(6762 S. K. m. 1264, 1290) (Sağlık Sigortası Genel Şartları m. 5)
Taraflar arasındaki " sigorta bedelinin tahsili" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.7.1999 gün ve 1372-843 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 11.5.2000 gün ve 3062-4110 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilin davalı şirkete yatırımlı hayat sigorta poliçesi ile hayat sigortası yaptırdığını, 1993 yılından bu yana da "iyileştirme tazminatları klozu" ile sigorta güvencesini devam ettirdiğini, 28.11.1996 tarihinde kalp krizi geçirerek hastahaneye yatıp By-Pass ameliyatı geçirdiğini, ancak ameliyat masraflarının davalı tarafça ödenmediğini ileri sürerek 905.043.348 liranın 5.3.1997 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının günde 2,5 paket sigara içtiğini, yüksek tansiyon ve şeker hastası olduğunu gizlediğini bu nedenle herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının poliçe tazmini sırasında düzenlenen başvuru formunda, günde 10 sigara içtiğini, kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı bulunmadığını beyan etmesine rağmen, hastahane epikriz raporunda günde 2,5 paket sigara içtiği, 15 yıldır şeker ve 18 yıldır yüksek tansiyon rahatsızlığı bulunduğunu bildirdiği, sağlık sigortası genel şartları 5.maddesi gereğince gerçeğe aykırı beyan nedeniyle davalı şirketin cayma hakkını kullandığı, kaldı ki bir an için olayda hayat sigortası genel şartlarının uygulanacağının kabul edilmesi halinde bile, İyileştirme Tazminatları Klozunun diğer şartlar ve kısıtlamalar" bölümünün 6.maddesinde yer alan "iş bu kloz eksik veya yanlış beyan durumunda itirazsızlık durumuna tabi olmadığı" özel şartı nedeniyle sigorta ettirenin gerçeğe aykırı beyan durumunda 2 yıl geçmekle poliçeden cayma hakkının kullanılamayacağı iddiasının da yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, iyileştirme koluzunu taşıyan hayat sigorta poliçesine dayanılarak açılmış tedavi giderlerinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının, poliçe tanzimi sırasında sağlık sigortası genel şartları 5.maddesine aykırı olarak, hastalığı hazırlayıcı bir kısım etkenlerin gizlendiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Mahkemenin bu kanıya varmasına gerekçe olarak davacının hastahanede alınan anamnezindeki beyanı gösterilmiştir. Gerçektende, davacı, sigorta poliçesi tanzimi sırasında günde 10 adet sigara içtiğini, kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı bulunmadığını bildirmiş, hastahenede alınan anemnezinde ise günde 2,5 paket sigorta içtiğini, 15 yıldır şeker ve yüksek tansiyon rahatsızlığı bulunduğunu bildirmiştir.
Tazminat isteminin dayanağını oluşturan Hayat Sigortası Genel Şartlarının 2.maddesinde poliçenin geçersiz olması, ancak gerçeğe aykırı beyan hükmen tahakkuk şartına bağlanmıştır. Öte yandan iyileştirme tazminatı klozu özel şartları 1.maddesinde tazminatın, başvuru formundaki bilgilerin tam ve doğru olarak verilmesi durumunda ödeneceği belirtilmiştir. Mahkemenin davanın reddine gerekçe gösterdiği, hastalık sigortası genel şartları 5.maddesinde ise, sigortalının sözleşmenin yapıldığı sıradaki yanlış beyanlarının kasta yada ihmale dayanması durumu ayrı ayrı poliçeden cayma nedeni olarak gösterilmiştir.
Görüldüğü gibi, poliçeye ekli genel ve özel koşullarda sigortalının yanlış beyanının gerek poliçenin hükümsüzlüğü gerekse poliçeden cayma hakkının doğrulabilmesi için sigortalının sakladığı farz olunan rahatsızlıklarının tazminata konu olan kalp rahatsızlığına neden olduğunu bilebilecek durumda olması
gerekir. O halde mahkemece, davacının gizlediği ileri sürülen hususların kalp hastalığına neden olup, olmayacağını bilmesinin mümkün olup olmadığı kardiyoloji uzmanı bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile belirlenmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan, her ne kadar iyileştirme tazminatları klozunun "diğer şartlar ve kısıtlamalar" bölümünün 6.maddesi uyarınca yer alan eksik ve yanlış beyan durumunda itiraz edilmemekle poliçenin yürürlükte tutulmasının cayma hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesi de dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir. Zira, poliçeden cayma hakkı, ancak süresinde kullanıldığı takdirde sözkonusu olur. TTK.nun 1290. maddesinde bu süre sigortacının gerçeği öğrendiği tarihten itibaren 1 ay olarak düzenlenmiştir. Davalı sigorta şirketine davacının rahatsızlığına ilişkin detaylı tıbbi rapor 26.3.1997 tarihinde bildirilmiş, bilahare aynı rapor tekrar 11.4.1997 tarihinde de ulaştırılmıştır. Buna rağmen davalı sigorta şirketi 12.5.1997 tarihinde poliçeden caymıştır. Mahkemece, bu somut veriler gözönünde tutularak, TTK. 1290.maddesindeki cayma hakkının davalı sigorta şirketince süresinde kullanılıp kullanılmadığı da incelenip sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ve mahkemenin direnme konusu teşkil eden hususlar, davacının hayat ve sağlık sigorta sözleşmesi kurulurken ihbar yükümlülüğüne uyup uymadığı ve davalı sigortacının cayma hakkını süresinde kullanıp kullanmadığıdır.
Cayma hakkının süresinde kullanılmamış olması halinde bu hak düşeceğinden ve dolayısı ile böyle bir durumda sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğüne uymaması sözleşmenin devamını etkilemeyeceğinden Hukuk Genel Kurulu'nca öncelikle,Özel Daire kararının 2 nci bendinde yer alan caymaya ilişkin bozmaya yönelik direnme nedeninin incelenmesi gerekmiş bulunmaktadır.
Konuya ilişkin düzenlemeyi teşkil eden ve can sigortalarında da uygulanması mümkün olan TTK.nun 1290 ncı maddesi hükmüne göre, sigorta ettirenin sözleşme kurulması sırasında gerçeğe aykırı bildirimde bulunulmuş olması halinde, sigortacının gerçeği öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde cayma hakkını kullanması gerekir,aksi halde cayma hakkı düşer. Bu hükme paralel olarak düzenlenmiş bulunan Hastalık Sigortası Genel Şartlarının 5 nci maddesinde ise, sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması halinde cayma hakkı sigorta ettirenin kastı olup olmamasına göre, farklı sonuçlara bağlanmış olup, kasıt halinde sigortacının cayma hakkının kullanılmasını, keyfiyeti öğrendiği tarihten itibaren 1 aylık hak düşürücü süreye bağlanmış bulunmaktadır.
Bu ilke açıklamalarından sonra dava konusu olaya dönüldüğünde; davacı sigorta ettiren, daha önceden başlayan ve devam eden Kâr Paylı Hayat Sigortasına ilâveten davalıya İyileşme Tazminatları Klozu adını taşıyan Hastalık/Sağlık Sigortasını da 4.4.1994 tarihinde yaptırmıştır.Aradan iki yıl geçtikten sonra davacının göğüs ağrısı şikayeti ile hastahaneye 28.11.1996 tarihinde yatırıldığı ve tedavi sonucu 9.12.1996 tarihinde taburcu edildiği, bu konuda hastahanece düzenlenen 9.12.1996 tarihli Epikriz'in faksla sigortacıya intikal ettirilmesinden sonra sigortaca, davacıdan 3.2.1997 tarihli yazı ile bu faks hakkında bilgi istendiği ve davacının caymaya neden olan bütün bilgileri bu faks ve ayrı bir yazı ile sigortacıya iletmesinden sonra , 5.3.1997 tarihli yazı ile sigortacıya, bu sigortanın rizikosunu oluşturan "Kalp Bypass" ameliyatını 10.4.1997 tarihinde olacağını, sigortacının "İyileştirme Teminatı Tazminat Başvuru Formu"nu doldurarak sigortacıya bildirdiği, bu formda da cayma nedenlerinin sigortacıya iletildiği, sigortacının bu aşamada dahi sigortadan caymadığı, riziko yani ameliyatı müteakip Detaylı Tıbbi Raporun 21.3.1997 tarihinde düzenlenip, 26.3.1997 tarihinde raporun sigorta hasar servisine intikal ettirildiği, aynı bilgileri içeren raporun 9.4.1997 tarihinde yeniden düzenlenmesinden sonra sigortacının 12.5.1997 tarihinde cayma hakkını kullandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalara göre , caymaya neden olacak halleri davalı sigortacı, bu bilgileri içeren 9.12.1996 günlü Epiksiz faksı, kendisinin davacıya yönelttiği 3.2.1997 tarihli form faksı, sigorta ettiren davacının cevabi faks ve formları ve nihayet 5.3.1997 tarihli riziko bildirim formu içeriği ile sigortacının en geç bu
tarihlerde öğrendiği ve bu tarihlerden itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde bu hakkını kullanmadığı, rizikonun gerçekleşmesinden sonra alınan ikinci doktor raporuna dayanak cayma hakkını 12.5.1997 tarihinde kullandığı anlaşılmakla,sigortacının cayma hakkından artık yararlanamayacağı sabit bulunmaktadır.Her ne kadar anılan poliçenin özel şartlarının da Diğer Şartlar ve Kısıtlamalar başlığı altında 6.maddede "işbu kloz eksik veya yanlış beyan durumunda itirazsızlık durumuna tabi değildir" hükmüne yer verilmişse de, bu hüküm sigorta ettirenin aleyhine sonuç doğurduğundan TTK.nun 1264/4 ncü maddesi hükmü uyarınca geçersiz bulunmaktadır.
Açıklanan bu durum karşısında, cayma hükümsüz olduğundan taraflar arasında yürürlükte bulunan ve geçerli bir sağlık sigortası sözleşmesi bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın direnme yoluyla reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı,HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy