(2942 S. K. m. 38) (7201 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasındaki "bedel" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarıyer Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 1.7.1999 gün ve 1997/453 E- 1999/343 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27.10.2000 gün ve 2000/17535-16520 sayılı ilamı;
( ...Kamulaştırma işlemi davacının eşi olduğu bildirilen Gülsak isimli şahsa tebliğ edilmiştir. İbraz edilen nüfus kaydından davacının soyadının tebligat belgesinde olduğu gibi Gümrük olmayıp Sumruk olduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat mevcut değildir. Diğer taraftan çekişmesiz bedel davacı tarafından alınmadığından Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi hükmüne göre usulsüz tebligatın sonradan geçerli hale geldiğinden de söz edilemez. Bunun sonucu olarak da davacı yönünden gerçekleşmiş bir kamulaştırma yoktur.
Dava konusu taşınmaza fiilen el atma tarihi ile dava tarihi arasında Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinde belirtilen 20 yıllık hak düşürücü sürede geçmemiştir.
Açıklanan sebeplerle işin esasına girilerek talep hakkında bir karar vermek gerektiği düşünülmeden 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken düzeltilerek onandığı bu kere yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 1/2/2000 gün 17920-839 nolu düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıdaki gerekçe ile HUMK. nun 428. maddesi gereğince bozulmasına... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy