(506 S. K. m. 2, 9, 79)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mersin İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.10.2000 gün ve 1999/78 E.-2000/751 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 7.12.2000 gün ve 2000/8748-8888 sayılı ilamı ile; (...Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet aktine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitini istemiştir. İstek, tanık sözlerine dayanılarak hüküm altına alınmıştır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgesine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak bildirge ve bordrolardan davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de uyuşmazlık konusu dönemde işverenin bordrolarında kayıtlı tanıklar veya komşu iş yerlerine geçmiş tanıklar saptanarak, gerektiğinde benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tespit edilerek bu tanıkların bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalılar vekilleri
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet aktine dayalı olarak, 1.8.1987 - 31.10.1998 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Davalı kurum ve işveren vekilleri, davacının imzasını içeren değişik tarihli işe giriş bildirgeleri bulunduğunu, işe giriş bildirgeleri ve imzalı bordrolara dayanılarak aylık ve dört aylık bordrolarla çalıştığı sürenin kuruma bildirildiğini, işe giriş bildirgeleri ve bordroların işyerinde kesintili çalışıldığının karinesi olduğunu, bu karinenin aksinin ancak eşdeğerde belgelerle kanıtlanması gerektiğini, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemeyeceğini, ibranamenin kesintisiz çalışmayı göstermediğini beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, imzalı işe giriş bildirgelerine, bordrolara ve kuruma bildirilen çalışmalara değer verilmeden, tanık sözlerine ve işveren ile davacı arasında düzenlenen 11.11.1998 tarihli ibranameye dayanılarak istek kabul edilmiş karar yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş, mahkeme önceki kararda direnmiştir.
Hizmet tespiti davalarında, sigortalının tespite konu dönemde imzasını içeren müteaddit işe giriş bildirgelerinin ve ücret bordrolarının varlığı, imzanın sahteliği veya belgelerin manevi baskı altında imzalandığının sigortalı tarafından iddia ve ispat edilememesi halinde sigortalının iş yerindeki, çalışmalarının sürekli olmayıp kesintili geçtiğinin karinesi ise de, bu karinenin aksinin ancak eşdeğerde belgelerle kanıtlanması mümkündür.
Somut olayda; davacının 1.8.1987, 1.4.1995 ve 1.6.1996 tarihli imzalı işe giriş bildirgeleri, 1.8.1987 - 31.10.1998 tarihleri arasındaki çalışmaları gösteren imzalı ücret bordroları ile kuruma yapılan bildirimler, işyerindeki çalışmanın kesintili olduğunun karinesidir. Mahkemenin dayandığı, davalı şirket müdürü ile davacı arasında düzenlenen 11.11.1998 tarihli ibranamede "davacının davalı işyerinde 1.8.1987 tarihinden 31.10.1998 tarihine kadar çalıştığı, bu çalışma süresi zarfında maaşlarını tamamen aldığı, işten ayrılması sebebiyle 673.408.432 TL kıdem tazminatı, 69.147.892 TL. ihbar tazminatı, 207.443.676 TL. yıllık ücretli izin karşılığı toplam 950.000.000 TL'yi aldığı ve işvereni ibra ettiği" yazılıdır. Taraflarca imzalanan 11.11.1998 tarihli bu ibranamenin yazılı delil olarak kabul edilmesi gerekir. Ne var ki, ibranamede 1.8.1987 ile 31.10.1998 tarihleri arasında çalışma karşılığı 673.408.432 TL kıdem tazminatı alındığı yazılı ise de, ibranamenin mahiyetinden davacının 1.8.1987 ile 31.10.1998 tarihleri arasında devamlı çalıştığını gösteren bir ibare bulunmadığından yazılı delilden söz edilmek suretiyle bu belgeye dayanılarak diğer yazılı belgeler nazara alınmadan davacının 1.8.1987 ile 31.10.1998 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti usulen mümkün değildir.
Yukarıda açıklananların ışığı altında mahkemece yapılacak iş, deliller bu yönde toplanarak, 11.11.1998 tarihli ibranamede belirtilen 673.408.432 TL. kıdem tazminatının 1.8.1987 - 31.10.1998 tarihleri arasındaki ne miktar süreyi kapsadığını saptamak, kuruma bildirilen günlerde maddi hata ikrah ve hile gibi durumların bulunup bulunmadığını araştırmak, bunun yanında, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak davacının imzası olan bordrolarda geçmiş sürelerin kuruma yapılan bildirimler ile uygunluk sağlayıp sağlamadığını tek tek belirlemek, bordrolarda olup da kuruma bildirilmeyen süreleri tespit etmek, bordrosuz ya da imzalı olmayan bordroya dayalı süreler yönünden ise uyuşmazlık konusu dönemde işverenin bordrolarında kayıtlı tanıklar veya komşu işyerlerine geçmiş tanıklar saptanarak gerektiğinde benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimseler tespit edilerek bu tanıkların bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu, salt ibraname ve tanık beyanlarına göre yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, 27.6.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy