(743 S. K. m. 659) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.11.1999 gün ve 1999/469-905 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.6.2000 gün ve 2000/3949-6310 sayılı ilamı ile, ( ...1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, önalım hakkının kullanılmasına engel olacak şekilde taşınmaz payının satışı nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, paydaşı olduğu taşınmazda pay satın alan davalı hakkında açtığı önalım davası kesinleşmesinden önce davalının dava konusu payı üçüncü kişiye satması nedeniyle yeni malik hakkında da dava açmak ve fazla satış bedeli ödemek zorunda kaldığını belirterek, davalı tarafından yapılan satış bedeli ve tapu gideri ile sonraki malike ödenen bedel arasındaki zararın ödetilmesi isteminde bulunmuş; yerel mahkemece istem kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının paydaş olduğu taşınmazdaki diğer payların davalıya satılması nedeniyle davacı tarafından açılan önalım davasında, tapu giderleri ile birlikte 59.650.000 lira depo edilmiş, davalının üçüncü kişiye yaptığı satış nedeniyle açılan önalım davasında ise o davanın davalısının istediği 1.315.000.000 lira depo edilmiş, yerel mahkemece bu iki miktar arasındaki farkın davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Dosyadaki belgelerden, davalının kendisine karşı açılan önalım davasının aleyhine sonuçlanacağını Yargıtay bozma ilamı ile öğrenmesi üzerine, taşınmazı daha önce satın aldığı bedelin çok üzerinde ve 1.070.000.000 liraya üçüncü kişi konumunda olan Hüseyin Gök'e devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazı devralan üçüncü kişi Hüseyin Gök hakkında açtığı Önalım davasında satış bedelinin muvazaalı olduğu iddiasında bulunmadan tapudaki satış miktarından daha fazla satış parası ödemesi nedeniyle aradaki farkı isteyemez. Böyle bir durumda davacının isteyebileceği zarar, ilk satış bedeli ve bunun tapu gideri ile ikinci satış bedeli ve bunun tapu gideri arasındaki farktan ibarettir. Yerel mahkemece anılan yön gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, her ne kadar, davacı tarafından Hüseyin Gök hakkında açılıp, Mersin Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nin 1997/840 esas sayılı dosyasıyla görülen ikinci önalım davasında, tapuda gösterilen 1.070.000.000 TL. satış bedelinin gerçeğe uygun bulunmadığı, alıcı ve satıcının kötüniyetli oldukları, Önalım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla bu yola gittikleri ileri sürülmüş ise de; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda taşınmaz değerinin daha yüksek gösterilmesi üzerine, 17.4.1998 günlü duruşmada, davacı vekilinin tapudaki miktar üzerinden bedel yatırmaya hazır olduğunu bildirmesine; bilahare 2.6.1998 günlü duruşmada mahkemece cevap dilekçesindeki davalı beyanı esas alınmak suretiyle tesis edilen, 1.315.000.000 TL. önalım bedelinin yatırılması yolundaki ara kararının gereğini de herhangi bir itirazda bulunmaksızın yerine getirmesine ve böylece dava dilekçesinde ileri sürülen, bedelin muvazaalı olduğu iddiasından eylemli olarak vazgeçilmiş bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy