(743 S. K. m. 134, 150)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.2.2000 gün ve 1999/144 E- 2000/76 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 8.6.2000 gün ve 2000/5796-7697 sayılı ilamıyla;
(...Davacı tanıkları olayları ve söylenen sözlerin zamanını ve yerini belirtmemişlerdir. Tanıklar yeniden dinlenerek işaret edilen yönleri açıklığa kavuşturmak gerekir.
Hakim, boşanma için gösterilen olayların varlığına vicdanen inanmadıkça sabit addedemez. İki tarafın bu konudaki kabulleri dahi hakimi bağlamaz. Hakim gösterilen delilleri serbestçe takdir eder. (MK. 150 md.)
Boşanma davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden Hakime geniş takdir hakkı tanınmıştır. Tarafların bu dava üzerinde serbestçe hareket etme imkanı yoktur. Hakim evlenme sözleşmesiyle oluşan hukuki durumu mümkün olduğu ölçüde korumakla yükümlüdür. Toplumun en küçük birimini oluşturan ailenin korunması ön planda tutulur. Ancak evliliğin devamı toplumun düzenini zedeler hale gelmiş, toplum için sorun oluşturmaya başlamış ve evlilik, sosyal ve ahlaki yönden çökmüş ise, bu durumda evliliğin korunmasında gerek karı-koca ve gerekse çocuklar yönünden bir yarar kalmamış demektir. Hakimin böyle bir evliliği sona erdirmesi en uygun çözüm olacaktır.
Hakim belirtilen ilkeleri irdelemek, bunlar hakkında yeterli bilgi toplamak, evlilik birliğinin gerçekten onarılmaz şekilde kökünden sarsılıp sarsılmadığı hakkında bilgi ve kanaat sahibi olmak zorundadır. Sağlıklı bir sonuca ulaşılması olayların yeri, zamanı, ne şekilde oluştuğu, kimin davranışının öncelikli olduğu, karşı tarafın söz ve davranışlarının art niyetsiz bir tepki, bir öfke sonucu olup olmadığının bilinmesine bağlıdır.
O halde tanıklardan olaylar hakkında ne şekilde bilgi sahibi olduklarını, taraflarla olan ilişkilerinin derecesini, olayın geçtiği yer ve zamanını, olayların ne şekilde ve nasıl başladığını bu olaylardan sonra tarafların birbirlerine karşı olan tutum ve davranışlarının ne şekilde geliştiğini, somut olayın karı koca arasında alışkanlık haline gelmiş bir davranışın veya sözün gereği mi, yoksa belirli bir amaca yönelmiş bir davranışın veya sözün gereği mi, yoksa belirli bir amaca yönelmiş olarak mı söylemediği veya oluştuğu ve benzer konular etraflıca sorulmalıdır.
Bu yönler gözetilmeden ve şahitler yeniden dinlenmeden oluşturulan hüküm doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların evlenmelerinden kısa bir süre sonra davalı kadının ruhsal bozukluklar gösterdiğini, davacıya ve onun ana babasına hakaretlerde bulunduğunu, yatak odasını ayırdığını, "sen kafana göre birini bul, ben de kafama göre birini bulayım" dediğini, davacının ikazına rağmen sigara içtiğini, gece yarısı davacıya "Bana sigara getir. Getirmezsen kendimi arabanın önüne atarım." şeklinde sözler söyleyip, tehdit ettiğini; televizyonu yakından seyretmesi nedeniyle davacı tarafından iyiniyetle ikaz edildiğinde ise "sen ne karışıyorsun, kes sesini herif" diye bağırdığını, işe gidiyorum diyerek evden çıkıp teyzesinin evine gittiğini, bu şekilde evi terk ettiğini, bunu alışkanlık haline getirdiğini, neden yokken 18 adet hap yutarak intihara kalkıştığını, bu hareketleriyle evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesine neden olduğunu ileri sürerek, tarafların boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının davalıyı sürekli dövdüğünü, evden kovduğunu, davalının canını kurtarmak için ana babasının ve davacının halasının evine sığındığını, son dayaktan sonra ev eşyasının tespitini istemek zorunda kaldığını; davacının davalıyı evden dışarı çıkarmadığını, telefonla görüşmesine dahi izin vermediğini, ortaya çıkan geçimsizlikte tamamen davacının kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin; davalının birden çok defa evi terk edip babasınınevine gittiği, araya büyüklerin girmesiyle tarafların yeniden bir araya geldikleri, ancak davalının davacıya manyak, inek, keçi, öküz gibi sözler söylediği, istenilmesine rağmen sigara içtiği, kayınpederine herif, kayınvalidesine kahpe dediği, hap kullanarak intihara kalkıştığı, bu nedenlerle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına dair kararı Özel Daire'ce yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.9.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy