(1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki borca itiraz, ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 1. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 5.4.2001 gün ve 2001/51 E. 155 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 3.12.2001 gün ve 7818-8480 sayılı ilahiyle; (...Bozma kararı ile davacı Orhan'ın sorumluluğu bozma kararına uyulması nedeniyle kesinleşmiştir. Esasen bozma kararında sadece gecikme zammına faiz uygulanamayacağı belirtildiği için ve bu konu bozmanın dışında kaldığından Kurum lehine usulü kazanılmış hak durumu oluşmuştur.
Öte yandan istifa ile ilgili olarak 21. Hukuk Dairesinin tarafından onanıp kesinleşen kararın müddeabihi ile iş bu davanın müddeabihinin farklılığı nedeniyle bozma kararından sonra öne sürülen karar kesin hüküm niteliğini taşımaz. Hal böyle olunca davacı O. hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Kurum vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, borca itiraz ile ödeme emrinin iptali isteğine ilişkindir.
Davacılar, 1999 yılı Haziran ayı için kurumca tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammına itiraz ile ödeme emrinin iptalini talep etmişler, mahkemenin kurum işleminin yasal olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği ilk karar, davacılar Ö. Tekstil Tur. Tic. San. A.Ş., O. K. ve H. K. vekili tarafından temyiz edilmiş, Özel Dairece gecikme zammına faiz uygulanamayacağı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına,davacılardan O. K.'nun dava konusu dönemde şirketi temsile ve ilzama yetkisi bulunmadığından bu davacı hakkında yapılan icra takibinin iptaline, diğer davacılar yönünden ise gecikme zammına faiz uygulanmaması koşuluyla icranın devamına karar verilmiş, davalı kurum vekilinin temyizi üzerine ikinci karar Özel dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş, mahkemece maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile davalı yararına usulü kazanılmış hakkın doğmayacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
H.U.M.K.nun 438. maddesinde, Temyiz Mahkemesi, iki tarafın temyiz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde yazılı temyiz itirazı ve savunması hakkında yeterli gerekçe ile red veya kabule karar vermeye ve bunları kararında yazmaya mecburdur hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; mahkemenin red kararını davacılar vekili, davacılardan O. K.'nun şirket yönetim kurulu başkan ve üyeliğinden ayrılması nedeniyle dava konusu dönemdeki borçtan üst düzey yöneticisi sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek temyiz etmiş, davacı O.'ın bu yöndeki temyizi hususunda Özel Dairece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Her ne kadar, bozma kararına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak meydana gelmiş olabileceği düşünülür ise de, davacı O. K.'nun temyiz itirazları için Dairece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması olgusu karşısında, bu davacının temyiz itirazlarının önceki inceleme sırasında gözden kaçmış olduğu ve bu eksikliğin maddi hataya dayandığı kabul edilmelidir. Maddi hatanın varlığı halinde bu maddi hata sonuca etkili bir nitelik taşımakta ise maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmakla usulü kazanılmış hak meydana gelmez. Bu nedenle, mahkemenin bu yöndeki direnmesi yerindedir.
Ne var ki, davacı O.'ın bu yöne ilişkin temyiz itirazları ve delilleri incelenmediğinden dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı O. K.'nun temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 26.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy