(3402 S. K. m. 11, 12)
Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 05/04/2000 gün ve 2000/97 E- 205 K. sayılı kararın onanmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 07/02/2001 gün, 2000/7-1752 Esas-2001/33 Karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurul ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre, HUMK.nun 440. maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin b-1 fıkrası hükmüne göre takdiren (36.000.000) lira para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına, 16/05/2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI: 3402 sayılı kanunun 11. maddesine göre kadastro tutanakları 30 gün süreyle ilan edilir. Ve bu süre içerisinde açılacak davalara kadastro mahkemesinde bakılır. Aynı kanunun 12. maddesine göre 30 günlük süre içerisinde dava açılmadığı takdirde tutanaklar kesinleşir ve tapu kütüklerine kaydedilir. Ancak, aynı kanunun 12/3 maddesinde bu süreyi kaçıranlara ayrıca bir olanak tanınmış ve 10 yıl içerisinde genel mahkemelerde dava açma hakları kabul edilmiştir.
Dava ile ilgili olan diğer bir kanun ise Medeni Kanunun 931. maddesidir, her iki kanunun çatışması halinde öncelikle uygulanması gereken kanun özel kanun olan 3402 sayılı kanundur. Kuşkusuz tapu kayıtlarına güvenerek taşınmaz satın alan kişinin koşulları var ise 931. maddeden yararlanması mümkündür. Ancak, 3402 sayılı kanunun 12/3 maddesinde öngörülen süre içerisinde açılan davada Medeni Kanunun 931 maddesine öncelik tanınması halinde 3402 sayılı kanunun 12/3 maddesinde öngörülen dava türünü işlemez hale getirdiği gibi birçok kötü uygulamalara da ortam hazırlanmış olur. Zira 30 günlük askı ilan süresinde kadastro mahkemesine dava açılmaması halinde kesinleşen tespitler nedeniyle tapu kütüğüne kaydedilen taşınmazın kısa zaman içerisinde bir veya bir kaç el değiştirmesi mümkündür. Bu durumda her alıcının taşınmazın önceki durumunu komşu taşınmazlarla ilgili problemlerini bilmesi veya araştırması beklenemez. Dolayısıyla alıcı çoğu zaman iyi niyetlidir. Ancak, taşınmazı satın alan kişi satıcının halefi olur. Bu nedenle tespit malikine karşı açılacak her türlü dava alıcıya karşıda açılır. Bu davaların dinlenmesi ve sanki 30 günlük süre içerisinde kadastro mahkemesine dava açılmış gibi her türlü delilin toplanması ve gerekli her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması gerekir. Şayet davalı alıcı davayı kaybeder ise kuşkusuz ödediği bedel yönünden satıcıya karşı geri alma davası açması her zaman mümkündür.
Açıklanan nedenlerle dairemizin bozma kararı yerinde olup, karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy