruf bu meyanda mirascılığa imkan bırakılmadığı hukuki bir gerçektir. Tabi ki Yunanistan Vatandaşı olan bir kişinin mirasçılığı söz konusu olduğunda Hakim 2675 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun 2. ve 22. maddeleri gereği uygulanacak kuralları kendiliğinden gözetmek zorundadır. Somut olayda ihtilaf, yabancı uyruklu zümre başının Medeni Kanunun 441/2. maddesi uyarınca Türk tabiiyetinde bulunan "her tabakada halefiyet yolu ile mirasçı olan füruları tarafından temsil" olunması halinde de tüm zümrenin mirasçılık ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Medeni Kanunun 439 ve müteakip maddelerinde kanuni mirasçılar zümre esası üzerinden gösterilmiştir. Zümre içinde mirasçı olabilecek kimsenin mirasçıdan önce ölmüş olması halinde "her tabakada halefiyet tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından temsil" olunacağı 439, 440 ve 441. maddelerinde ifade olunmuştur. Bu ifade tarzı öncelikle zümre başının, sonra ardarda gelen füruunun mirasçılığa ehil olup olmadığını araştırmayı gerektirmez. Her şeyden önce Medeni Kanunun 27. maddesi gereği şahsiyet ölüm ile sona erdiğinden mirasın açıldığı anda ölü olan zümrebaşının ve sonra gelen bazı ara füruun ne tabiiyetinden, ne ıskat veya mahrumiyetinden söz edilemez. Miras hukukumuzun genel ilkesi zümre başının veya füruunun mirasın açılması anında ölü olması halinde sağ olan füruun doğrudan doğruya murise mirasçı olmasını gerektirmektedir. Bu yön miras hukuku kitaplarında ittifakla "füru, zümre veya kök başı olan usullerinin yerine temsilen değil, kendi miras haklarına binaen mirasçı olurlar" cümlesi veya benzer cümlelerle ifade edilmiştir. (Miras Hukuku, Prof. A. N. İ., Prof. Ş. E. 2000, sf. 42 vd, Miras Hukuku; Prof. Z. İ., Prof. H. E., 1995, sıf 15 vd; Miras Hukuku, Prof. M. K. O., 1990, sf: 35; Miras Hukuku, Prof. N. K., 1987, sf. 63; Miras Hukuku Dersleri, Prof. B. K., 1985, sf. 30 vd.)
Görüldüğü üzere mirasın açıldığı tarihte ölü olan zümrebaşı veya ara füru mirasçı olamayacak durumda olsa bile, onun mirasçılık hak ehliyetine sahip olan füruu doğrudan mirasçı olur. Murisin, Yunanistan uyruklu olan ana ve babası, büyükanne ve büyükbabaları ile dayısı kendinden önce öldüklerinden, bunların tabiiyetleri, mirasın açıldığı tarihte Türk vatandaşı olan, büyük ana ve büyükbaba füruunun mirasçılığına etkili değildir. Ancak bu yönün dikkate alınmadığı ve hükmün onandığı anlaşılmakla Dairemizin 7.7.2000 tarih ve 7437-9390 sayılı onama kararının kaldırılmasına hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy