(6831 S. K. m. 1/j) (3573 S. K. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasındaki "orman tahdidine itiraz, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Kadastro Mahkemesince davanın kabul ve görevsizliğine dair verilen 24.2.2000 gün ve 1999/79 - 2000/19 sayılı kararın incelenmesi davalı ve katılan vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.5.2000 gün ve 2000/4664 - 5162 sayılı ilamı;
( ... Davacı gerçek kişi tarafından sınırları dava dilekçesinde belirtilen iki parça taşınmazın orman tahdit sınırı dışına çıkartılması talebiyle orman tahdidine itiraz davası açılmış; yerel mahkemece orman tahdidine itiraz davasının kabulüne; tescil istemi yönünden ise, mahkemenin görevsizliği yolunda hüküm kurulmuş; anılan karar Orman Yönetimince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Mahkemece hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporu davaya konu taşınmazların orman olup olmadıkları hususunda yeterli ve açıklayıcı nitelikte değildir.
Değinilen orman bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazların yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında kısmen ağaçlık, kısmen çalılık olarak göründüğü belirtilmekle birlikte ağaçlık kısımların, taşınmazların hangi kesimleri olduğu; bu ağaçların cinsi, konumu, yaşı, kapalılığı ile araziye dağılımı belirtilmemiştir.
Ayrıca çalılık olan kısmın taşınmazın hangi kesimleri olduğu yeri ve miktarları belirlenip çalılık ve makilik alanlarda 1965 tarihli Maki Talimatnamesinin 6. maddesi uyarınca meyilin % 12'yi aşması halinde, bu bölümlerin muhafaza makisi niteliği ile orman olarak kabulü gerektiği gözetilerek inceleme ve araştırmanın bu olguları kapsayacak biçimde yapılması gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Özel daire ile mahkeme arasında uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yörede 1964 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu bölgeye isabet yerin kadastro paftası üzerine "fundalık" yazılmak suretiyle tespit harici bırakılmış, bitişikteki 187 numaralı parsel davacı Reşit Özcan adına tespit edilip kesinleşmiştir. 1993 yılında ilk kez yapılan orman kadastrosunda 187-188 numaralı kadastro parsellerine bitişik bilirkişi krokisinde ( 1 ) ve 186 numaralı parsele bitişik aynı krokide ( 2 ) numara ile işaretli yerler orman sayılarak tahdit içine alınmıştır. Çalışmaların devamı sırasında Mehmet Çınar ile Reşit Özcan, ( 1 ) numaralı yerin kendi işgallerinde olduğunu, orman rejimi dışına çıkartılması gerektiğini istemişler, komisyon iddiayı kabul ederek 24.9.1993 tarihli tutanakla ( 1 ) numaralı yere ( XIX ) ve ( 2 ) numaralı yere de ( XVIII ) orman içi parsel numarası vererek 31.12.1981 tarihinden önce nitelik yitirmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılmasına karar vermiştir, davacı bu iki parça taşınmazın öncesinin orman olmayıp kültür arazisi olduğu halde, tahdit içine yanlışlıkla alınıp 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığını, işlemin iptali ile adına tescil isteği ile temyize konu davayı açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli yerlerin bitişiğinde ve yakınında bulunan 1964 yılında tespitleri yapılan parsellere ait tutanak örnekleri ve dayanakları getirilip, tespitlerin tapu ya da vergi kayıtlarına dayanılarak yapılıp yapılmadığı, kayıtların davaya konu yerleri ne olarak gösterdiği konusu üzerinde durulmamış, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası uygulanarak bu haritadaki bulgular bilirkişi raporuna yansıtılması gerekirken, bilirkişilerce uygulandığı bildirilen memleket haritası örneği dosyada bulunmadığı gibi, rapora esas alınan haritanın basım yılı açıklanmamış, taşınmazların memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri ile konumu gösterilmek suretiyle, bilirkişi raporunun mahkeme ve Yargıtay tarafından denetimine olanak sağlanmamıştır.
Delicelikler ve yabani zeytinliklerin orman ağacı olduğu, orman içindeki bu gibi yerlerin ancak 26.1.1939 tarih 3573 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Yasa" hükümlerine göre yetkili makamlarca tahsis edilip, koşullarının yerine getirilmesi ve o kişi adına tescili konusunda yetkili makamlarca karar verilmesi ya da verilen bu karar uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda, o yerin orman sayılmayacağı yasa gereği olduğuna ve davacı da böyle bir tahsis ve tapuya dayanmadığına göre, bilirkişiler tarafından taşınmazlar üzerinde bulunduğu bildirilen aşılı zeytinlerin, delicelerin aşılanması sonucumu meydana getirildiği? Aşı yaşının kaç olduğu? Özel daire bozma kararında belirtildiği gibi taşınmazlar üzerindeki ağaçların konumu, cinsi, yaşı ve dağılım durumunun ne olduğu? Bilirkişi raporunda açıklanmamıştır.
Diğer taraftan, bilirkişiler, kadastro paftasında fundalık, memleket haritasında çalılık olarak işaretli kısımların gerçekte makilik olduğunu açıklandıktan sonra, eğim durumuna göre, taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varmışlardır. Orman mühendisleri ( 1 ) nolu yerin % 3-5 eğimli olduğunu belirtmişler, ancak ( 2 ) nolu yerin eğimini hesaplamışlardır. Dava dosyası içindeki 1/5000 ölçekli ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen haritada bölgedeki münhanilerin sık olarak geçirilmesi, taşınmazların oldukça eğimli olduğunu göstermektedir. Sözü edilen haritada ( 2 ) nolu yerin hemen güneyinde 190 rakımlı münhani geçmekte, kuzey batısında ise, 215.50 metre yüksekliğindeki tepe bulunmaktadır. Bu durumda, 190 ve 216.50 rakımlı münhaniler arasında yükseklik 26.5 metreye ulaşmaktadır. Bu iki nokta arasındaki uzaklık ölçülmek suretiyle yapılacak hesaplama sonunda meyilin % 12'yi çok geçtiği anlaşılmaktadır. Münhanilerin sıklığı gözönünde bulundurulduğunda ( 1 ) nolu yer için yapılan eğim hesabı da duraksama yaratmaktadır.
Bilindiği gibi 6831 sayılı Yasanın 1/j maddesi toprak ve muhafaza karakteri taşımayan funda ve makilerle örtülü yerleri orman saymamış, başka bir anlatımla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerleri orman saymıştır. Bilimsel ve teknik olarak meylin % 12'yi geçmesi halinde funda ve makilerle örtülü yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı dolayısıyla orman olduğu kabul edilmektedir. Diğer taraftan; bilirkişiler taşınmaz üzerinde Kızılçam ağaçları bulunduğunu bildirmişlerdir. Gerçekte var olan orman ağaçları budanmak, kesilmek ve tahrip edilmek suretiyle makiye dönüştürülmüşse; bu halde, ikincil ( sekonder ) maki söz konusu olacağından, bu tür yerlerin eğimlerine bakılmaksızın orman sayılacağı düşünülerek buna göre araştırma yapılması gerekir.
Açıklanan bu olgulardan başka; mahkemece 9 ve 10 numaralı tutanakların iptaline karar verilmiştir. Sözü edilen tutanaklarda dava konusu yerlerden başka daha birçok taşınmaz hakkında işlem yapılmıştır. Orman, kadastrosuna itiraz davalarında mahkeme kurduğu kararın hüküm bölümünde, orman alınmasına karar verdiği taşınmazlarla ilgili olan orman sınır noktalarını belirleyerek, taşınmazın yüzölçümünü gösteren ve ölçekli olarak bilirkişiler tarafından düzenlenen haritanın ilama eklenmesine karar vermesi gerekir. Somut olayda mahkeme hükmü, açıklanan konuları kapsamadığından bu haliyle infazı da mümkün değildir.
O halde, özel daire bozma kararı ile az yukarıda açıklanan konular gözönünde bulundurularak yeniden gerekli araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, önceki kararda ısrar edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Orman Yönetimi ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy