(743 S. K. m. 502, 507)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tenkis, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Pendik Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 31.10.2000 gün ve 254-603 sayılı kararın incelenmesi davacılardan Gülbin vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 25.09.2001 gün ve 7779-9638 sayılı ilamıyla;
(... Davalardan ilki, muris muvazaasına dayalı iptal, tescil, olmadığı takdirde tenkis; birleşen dava vasiyetnameden doğan mülkiyet hakkına dayalı tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın da reddine karar verilmiştir. Ne var ki, 1999/254 Esas sayılı asıl davanın dava dilekçesinde, iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istendiği halde, tenkis isteği hakkında kararda bir açıklık bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, bu tür isteklerin kademeli olarak ileri sürülebileceği 22.05.1987 tarih, 1986/4 Esas, 1987/5 Karar sayılı İnançları Birleştirme Kararında da hüküm altına alınmıştır.
Hal böyle olunca, MK. nun 502 ve devamı maddeleri uyarınca inceleme yapılması ve tenkis isteği yönünden de bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemece anılan istek hakkında bir değerlendirme yapılmaması ve hüküm kurulmaması doğru değildir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairesince tenkis isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması nedeniyle bozulmuş ise de dosya içeriği ve toplanan kanıtlarla gerçek bir satışın mevcudiyeti kanıtlanmış Medeni Kanun'un 507/4. maddesi anlamında mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kastı ile hareket edilmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmıştır. O halde, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı Gülbin vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA ve temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy