(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 321) (YHGK. 16.04.2003 T. 2003/11-311 E. 2003/299 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 9.6.2000 gün ve 1999/300-2000/272 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.1.2001 gün ve 2000/10907- 2001/605 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin eski yöneticisi olduğunu, yönetimi sırasında kooperatifin borcu için müteahhide verilen çekin yetkili hamili olan F. Yıldız'a kooperatifin ödeme güçlüğü çekmesi nedeniyle çek alacaklısının isteği üzerine müvekkili tarafından kooperatif adına bono verildiğini, ödenmemesi üzerine yapılan icra takibi neticesinde müvekkilinin kendi borcu olmayan bir miktarı ödemek zorunda kaldığını, davalı kooperatife rücu amacıyla yapılan icra takibine itiraz edilmiş olduğunu beyanla itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bonoda neden lehtar olduğunu izah edemediğini, hileli yoldan kooperatiften alacak tahsiline çalışıldığını, kayıtlarda bu şekilde bir borca rastlanılmadığını savunarak davanın reddine ve davacının % 40 tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, gerek dava konusu bononun ve gerekse değiştirildiği iddia edilen çekin kooperatif kayıtlarında olmadığı, bu nedenle borcun davalı kooperatifi bağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine, takip haksız olduğundan 1.431.179.920 TL.'nın %40'ı tutarında icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kooperatif yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde keşide ettiği bonodan dolay icra takibi neticesinde ödemiş bulunduğu miktarın davalı kooperatiften rücu istemine ilişkindir.
Davacının kooperatif kaşesi altında keşide etmiş bulunduğu bonodan dolayı bono hamili F. Yıldız tarafından başlatılan icra takibinde davacı ve davalı kooperatif ile bonoca ciranta olarak imzası bulunan dava dışı A. Yiğit borçlu olarak gösterilmiş olup, borçluların gönderilen ödeme emrine itiraz etmemesi üzerine icra takibi kesinleşmiş ve alacaklı alacağının tamamını davacı D. Ayazdan tahsis etmiştir.
Davalı kooperatif, yukarıda özetlenen icra takibine itiraz etmeyerek takibe konu bonodan dolay borçlu olduğu hususuna kesinlik kazandırmıştır. Keşideci kooperatif davaya konu bonodan dolayı borçlu olmadığını savunmuş bulunmasına göre ispat yükü kendisine ait olup bu hususu usulüne uygun olarak ispatlaması gerekmektedir. Her ne kadar davalı kooperatif kayıtları üzerinde yapılan incelemede senedir ve senet mukabilinde alınan malın kaydına rastlanmamış ise de, kayıtların usulüne uygun tutulmadık bilirkişi incelemesi ile belirlenmiş olup, bu usulsüzlükten davalı kooperatifin yararlanmasının mümkün olamayacağı açıktır. O halde mahkemece davalı kooperatife bonodan dolayı borçlu olmadığı konusunda ispat yükü yüklenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat yükünün yanlış yöneltilmesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararına açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, dava dışı hamil F. Yıldız, tarafından takibe konulan, lehtar davacı, borçlusu ise davalı kooperatif olan 3.1.1998 tanzim ve 13.4.1998 vade tarihli bononun, borç, kooperatif adına, o tarihte başkanlık görevini yürüten davacı ve cava dışı ikinci başkan tarafından imzalanmış ve yine davacı tarafından dava dışı A. Yiğit'e ciro edilmiş olmasına; bu durumda, söz konusu bonodan dolayı davalı kooperatifin sorumluluk altına girmesinin Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin atıfta bulunduğu Türk Ticaret Kanunu'nun 321. maddesi ve Tıp Ana Sözleşme hükümler çerçevesinde hukuken mümkün bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy