(506 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Zonguldak 1.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.10.1999 gün ve 1999/492 E- 1326 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 17.04.2001 gün ve 2001/814 - 2931 sayılı ilamı ile; ( ...Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26.maddesidir.
Taraflar arasındaki tüm uyuşmazlık; ilk rücu dosyasında saptanan tavan ve kusur miktarının mı yoksa hak sahibi dosyasında ( maddi tazminat )saptanan tavan ve kusur miktarının mı esas alınacağı noktasında toplanmaktadır.
Dairemizin ve giderek Yargıtay'ımızın yerleşik içtihatlarına göre; tararlar arasında önceden kesinleşmiş olan ilk rücu tazminatı dosyasındaki kusur ve tavan varken hak sahibi ( maddi tazminat )dosyasındaki kusur ve tavana itibar edilemez.
Bu nedenle hak sahibi dosyasındaki kusur ve tavanın hükme esas alınması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremez hale giren sigortalıya bağlanan gelirlerdeki artışı önceki rücu davasında belirlenen kusur oranı ve tavan miktarına göre rücuan ödetilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin, "rücu davasının halefiyet ilkesine dayandığı, kurumun sigortalının işveren aleyhine açtığı tazminat davasında belirlenen tavanla sınırlı talepte bulunabileceği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar Özel Daire'ce yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Uyuşmazlık; 26 ncı madde uygulamasında ilk rücu davasında saptanan tavan ve kusur oranının mı, yoksa hak sahibi dosyasında ( maddi tazminat )saptanan kusur ve tavan miktarının mı ikinci rücu davasında esas alınacağı noktasındadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 26 ncı maddesi haleflik ilkesine dayanır. Ancak, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.07.1994 gün, 1992/3 E, 1994/3 K. sayılı kararında "bu halefiyetin 506 sayılı Yasa'nın 26/1.maddesinden doğan ve içeriğinde geri alma hakkı bulunan kendine özgü nitelikteki haleflik hukuki temeline dayandığı" belirtilmiştir.
Haleflik ilkesine dayanan bu tür rücu davalarında kurumun rücu alacağı hak sahibinin tazminat sorumlularından istiyebileceği maddi tazminat miktarı ile sınırlıdır. Ne var ki, 26 ncı maddenin uygulanmasında; hak sahibi dosyası ile ilk rücu davası kesinleşmişse, ilk rücu davasında kesinleşen maddi olgulara itibar edilmeli, ilk rücudaki dış tavan esas alınmalıdır. Zira bu dava, rücu davası olup ilk rücu davası kısmi dava niteliğinde bulunduğundan, her iki davanın nev'i ve taraflarının aynı olması nedeniyle ilk rücu davasında kesinleşen kusur ve tavana itibar edilmesi gerekir ( 10.H.D. 29.05.1995, 95/6732 E- 7370 K. )
Kaldı ki, "meslek hastalığı nedeniyle rücuan alacak davalarında sigortalının işi bıraktığı tarihteki maluliyet oranına göre işverenin kusur oranı tespit edilip ona göre tavan miktarının belirlenmesi gerektiği" Hukuk Genel Kurulunun 13.04.1983 gün, 83/10-2389 E, 369 K. ve 10.H.D. 18.11.1999 gün, 99/7285 E,- 8342 K. sayılı kararlarında açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, tazminat dosyasında, sigortalının 25.01.1994 tarihinde, meslek hastalığı maluliyet oranı %20 olup bu maluliyet oranına göre işverenin %67,65 kusurlu bulunduğu, mahkemece, kaçınılmazlığa isabet eden işveren kusuru ile birlikte toplam %87,06 kusur oranına göre sigortalının gerçek zararı belirlenerek maddi tazminata hükmedilmiş, karar derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Ancak, sigortalı iş yerinde çalışmaya devam ettiğinden kurum tarafından işveren aleyhine açılan ilk rücu davasında sigortalının işten ayrıldığı tarihteki maluliyeti % 22,5 olarak belirlenmiş, bu maluliyet oranına göre işverenin kusuru %72,09, gerçek zararı 558.960.368 TL. olarak saptanmış, bu hususlar gözönünde tutularak verilen karar davacı kurumun temyiz itirazları reddedilerek, Özel Daire'ce onanmıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda; davada ilk rücu davasında saklı tutulan alacağın rücuen tahsili talep edildiğine göre ilk rücu davasında kesinleşen kusur oranı ve tavan miktarı gözönünde bulundurularak davanın kabulüne karar vermek gerekirken hak sahibi dosyasındaki tavan miktarı esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy