(743 S. K. m. 633, 634) (818 S. K. m. 225, 231) (6570 S. K. m. 7/a)
Dava: Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yarglama sonunda; Uşak Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 6.7.2000 gün ve 2000/261-1339 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2000 gün ve 2000/9786-9953 sayılı ilamı;
(... Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi isteğine ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, evvelce belediyeye ait olan kiralananı davacının 4.2.1997 tarihinde ihale ile satın aldığını, ancak henüz tapuda adına intikal etmediğini, davacının kiralanana irtibat bürosu olarak ihtiyacı bulunduğunu bildirerek belediye ile davalı arasında evvelce yapılan akde dayanarak kiralanandan tahliyesini istemiştir.
Davalı, davanın husemetten reddi gerektiğini, zira kiralanan ihale ile davacıya satılmış ise de tapuda intikalinin yapılmamış olması nedeniyle henüz malik sıfatı kazanmadığını, ibraz edilen sözleşmede de kiralayan olmadığını, belirterek davanın hem husumetten hem de haksız açıldığından esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Belediyeye ait iken davacıya ihale ile satılan taşınmazın tapu kaydında maliki halen davacı bulunmadığına göre malik sıfatıyla 6570 sayılı yasaya dayanarak dava açamayacaktır. Her ne kadar kararda tapu kaydının davacı adına olduğundan söz edilmiş ise de son celsedeki davacı vekilinin beyanından dahi tapu kaydının halen belediye adına olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyari ihale ile yapılan satış mülkiyeti intikal ettiren bir işlem niteliğinde değildir. Ayrıca davanın dayanağı olan 1.1.1996 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi belediye ile davalı arasında düzenlenmiş olduğundan davacı kiralayan da değildir. Bu durumda dava hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması icap etmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu taşınmaz davacının bayii belediye tarafından ihtiyari açık arttırma suretiyle satılmıştır. Buna ilişkin hükümler Borçlar Kanunu'nda müzayede ana başlığı altında 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu'nun satımın inikadi başlıklı 225. maddesinin 2. fıkrasında; "herkesin iştirak edebildiği ihtiyari ve aleni müzayedelerde satım, satıcının ihalesiyle münakit olur. Satıcı buna muhalif bir arzu beyan etmemiş ise müzayedeyi idare eden kimsenin, müzayede edilen malı en çok verene ihale etmeye hakkı vardır." denilmektedir.
Borçlar Kanunu'nun mülkiyetin intikali başlıklı 231. maddesinde ise "müzayede ile menkul bir mal alan kimse onun mülkiyetini ihale anında iktisap eder. Müzayededen alınan gayrimenkulün mülkiyeti ancak tapu siciline kaydedilmekle alıcıya intikal eder. Müzayede memuru ihalesi satım zabıtnamesinde gösterilen gayrimenkulün alıcı namına tescil edilmesini derhal tapu memuruna tebliğ eder... cebri müzayedelerin cereyanı sırasındaki ihalelere müteallik hükümler bakidir" hükmü yer almaktadır.
Sözü edilen 231. madde ile Borçlar Kanunu, eşya hukukundaki esaslardan ayrılmamış; ancak işlemin basitleştirilmesi için bir kısım düzenlemeler getirmiştir.
Diğer taraftan Medeni Kanunun Gayrimenkul Mülkiyetinin İktisabı- I. Tescil başlıklı 633. maddesinde; "gayrimenkul mülkiyetini iktisap için tapu siciline kayıt şarttır. Bununla beraber işgal, miras, istimlak, cebri icra tarikleriyle veya mahkeme ilamıyla bir gayrimenkulu iktisap eden kimse tescilden evvel dahi ona malik olur.
Fakat tescil merasimi ikmal edilmedikçe temliki tasarrufta bulunamaz" hükmüne yer verilmiş, 634. maddesinde de "mülkiyeti nakleden akitlerin resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmayacakları ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere; taşınmaz malların ihtiyari açık arttırma usulü ile satımından, mülkiyet ihale ile değil, ancak tapuya tescille geçer. Bu durumda tescil; arttırma memurunun satıma dayanak olan "satım zabıtnamesini (tutanağını)" Tapu Sicil müdürlüğü'ne göndermesi üzerine yapılır.
Satımı belirleyen ihale tutanağı kurucu bir fonksiyona sahip olmayıp, açıklayıcı bir belge niteliğinde bir ispat aracı konumundadır. Diğer bir deyimle; taşınmazın açık arttırmayla satılma işlemi cebri arttırmadan farklı olarak; kendisine dayanılarak tapuya tescil muamelesinin yapılmasına olanak veren hukuki bir neden, bir ispat aracı olup, mülkiyetin geçişi ise ancak tapuya tescille olur. Bunun doğal sonucu olarak, ihale yoluyla taşınmazı satın alan kimse ancak mülkiyetin kendisine geçmesinden sonra kullanabileceği hakları, tescil muamelesi yapılmadan kullanamayacağı gibi malik sıfatını da tescilden önce kazanamaz. Sav savunma toplanan delillerden davacı ay yukarda açıklanan hukuki ilkelere uygun malik sıfatını kazanamadığı açıktır. O nedenle 6570 sayılı yasanın 7/a maddesine dayanarak iş bu davaya açmakta aktif husumet ehliyetine sahip bulunmamaktadır. Mahkemece hukuki nitelendirmede hataya düşülerek yazılı biçimde direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy