(1475 S. K. m. 13, 14,26,40)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 29.9.2000 gün ve 2000/54-94 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.2.2001 gün ve 2000/19449 E., 2001/3031 K. sayılı ilamıyla; (...Davacı ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti alacak isteklerinde, davalı ise ibraname savunmasında bulunmuş, mahkemece 1.10.1999 tarihli ibranameye değer verilerek davacının davası reddedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki ibraname ihbar tazminatını kapsamamaktadır. Diğer taraftan davalı ibraname tarihinden sonra işyerinde çalışmaya devam ettiğini, hizmet akdinin, işyerinin kapandığı 15.2.2000 tarihinde işveren tarafından sona erdirildiğini ileri sürmüş ve ayrıca ibranamedeki imzanın beyaza alındığını işveren tarafından bilahare doldurulduğunu bildirmiştir. Davacının ileri sürdüğü bu hususları kanıtlayabilmek için delil listesi verdiği ancak bu konudaki delillerin toplanmadığı ve tanıkların dinlenmediği anlaşılmıştır. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece tarafların tüm delilleri toplanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel mahkemece 1.10.1999 tarihli ibranameye değer verilerek davacının davası reddedilmiştir.
Her ne kadar ihbar ve bildirim sözcüklerinin eşanlamlı sözcükler olduğu ve ibranamenin ihbar tazminatını da kapsadığına ilişkin saptama terminolojik olarak yerinde ise de hizmet akdinin ibranamenin alındığı 1.10.1999 tarihinden daha sonra, 15.2.2000 tarihinde sona erdiği tartışmasız bulunmasına göre salt ibraname içeriğine göre hüküm tesisi yerinde değildir.
O halde; davacı delilleri toplanıp göstermiş olduğu tanıklar dinlenerek varılacak sonuç dairesinde hüküm verilmelidir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan ve yukarıda belirtilen gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 19.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy