(1086 S. K. m. 427, 429, 438, 569) (743 S. K. m. 627, 628, 631)
Dava: Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Merzifon Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 14.6.2000 gün ve 1999/408 E: 2000/391 K. sayılı kararın incelenmesi davalı İ. tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 1.2.2001 gün ve 430-589 sayılı ilamıyla; (...Dava, 11 parça taşınmaz ortaklığının giderilmesi istemidir. Mahkemece taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı İ. tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda paydaş görünen A. oğlu M. davada taraf olarak gösterilmemiştir. Ortaklığın giderilmesi davalarında tapu kayıt maliki sağ ise kendisinin ölü ise alınacak veraset belgesi ile tespit edilecek mirasçılarının davaya katılarak taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, bu husus göz önünde tutulmadan işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı A.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemenin ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ilişkin ilk kararı İ.'nin temyizi üzerine Özel Dairece taraf teşkili noktasından bozulmuştur. Mahkemece verilen direnme kararını ilk hükmü temyiz etmeyen davalı A. temyiz etmektedir. Öncelikle temyiz hakkının olup olmadığı konusu irdelenmiştir. Buna göre;
1- Kural olarak ilk hükmü temyiz etmeyen tarafın direnme kararını temyize de hakkı bulunmamaktadır. Ne var ki eldeki dava ortaklığın giderilmesine ilişkin olup, hukuksal nitelikçe çift taraflı davalardandır. Bu niteliği gereği diğer davalardan farklı olarak, ilk hükmü temyiz etmemiş olanlar yönünden mahkeme kararının kesinleşmiş olduğundan söz edilemez. Zira, davalının geçerli olan istemi bakımından bunların hepsi için davanın devam ettiğinin kabulü gerekir. Bu durum, ortaklığın giderilmesini isteme hakkından ve davanın açıklanan niteliğinden kaynaklanan bir özellik olup, paydaşların hepsini etkilendirecek bir karar verilmedikçe ortaklığın giderilmesi de söz konusu olamaz. Aynı ilke Hukuk Genel Kurulu'nun 18.12.1963 gün ve 1963/6-24 esas, 1963/67 sayılı ilamında da açıkça vurgulanmıştır. Bu nedenle davalı A.'nın direnme kararını temyize hakkı olduğu kabul edilerek temyiz isteminin incelenmesine geçilmiştir.
2- Mahkemece verilen karar her ne kadar Özel Dairece taraf teşkili sağlanmadığı gerekçesiyle bozulmuşsa da paydaşlardan davada taraf gösterilmediği belirtilen M. ölü olup dosyadaki veraset belgesine göre tek mirasçısı olduğu anlaşılan kızı Y. dava dilekçesinde taraf gösterilmiş ve dava dilekçesi adı geçene usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Mahkemenin bu yöne ilişen direnmesi usul ve yasaya uygun olup yerindedir. Ancak, esasa ilişkin temyiz itirazları dairesince incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- İlk hükmü temyiz etmeyen davalının direnme kararını temyize hakkı bulunduğunun kabulüne,
2- Yerel mahkemenin taraf teşkilinin tamamlanmış olduğuna ilişkin direnmesi yerinde görüldüğünden, davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 6. HUKUK DAİRESİ'ne gönderilmesine, 27.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy