(1086 S. K. m. 240) (2709 S. K. m. 145)
Dava: taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelinin artırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 20.7.2000 gün ve 1999/62 E- 2000/77 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.12.2000 gün ve 2000/19450-20799 sayılı ilamı ile;
(...Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygundur. Arsa niteliğindeki zemine emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dava konusu taşınmazların geometrik durumuna, yüzölçümüne ve irtifak hakkı güzergahına göre tesis edilen irtifak hakkı nedeniyle 18 parsel sayılı taşınmazda %3; 4 parsel sayılı taşınmazda %2 ve 2 parsel sayılı taşınmazda %5 oranında değer düşüklüğü olabileceği düşünülmeden yüksek oranda değer kaybı olduğu kabul edilerek sonuçta fazla artırma yapılması, doğru görülmemiştir...) gereçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle HUMK.'nun 240. maddesinde, bu kanunun tayin ettiği haller müstesna olmak üzere hakimin ikame olunana delilleri serbestçe takdir edeceği belirtilmiştir. Hakimin delilleri takdirde serbest oluşu Yargıtay'ın bu konudaki denetimini önlemez. Çünkü temyiz yolunun amacı, ilk derece mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve uygulama birliğinin sağlanmasıdır. Nitekim HUMK.'nun 428'inci maddesinde, maddi meselenin takdirinde hata edilmiş olması bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Diğer taraftan hakimin bu serbest takdir hakkının kuşkusuz sınırsız olmayıp objektif esaslara dayanması gerekir. Anayasanın 154. maddesi Yargıtay'ı, Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme merci olarak görevlendirmiş olup maddi vakıalara çelişir biçimde takdirde hataya düşülmesi halinde Yargıtay'ın görevinin doğal sonucu olarak ülkede uygulama birliğinin sağlanması amacı doğrultusunda hakimin kararına müdahale etmesi doğaldır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.9.2001 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy