(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.11.1998 gün ve E. 1986/44-K. 98/341 sayılı kararın incelenmesi Müdahil Orman Yönetimi ile davalı Maliye Hazinesi vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 11.4.2000 gün ve E. 2000/1926- K. 2000/3333 sayılı ilamiyla; ...Taraflar arasındaki tescil davası sonunda yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararı Dairemizce onanmıştır.
Bu kez de davalı Hazine, krokide gösterilen ve kararda açıklanan ( A ) 31.4484,47 m2, ( B ) 4546,73 m2'lik bölümlere yönelik olarak kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dava, Medeni Yasanın 639. maddesine göre açılan tescil istemine ilişkindir. Taşınmazın bulunduğu yörede 1976 yılında genel arazi kadastrosu yapılmış, bu taşınmaz tespit dışı bırakılmıştır. Davanın açıldığı 27.2.1986 tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıl geçmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.2.1997 tarih 1996/8-768 Esas - 1997/100 Karar ve 18.2.1998 tarih 1998/8-15 Esas-129 Karar sayılı kararlarına göre kadastro gören yerlerde tespit dışı bırakılan taşınmazlar için tespitin kesinleştiği tarih ile tescil davasının açıldığı tarih arasında 20 yıllık kazandırıcı süre dolmadıkça tescil davası dinlenemez. Dosyada belirlenmiş tarihlere göre dinlenme olanağı bulunmayan davanın açıklanan bölümler yönünden reddi gerekirken, bir yanılgı sonucu davanın kabulü yolundaki hükmü onayan Dairemiz kararı usul ve yasaya uygun olmadığından, karar düzeltme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Edenler: 1 - Davalı Hazine vekili
2 - Müdahil Orman Yönetimi vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davacı gerçek kişinin kadastro öncesi tapuya kayıtlı olan taşınmazının kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakıldığı savı ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, teknik bilirkişi raporlarında ( A ) ve ( B ) harfleri ile belirtilen iki parça taşınmazın davacının tapu kayıtları kapsamında kalmasına rağmen kadastro tespiti sırasında tespit dışı bırakıldığı, bu yerlerin kadim kültür arazisi olduğu ve davacının tasarrufunda bulunduğu anlaşıldığından rapor ve krokisinde belirtilen ( A ) harfli 31.484,47 m2 miktarında ve ( B ) harfli 4546,73 m2 miktarındaki yerlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararı davalı Hazine vekili ve müdahil Orman Yönetimi vekilinin temyizi üzerine; Özel Dairece yukarıda açıklandığı üzere "tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarih ile tescil davasının açıldığı tarih arasında 20 yıllık kazandırıcı süre dolmadığı" gerekçesiyle bozulmuş; mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Hemen belirtelim ki; Hukuk Genel Kurulu'nca pek çok emsal kararda beninsenen "tespit dışı bırakma işlemi bir tapulama işlemidir. Tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarih tescil davasının açıldığı tarih arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadıkça tescil davası dinlenilmez." şeklindeki ilke salt MK.nun 639. maddesine dayalı tescil davalarına ilişkindir. Temyize konu davada davacı kadastro öncesi tapu kaydına dayanmış, 25.7.1953 gün 128 ve 25.7.1953 gün 129 sayılı tapularının 864, 865, 867, 870 ve 879 parsel nolu taşınmazlara revizyon gördüğünü; ancak, tapuların alanları toplamının 610.943 m2 olduğu halde kendisine; 337.260 m2 alanında taşınmaz verildiğini, 864 parsel nolu taşınmazın kuzeyindeki krokide ( A ) ve ( B ) harfleri ile belirtilen taşınmazlarının da tapu kapsamında olduğu halde bu yerlerin tespit dışı bırakıldığını öne sürmüştür. Şu durum karşısında davacının zilyetliğe dayalı bir istemi bulunmadığı açıktır.
3402 sayılı kadastro Kanununun 22/2. maddesi gereğince tapulama veya kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmaz malların adı geçen kanun gereğince kadastro yapılabileceği gibi, tespit dışı bırakılan yerin tapu kapsamında olduğu ileri sürülerek dava da açılabilir. Bu nedenle yerel mahkemenin davanın MK.nun 639. maddesine dayalı bir tescil davası olmadığından özel dairece bozma kararında gösterilen ilkenin uygulanamayacağına ilişkin direnme kararı yerindedir. Ne var ki Özel Daire uyuşmazlık konusu krokide ( A ) ve ( B ) ile gösterilen yerlerin davacının tapusu kapsamında olup olmadığını incelememiştir. Bu yönün incelenmesi İçin dosyanın dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde ise de davalı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin tapu kapsamına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 21.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy