(1086 S. K. m. 9, 21, 23) (6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 110)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan" tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce "yetkisizlik nedeniyle dilekçenin reddine" dair verilen 22.5.2001 gün ve 2001/196-302 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.12.2001 gün ve 6987-9645 sayılı ilamı ile, ( ...Davacı vekili, müvekkilinin kasko sigortasını yaptığı araca davalıların işleteni olduğu aracın çarparak hasarlandırdığını ileri sürerek, TTK.'nun 1301. maddesi gereğince sigortalıya ödenen miktardan davalı sürücünün % 78 kusuruna isabet eden 653.610.000.- liranın davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Burhan ve Fuat vekili, davanın müvekkillerinin ikametgâhı ve kaza yeri olan Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini savunarak yetki ve esas açısından davanın reddini istemiştir.
Davalı A. Sigorta A.Ş. yanıt vermemiştir.
Mahkeme, birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu davalarda davanın ortak yetkili olan kaza yeri mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.'nun 1301. maddesine dayanılarak açılmış rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, her üç davalı açısından ortak yetkili yer olan kaza yeri mahkemesinde davanın açılması gerektiği gerekçesiyle davalı Burhan ve Fuat vekilinin yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiştir. Davalı A. Sigorta A.Ş.'nin yetki itirazı bulunmadığı gibi, dava bu davalının merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılmıştır.
HUMK.'nun 9/3. maddesi gereğince birden fazla davalı bulunduğu taktirde davalılardan birinin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde davanın açılması mümkündür. Meğer ki, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığına ilişkin belirti veya delil varsa, onun hakkındaki davanın tefriki ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, dava A. Sigorta A.Ş.'nin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açıldığı, bu davalının yetki itirazının olmadığı, yetki itirazında bulunan davalılar salt kendilerinin başka bir mahkemeye getirilmesi için diğer davalının ikametgâhında davanın açıldığını iddia etmedikleri gibi bu konuda delil ve emare de mevcut değildir.
O halde, usul hükümlerine uygun olarak yetkili mahkemede açılan dava için vaki yetki itirazının reddedilmesi gerekir iken, kabulü ve yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmediği gibi, yetki itirazında bulunmayan davalı A. Sigorta A.Ş. hakkında da yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı kasko sigortacısı şirket vekili, müvekkilinin kasko sigortasını yaptığı araca davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın çarparak hasarlandırdığını ileri sürerek, TTK.'nun 1301. maddesi gereğince sigortalıya ödenen miktardan davalı sürücünün % 78 kusuruna isabet eden 653.610.000.- liranın 24.1.2001 ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi, masraf ve ücreti vekaletle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Burhan ve Fuat vekili, davanın müvekkillerinin ikametgâhı ve kaza yeri olan Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini ifadeyle yetki ve esas açısından davanın reddini savunmuştur.
Davalı zorunlu mali sigorta sigortacısı durumundaki A. Sigorta A.Ş. yanıt vermemiş, delil de bildirmemiştir.
Mahkeme, birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu eldeki davanın ortak yetkili olan kaza yeri mahkemesinde açılması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.2.1984, 11/772-153 sayıli kararının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar vermiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Özel dairece, yukarıda açıklanan gerekçeyle "davanın A. Sigorta A.Ş.'nin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açıldığı, bu davalının yetki itirazının olmadığı, yetki itirazında bulunan davalıların ise salt kendilerinin başka bir mahkemeye getirilmesi için diğer davalının ikametgâhında davanın açıldığı yönünde bir iddiaları bulunmadığı gibi, bu konuda delil ve emare de mevcut olmadığı, usul hükümlerine uygun olarak yetkili mahkemede açılan dava için vaki yetki itirazının reddedilmesi gerekir iken, kabulü ve yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmediği, ayrıca yetki itirazında bulunmayan davalı A. Sigorta A.Ş. hakkında da yetkisizlik kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiği" kabul edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme, önceki gerekçelerine davalı A. Sigorta A.Ş.'nin ikametgâhını "Gayrettepe-Kadıköy" adresine naklettiğini de eklemek suretiyle ilk kararında direnmiştir. Direnme hükmünü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.'nun 1301. maddesine dayanılarak açılmış rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı kasko sigortacısı şirket olup, şirket merkezi Tarabya/İstanbul adresindedir. Ankara'da meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigortalısının uğradığı ve kendisi tarafından karşılanan zararın rücuan tazmini istemiyle kendisinin şirket merkezinin ve aynı zamanda dosyadaki belgelere göre dava tarihinde ve temyiz inceleme tarihinde Gayrettepe/İstanbul adresinde olan zorunlu trafik sigortacısı davalı A. Sigorta Şirketinin şirket merkezinin bulunduğu İstanbul merkez adliyesinde eldeki davayı açmıştır. Diğer davalılar kasko sigortalı aracın hasarlanmasına yol açan aracın sürücüsü Fuat ile aracın maliki ve mali mesuliyet sigortalısı Burhan ise Etlik/Ankara adresinde ikâmet etmekte olup, davaya cevaplarında süresi içinde yetki itirazında bulunmuşlardır. Diğer davalı A. Sigorta A.Ş.'nin yetkiye ilişkin itirazı bulunmamaktadır. Mahkemece, her üç davalı açısından ortak yetkili mahkeme olan kaza yeri mahkemesinde davanın açılması gerektiği gerekçesiyle Burhan ve Fuat'ın yetki itirazları kabul edilerek tüm davalılar bakımından yetkisizlik karan verilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, mahkemenin yetkisine ilişkin olup, trafik kazasından kaynaklanan ve zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketinin taraf olduğu davada davalıların ikametgâhının farklı olduğu durumda davacının, davalılardan zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirketin ikametgâhı mahkemesinde açtığı davada diğer davalıların yetki itirazlarının ( haksız fiilin olduğu yer ve kendi ikametgâhları mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle ) dinlenip dinlenemeyeceği, yetki itirazında bulunmayan davalı zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketi yönünden davanın ayrılmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle uyuşmazlığın çözümüne esas alınacak yasa hükümlerinin irdelenmesinde yarar vardır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgâhı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik karan verir" denilmektedir.
Yine, aynı yasanın 21. maddesinde ise "haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir" hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise, "motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" ifadesine yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, trafik kazası nedeniyle oluşan hasar nedeniyle sigortalısının zararını karşılayan kasko sigortacısının ödediği miktarı davalı sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirketten rücuan tazminine yönelik davanın temeli motorlu araç kazasından dolayı hukuki sorumluluğa dayanmaktadır.
Yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı sigorta şirketine sigortalı olan araca davalıların sürücü ve işleteni olduğu ve diğer davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpmasından kaynaklanan tazminat ( rücu ) istemine ilişkin bulunmaktadır. TTK.'nun 1301'nci maddesi hükmü gereğince kasko sigortacısı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
Davada, işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer aldığı durumlarda davanın hukuki dayanağı TTK. 1301 maddesi yanında 2918 Sayılı Kanunun 85 ve devamı maddelerinde yazılı hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıktır. ( 2918 SK. m. 85 ve 110 ).
Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgâhı mahkemesinde açabileceği gibi ( HUMK. 9, II. C. 1 ) aynı kanunun 21. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, zorunlu ve ihtiyari sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hem de HUMK.'nun 9. maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgâhı mahkemesinde de dava açılabilir. 2918/110. maddesinin son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de, dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp davacıya tanınan bir seçimlik haktır.
Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Yargıtay'ın kararlılık gösteren uygulamasında da davada zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer alması halinde, sigorta rücu davasının bu davalının ikametgâhında da açılmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. ( Bkz. YH.G.K. 15.10.1997 gün E: 11/616 K: 842, Y 4. H.D. 1.3.1990 gün E: 11857 K: 1827, Y 11. H.D.'nin 28.1.1997 gün E: 9072 K: 367 ).
Olayda 2918 Sayılı Kanunun 110. maddesine uygun olarak zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ikametgâhı mahkemesinde dava açıldığına göre, davanın haksız fiilin vuku bulduğu ortak yetkili yer mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin yerel mahkemenin kabulü isabetli görülmemiştir.
O halde dava yetkili mahkemede açılmış olup, bir kısım davalıların yetki itirazlarının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi ve bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin ilam harcının geri verilmesine, 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy