(506 S. K m. 123) (657 S. K. m. 4) (2821 S. K. m. 61)
Taraflar arasındaki "sendika aidatı alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.6.2000 gün ve 1999/1722-2000/486 sayılı kararın incelemesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.11.2000 gün ve 2000/12557-17916 sayılı ilamı ile; (...Davacı Sendika 2821 ve 2822 sayılı kanunlar ve 13.5.1999 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca ödenmesi gereken bir kısım üyelerinin sendika aidatlarını ücretlerinden kesmemesi ve sendikaya gönderilmemesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalınarak 100.000.000.-TL.nin faiziyle birlikte işverenden tahsilini istemiş ve istek Mahkemece aynen kabul edilmiştir.
Davalı kararı temyiz ederek Kurum Sağlık Tesislerinde kadro karşılıksız sözleşmeli olarak istihdam edilen dava konusu kişilerin işçi sayılamayacaklarından sendika aidatlarının ücretlerinden kesilemeyeceği sendikaya ödenmesinin söz konusu edilemeyeceğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle sözleşmeli personel ile istihdam eden SSK arasındaki başlığında "hizmet sözleşmesi" sözcüklerine de yer verilen, ancak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinden olduğu belirtilen davacı Sendika üyelerinin 1. maddede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/ A, 4, 5, 6 ve 7. fıkralarında belirtilen şartları taşıması, 65 yaşını doldurduğu tarihte sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği, 5. maddede işçilerin aksine ücretinin peşin olarak ödeneceği, 6. maddesinde memurlarda olduğu gibi izin sürelerinin belirlendiği, 8. maddede çalışma saat ve sürelerinin Bakanlar Kurulunca Devlet Memurları için tespit edilenlere göre belirleneceği, 12. maddesinde sözleşmeli personelin kesintisiz 3 gün veya yılda 10 gün göreve gelmediğinde sözleşmesinin feshedileceği, 15. maddede sözleşmenin uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların idari mahkemelerce çözümleneceği hususlarına yer verilmesiyle tarafların aralarındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Gerçekten, SSK hastanelerinde konusu bir kamu hizmeti olan sağlık işleri için idarenin kamu gücüne dayanan yetkilerini kullanılabilmesi ve tek yanlı hareket yetkisine sahip olması bu sözleşmeyi özel hukuk sözleşmelerinden ayırmakta olup sözleşmenin bu esaslara uygun olarak yapıldığı ortadadır.
Bu durumda davacı Sendikanın hizmet akdi ilişkisi içinde bulunmayan sözleşmeli personeli üye olarak kabul etmesi ve sendika üye aidatlarını davalı kurumdan istemesinin yasal dayanağı bulunmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ... sonra gereği görüşüldü:
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacı Sendikaya üye olan kişilerin işçi sıfatını taşıyıp taşımadıkları yönündedir.
Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu, Kuruma ait hastanelerde çalıştırılan ve kendilerinin hizmet akdiyle çalıştıklarını ileri süren kişilerle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumunun 123. maddesine göre sözleşme imzaladığını ve dolayısıyla bu kişilerin sözleşmeli personel sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilmesini ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri olduklarını ileri sürmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (A) bendinde kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel; geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği, ayın maddenin (B) bendinde ise sözleşmeli personelin kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan öneri ve projesinin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan zemini ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Kurumun teklif üzerine Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlisi olarak tarif edilmiştir.
Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu çalıştırdığı kişilerin bu Yasa maddesinde tarifi yapılan sözleşmeli personel kavramı içinde yer alamayacağının bilinciyle bu kişilerle Sosyal Sigortalar Kanununun 123. maddesine göre sözleşme yapıldığını ileri sürmektedir.
Gerçekten bu kişiler sürekli sağlık hizmetlerinde çalıştırılmaktadırlar. Sözleşmeli personel ancak özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde çalıştırılabilir. Çalıştırılan kişiler özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına sahip kişilerden değillerdir. Yine bu kişiler için Kurumca Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığı'ndan görüş alınarak Bakanlar Kurulu kararı da alınmamıştır. Ayrıca sözleşmeli personel istihdamına olanak verilen meslek gruplarında yasa koyucu zorunlu haller koşulunu getirmiştir. Statüleri anlaşmazlığa neden olan kişilerin sözleşmeli personel olarak çalıştırılmalarında zorunlu bir neden de bulunmamaktadır. Bütün bu anlatımlar karşısında, bu kişilerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu açısından sözleşmeli personel olarak vasıflandırılmalarına yasal olanak bulunmamaktadır.
Davalı Kurum Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 123. maddesinden hareketle sözleşme yaptığını ileri sürmektedir. Sosyal Sigortalar Kanununun 123. maddesinde "...Kurum gerekli gördüğü yerlerde hastane eczane, hekim, eczacı ve ebelerle ve diğer gerçek veya tüzel kişilerle sözleşmeler yapmaya yetkilidir..." denilmektedir. Maddenin bu hükmüyle her yerde sabit sağlık tesisi ve müessese kuramayan Kurumun o yerdeki serbest çalışan sağlık elemanları ve müesseselerle anlaşabilmesi ve sigortalılarına sağlık hizmeti verebilmesi için bu yasa maddesi kabul edilmiştir. Ancak hukuki statüleri tartışma konusu yapılan sağlık elemanları Kurumun yataklı tedavi kurumlarında sürekli olarak çalıştırılan kişiler olmaları nedeniyle bu kişilerle yapılan sözleşmelerin Sosyal Sigortalar Kanununun 123. maddesine göre yapıldıklarının kabulüne de olanak yoktur.
Davalı Kurum bu kişilerin memur olduklarını da ileri sürmemiştir. 657 sayılı Yasanın 4. maddesinin (D) bendinde; (A), (B), (C) fıkralarında belirtilen dışında kalan kişilerin işçi oldukları öngörülmektedir. Davalı Kurum, çalışanların memur ve sözleşmeli personel olmadıklarını ve sürekli işlerde çalıştırıldıklarını savunmaktadır. Bu durumda yasal statüleri Sosyal Sigortalar Kurumunun 123. maddesine girmeyen kişiler 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4. maddesinin (A), (B) ve (C) fıkralarında tarifleri yapılan personel tanımları içinde yer alamayacaklarından, yaptıkları kamu hizmetini işçi olarak yürüttüklerinin kabulü gerekmektedir. Taraflar arasında mevcut sözleşmenin hukuki niteliğinin de irdelenmesi gerekir.
Sözleşmenin başlangıcında bunun bir hizmet sözleşmesi olduğu bildirilmektedir. Sözleşmeli personel sıfatının kazanılmasında yukarıda açıklandığı gibi, zorunlu ve istisnai durumun mevcut olması, Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığı'nın görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca çalıştırılmasına karar verilmesi gibi koşullar tamamlanmadan yapılan sözleşmeyi gerçek anlamda bir hizmet sözleşmesi olarak kabul etmek gerekir. Ayrıca özel koşullara bağlı olarak yapılması gereken idari sözleşmenin bu koşulları taşımaması halinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmede taraflar, yapılacak iş ve verilecek ücret konusunda anlaşmışlardır. Bir hizmet sözleşmesine dayanarak herhangi bir iş de çalışanlara işçi denildiğine göre, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin de işçi-işveren ilişkisi olarak kabulü gerekir. Sosyal Sigortalar Kurumu bu ilişkiyi tek taraflı olarak ortadan kaldıramaz.
Bu şekilde çalışan kişilerin hizmet akdiyle çalıştıkları belirlendiğine ve hizmet akdiyle çalışan kişiler de işçi sıfatını taşıdıklarından, 2821 sayılı Sendikalar Yasası çerçevesinde sendikaya üye olma halleri bulunduğundan, üye oldukları sendikanın işveren kuruluştan sendika aidatı talep etme hakkı bulunmaktadır. Mahkemenin, Özel Dairenin çalışan kişilerin sözleşmeli personel olduklarının kabulü gerekir, şeklindeki bozma kararına, yönelik direnmesi yerindedir. Ancak Özel Daire tarafından aidat alacağı yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yönde değerlendirme yapılması için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Mahkemenin dava konusu kişilerin hizmet akdi ile çalıştıkları gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin direnme kararı yerinde olup aidat alacağı yönünden inceleme yapılması için dosyanın 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.04.2001 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy