(1086 S. K. m. 79) (818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 19. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 5.12.2000 gün ve 1998/342-2000/753 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 8.6.2001 gün ve 2001/5002-7031 sayılı ilamı ile;
(...Dava, muris muvazaasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, bu tür davaların kayıt maliki veya malikleri ya da onların mirasçılarına husumet yöneltilmek suretiyle açıldığı takdirde dinlenebilme olanağı kazanır.
Somut olayda, üç parça taşınmazdan 13 parseldeki 8 nolu meskenin son el durumundaki maliki H.A. davada yer almış değildir.
Hal böyle olunca, anılan kayıt malikinin de dahili dava ya da teşmili dava yoluyla davada yer almasının sağlanması; böylece husumetin tamamlanması; ondan sonra işin esasının incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, değinilen usulü işlem yerine getirilmeden yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacıların temyiz itirazları değinilen hususa hasren yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 1998 yılında vefat eden davacıların ortak murisi A.E.'ın, 1993 yılında adına tapuya kayıtlı üç adet meskeni, kardeşi olan davalı A.A.D.'e sattığını; meskenlerin bu davalı tarafından sonradan bacanağı olan diğer davalı S.D.'a satıldığını, işlemlerin tümünün muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil; mümkün olmadığı takdirde, saklı paylar oranında tenkis isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili, satış işlemlerinde muvazaa bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacıların ortak murisi A.E.'ın, kendisi adına tapuya kayıtlı Çankaya 3. Bölge Anıttepe Mahallesi 4245 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binada bulunan 8 nolu mesken ile, Keçiören Basınevler Mahallesi, 5846 ada, 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binada yer alan 7 ve 8 nolu meskenleri 11.1.1993 tarihinde tapu yoluyla davalı A.A.D.'e satarak devrettiği; bunlardan, 4 sayılı parsel üzerindeki 8 nolu meskenin 17.4.1998 tarihinde diğer davalı S.D.'a, 13 parsel üzerindeki 8 nolu meskenin 2.3.1993 tarihinde dava dışı G.D.'e, onun tarafından da yine dava dışı H.A.'ya satıldığı, dosyadaki tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında da bu yönlerden bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Böylece, dava tarihi itibariyle, davaya konu meskenlerden ikisi davalılar, biri ise, dava dışı H.A. adına tapuya kayıtlıdır.
Özel Daire bozma kararında da açıklandığı üzere, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları, taşınmazın kayıt maliki veya ölü ise onun mirasçıları aleyhine açılmak zorundadır.
Görülmekte olan davadaki muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil; bu mümkün olmadığı takdirde tenkis istemi, söz konusu üç meskenin tümüne ilişkin bulunmakla birlikte, dava, bunlardan ikisinin maliki durumundaki A.A.D. ve S.D. aleyhine açılmış; maliklerden H.A. davalı olarak gösterilmemiştir. Salt, maliki bulunduğu taşınmazla ilgili istemde bulunulmuş olmasının, H.A. hakkında dava açıldığının kabulünü gerektirmeyeceği ve dolayısıyla, anılan kişinin görülmekte olan davada davalı sıfatının mevcut olmadığı çok açıktır. Başka bir ifadeyle, somut olayda, 13 sayılı parsel üzerindeki 8 numaralı meskenin kayıt maliki durumundaki H.A. hakkında açılmış bir dava bulunmamaktadır.
Kural olarak, hiç kimse, kendi yararına olacak bir davayı açmaya zorlanamaz (HUMK. Md.79). Somut olayda bu kuralın istisnasını oluşturan bir hal de mevcut değildir.
Öyleyse, davacıları, açmadıkları bir davayı açmaya zorlayacak nitelikteki bozma kararında isabet bulunmamaktadır. Yerel mahkemenin, bu gerekçeye dayalı direnme kararı yerindedir. Ne var ki, dava konusu edilmiş olan 7 ve 8 numaralı taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemece tesis edilen ret hükmünün esası özel dairesince incelenmediğinden, davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya özel dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, yerel mahkemenin direnme hükmü yerinde görüldüğünden, davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 10.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy