(506 S. K. m. 85, 130/2)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çanakkale Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.10.2000 gün ve 1999/622 E- 2000/813 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 1.3.2001 gün ve 2000/9375-1712 sayılı ilamı ile; (...Dava, 6.8.1991 - 30.8.1991 tarihleri arası özel bina işyerinde çalıştığının ve 1.12.1991 tarihinden itibaren de isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ve Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. İşyerinin inşaat işyeri olduğu davacının da önceki mesleğinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Daktilograf olup 1978-1991 yılları arası Emekli Sandığı sigortalısı olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık işyerinde işe giriş bildirgesine dayanan çalışmanın gerçek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 85/b maddesine göre bir kimsenin malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmesi için diğer koşulların yanında müracaat tarihinden önce 506 sayılı kanuna göre tescil edilmiş olmak koşuldur. Somut olayda, davacı 6.8.1991 tarihinde SSK'ya tescil edilmiş ise de ; 4.11.1998 günlü müfettiş raporu ile; işyerindeki çalışmalarının gerçek olmadığını zira 6.8.1991 günlü sigortalı işe giriş bildirgesinin dayanağı bulunan bilgi ve belgelerin inandırıcı olmadığı, bizzat davacı beyanında, bu iş yerinde kimlerin çalıştığını bilemediği ve giderek işyeri davacının bu işyerinde çalışmadığı saptanmıştır. Öte yandan, sigorta müfettiş raporları 506 sayılı yasanın 130/2. maddesinin yollamada bulunduğu 1479 sayılı Kanunun 89. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar muteberdir. Bundan başka yargılamada dinlenen tanık beyanları müfettiş raporunun aksini kanıtlar nitelikte bulundukları da söylenemez.
Yapılacak iş, işyerinin niteliği ve davacının mesleği göz önünde tutularak, uzun yıllar Emekli Sandığına tabi iş yapan kimsenin inşaat işinde çalışanlara yemek ve çamaşırını yıkayarak çalışması ne derece hayatın olağan akışına uygun olacağı ve davacının amacının salt 506 sayılı yasadan yararlanmak için bu yola başvurduğu olup olmadığı da dikkate alınıp davacının işyerinde gerçekten çalışıp çalışmadığı bordro tanıkları veya aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin kayıtlara geçmiş çalışanları saptanarak bunların blilgilerine başvurmak ve müfettiş raporundaki beyan ve tespitlerde nazara alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Gen. Md. Vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunlarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve somut olayın özelliğine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki karada direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.10.2001 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy